ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
ESİR VE KÖLELER KURTARILMALI / Yıldıray Çiçek 4775 okunma - 18-Eylül-2007 Sali
(AB)-(D)ullah Öcalan, İmralı'da adını vererek, eşbaşkanlarını atayarak kurduğu DTP isimli partiye yönelik, son avukat görüşmelerinde sert ve ciddi(!) uyarılarda bulunmuş ve DTP'lilere şöyle seslenmiş:

"Siyaset ciddi bir iştir, siyaset yapılacaksa bunu doğru yapmak gerekir. Siyaseti yapanların bunları görmesi gerek yoksa yaptığı siyaset olmaz. İşte görülüyor, ağzımı açtığımda hücre cezaları gündeme geliyor. Ben bunları tekrar tekrar söylemekten de yoruluyorum, zorlanıyorum. Bazıları şikâyet ediyor. Böyle siyaset olmaz. Siyaset ciddi bir iştir, yapacaksanız ciddi ciddi yapın. Öyle şikâyetle ağlayarak siyaset olmaz. Böyle ciddiyetsiz siyasetiniz devam ederse beni sevenlere, taraftarlarıma artık sizi desteklemediğimi söylerim."

(AB)-(D)ullah Öcalan, İmralı'da avukatları aracılığı ile söylediği bu sözler, Öcalan ve DTP arasındaki ilişkiyi gözler önüne sermektedir. Öcalan DTP'yi kendi çizgisine tam olarak uymamakla suçlamaktadır. Ve böyle devam etmeleri halinde desteğini çekeceğini söylemektedir.

Belki bölücübaşı bu desteğini çekerse, Öcalan'ın elinde esir ve köle gibi kendilerini ispat için sürekli devleti hedef haline getiren DTP'liler normalleşir…

Türk milletine acıdan başka bir şey yaşatmayan (AB)-(D)ullah Öcalan ile DTP'liler arasında iletişim koparılmalıdır.

Bu iletişim koparılırsa, kan ile beslenen vampir Öcalan'ın besin kaynakları kurutulmuş olur.

Güneydoğu Bölgesi'ndeki halk üzerinde korku yaratarak, zorla taraftarı haline getiren (AB)-(D)ullah Öcalan, bugün DTP'lileri "taraftarlarıma artık sizi desteklemediğimi söylerim." şeklinde tehdit etmektedir.

Türk Devleti öncelikle büyüklüğünü göstererek, DTP'lileri (AB)-(D)ullah Öcalan'ın elinden kurtarmalıdır.

O ruh hastasının elinden kurtarılacak her DTP'li belki de hatalarının farkına vararak, Öcalan'la birlikte Türk milletine acı yaşatma ortaklığından vazgeçecektir.

DTP'liler belki iç dünyalarında, devlet tarafından uzatılacak bir el beklemektedir.

Y oksa toprak ağası olan, şatolarda yaşayan DTP Genel Başkanı Ahmet Türk'ün ruh hastası (AB)-(D)ullah Öcalan ile ne işi olabilir?

Devleti yönetenler bunlara tavizler vermek yerine, olaylara bu yönden bakarak çözüm yolları aramalıdırlar.

(AB)-(D)ullah Öcalan'ın bölücü örgüt üzerinde etkisi tamamen kalkmak üzeredir. Kandil Dağındaki kamplarda bulunan teröristler, ABD'nin kontrolü altına girmiş ve yeni hedeflerde dün olduğu gibi bugün de maşa olarak kullanılmaktadırlar.

Silahlı terörist gücünü başkasının kullandığı Öcalan, siyasi gücünün de elinden kaybolmak üzere olduğunun farkına vardığı için, son avukat görüşmelerinde sık sık DTP'lilere uyarı yapmaktadır.

DTP'lilerin giyimlerine, oturmalarına, yürümelerine, yedikleri yemeklere kadar karışmasının altında yatan tek psikoloji, artık fazla itibar görmemesidir.

Geçtiğimiz günlerde yazdık ve orada da ifade ettik. Öcalan'ın PKK'yı İmralı'dan idare etme rahatlığına son verilmeli ve dışarıdaki yeni Öcalan olma hedefindekilerin önüne geçilmelidir.

Teröristin cezaevinden alınıp, T.B.M.M'nde milletvekili yapıldığı Türkiye'de bu mümkün görünmüyor ama Türk devletinin asli unsurları bunun önlemlerini almalıdır.

Türkiye'yi yönetenler küçük davranışlar içinde bulunsa da, Türk devleti büyük bir devlettir.

Terörle profesyonel bir anlayışla mücadele edilmelidir.

Bu mücadele de, en ince ayrıntı düşünülmelidir. İşte o zaman bölücü zihniyetlerin yaşaması mümkün değildir.

Bölücübaşı cezaevinden örgütü yönetirse, terörist cezaevinden alınıp milletvekili yapılırsa, belediye başkanı kendi eliyle PKK'lıların leşlerini gömerse ve bu duruma devleti yönetenler müsaade ederse, bu nasıl mümkün olsun?

(AB)-(D)ullah Öcalan,DTP'ye küseceğini açıkladı. DTP ,Öcalan'ın elinde esir ve köle olma psikolojisi ile hareket ederse, bundan sonra kendini ispat için, teröre destek verme limitini artırabilir. Bu konuya devlet dikkat etmelidir.

Ama devletin asıl yapacağı Öcalan'ın elindeki esir ve köleleri kurtarmak olmalıdır

Makaleyi Hemen Yorumla