ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
UĞUR IŞILAK’IN “DÖNEKLİK” CEVABINA CEVAP / Yıldıray Çiçek 19173 okunma - 13.02.2005



Sanatçı Uğur Işılak’ın kendisine yazdığımız yazıya
gönderdiği cevabı dün sizlerle paylaşmıştım.



Biz sadece ortada olanları yorumlamamıza rağmen, Uğur
Işılak’ın hayranları bizim yazımızı fitne-fesat çıkarmakla ve sanatçıyı
kamuoyuna yanlış tanıtmakla suçlamaktadırlar.



 Uğur Işılak
hakkında bu yazıyı yazarken kesinlikle böyle bir düşünce ile görüşlerimi
açıklamadım.



Uğur Işılak’ın eserlerini beğenerek dinleyen ve
toplumdaki yozlaşma ve bozulmaya karşı bir serzeniş olarak meydana
getirdiği “Bezmişim”isimli klibini web sayfamın ana bölümünde, uzun
bir süre giriş müziği olarak yayınlamış birisiyim.



Uğur Işılak her ne kadar geçmişini inkâr etse de,
sanatsal eserleri ve televizyon ekranlarında vermiş olduğu milli ve manevi
mesajlarla farklılığı her halinden anlaşılmaktadır. Yazdığımız yazıda da yanlışlarına
dikkat ederse, bunun daha net ortaya çıkacağını ifade ettik.



Uğur Işılak’ın geçmişi ve şimdiki hali arasındaki
ayrıntıları ortaya koymamızdan kimsenin gocunmaması lazımdır. Çünkü hepsi birer
hakikattir.



Bizim kızgınlığımız inkârcılığa ve bu inkârcılığı
perdelemeye çalışan kişileredir.



 Yoksa Uğur
Işılak’ın nerede ve nasıl bulunacağı şu vakitten sonra bizi fazla
ilgilendirmiyor.



Çünkü verdiği cevap aralarındaki satırlarda da, dönek
olmadığını iddia ederken “Geçmişte Ülkücüydüm”deme cesaretini de
gösterememektedir.



Bu noktada yazımız sonrası gelen e-maillerden bir
tanesini sizinle paylaşmak istiyorum. Bunlardan birisi Murat Çetinkaya isimli
bir gönüldaşımızın mesajı:



 Tarih 1986-87 Merhum Başbuğumuz Hürriyetine
kavuşmuş ve Avrupa seyahatinde, Almanya’nın Hamm kentinde,(Ülkü şöleni Gecesi)!
Avrupa’nın her köşesinden Ülkücüler akın akın bu geceye davet buyurmuş,
başbuğlarıyla doya doya hasret gideriyorlar! Evet bu idealist insanların
içerisinde, elinde bir saz, genç ve çömez bir genç! Söylediği sözler aynen şunlar:
Başbuğumun elini öpmeden, sazıma mızrabımı vuramam´,der ve binlerce Ülkücü
kardeşlerimin gözü önünde sahneden atlar, ve başbuğumuzun ellerini öper!
Bahsettiğim genç Uğur Geylani Işılak! Ne hikmetse her şey yalan oldu, unutuldu,
gitti ,bitti! “



 Uğur Işılak yayınladığı cevabında, bizim
haddimizi aşarak tartışma ortamı yarattığımızdan bahsediyor.



Fakat biz ortaya koyduğu kendi davranışlarının
çelişkilerini soruyoruz.



Bunu sormakta hakkımız olduğu inancındayım.



Hiçbir zaman Ülkücü olmadığını söyleyen ve Ülkücü
muhtevada çıkardığı kasetleri inkar etmesini sorgulamak ve Abdullah Öcalan’ın
siyasi kuruluşu gibi çalışan bir parti için “DEHAP(PKK) çağırsaydı
oraya da giderdim”
sözlerini tartışmak fazla abes olmasa gerek !



Her şey gayet net bir şekilde görülürken ve ortadayken
Uğur Işılak’ın “Suç isnad eden, ispat etmekle mükelleftir” sözünü
yorumlama ihtiyacı dahi hissetmiyorum.



 Dönekliliği “hakikate biraz daha
yaklaşma ve tekâmül etme” 
olarak değerlendiren kişinin, inkâr ederek
ve geçmişinde dürüst olmayarak eriştiği noktada vicdanı ile yüzleşmesini
istiyoruz. 



‘Davayı yaşamak ve yaşatmak’ herkesle beraber olmak değil, onları da o noktaya getirebilmektir.



Ne garip ve tuhaftır ki, Uğur Işılak’ın “Haydi
Anadolum”
 isimli eserini seçim çalışmalarında kullanan iktidar,
Türkiye’yi ABD ve AB’nin talimatları ile yönetmektedir.



Yine bu iktidar Türklüğe karşı giriştiği savaşla
meşhur olmuş, İslam’a da Hristiyan ve Yahudilerden aldıkları övgü ve “cesaret ödülü” ile ihanet etmektedir.



 İktidarın fon
müziği “Haydi Anadolum” eşliğinde
bugün Anadolu coğrafyasında karanlık adımlar atılmaktadır.



Madem ‘milliyetçi
ve muhafazakârsınız’
eserlerinizi kimler takkiye yaparak kullanıyor, buna
da dikkat etmek sizin mecburiyetiniz.



Konser için “DEHAP çağırsaydı oraya da
giderdim” 
sözünüzü “kelleyi koltuğa alıp” davayı
savunmak olarak örtmeye çalışmanız, sadece basit bir örtbas yöntemidir.



Hayalcilikten öte hiçbir şey ifade etmemektedir.
Potansiyel oluşturmak adına söylenmiş bu söz, sizi yıpratmaktan ve lekelemekten
başka neyi ifade eder?



Ne DEHAP sizi çağırır, ne de siz bu söz üzerine
yücelirsiniz.



 Ben ne
sanatçılık adı altında bölücülük yapanların kasetini aldım, ne onların
reklamını bugüne kadar yaptım.



Onlara oldukça ağır ifadelerle yazmış olduğum yazılar,
arşivimde mevcuttur. Her şart ve zeminde onlarla mücadele etmekteyim.



“DEHAP çağırsaydı oraya da giderdim” diyebilen Uğur
Işılak’ın en büyük reklamı kendisinin yaptığını görememesini de büyük bir
eksikliği olarak kabul etmesi gerekmektedir.



Uğur Işılak’ın Akşam Gazetesi ile yaptığı söyleşide
kullandığı cümleler geçmişinde Ülkücü kimliğini taşımış, milliyetçi-muhafazakâr
olduğunu söyleyen birisi için bir talihsizliktir. 



‘Takdir ‘ edilmeyi
bekleyen Uğur Işılak, öncelikle inkârını ortadan kaldırmalı ve ilk çıkardığı
kasetlerini gömdüğü yerden çıkarmalıdır. “Tek istirhamım, kendileriyle
bir an evvel hesaplaşıp hatalarını farkederek büyüklüklerini ortaya
koymalarıdır.” 
diyen Uğur Işılak, asıl hesaplaşmayı kendi vicdanı ile
yapmalıdır.



Biz hep büyük olduk ama küçük hesaplara kurban edildik.
Biz hep büyük okyanus olduk ama küçük derelere değiştik!



Ne diyelim dönmeyenlere selam olsun !..




ZAVALLI BİZ..
NASIL BİR MAKUS TALİHİMİZ VAR AMALE YEVMİYESİYLE CALIŞARAK EVİMİZE EKMEK GÖTÜRÜRKEN ÜLKÜMÜ HAYKIRDIKLARINI DÜŞÜNDÜKLERİMİZİN KASETLERİ VE KONSERLERİNİ KIT KANAATLERLE ABAT EDERKEN BUNLARI HESAP EDEMEDİK ZAVALLI BİZ...Mİ YOKSA ONLARMI....?? BEN HAKKIMI HELAL ETMİYORUM YA SİZ...??
HÜSEYİN YILDIRIM22.12.2013