ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
NE HALE GELDİK? / Yıldıray Çiçek 5099 okunma - 18-Eylül-2007 Sali
Son yıllarda Türkiye’de yaşanan toplumsal olayları görünce, sağlam ruh sahibi insanların bile sağlığını yitirmemesi mucize olmaktadır.

Yaşanan olaylara baktığımızda “nereye gidiyoruz?” sorusunun cevabı “felakete doğru gidiyoruz” olmaktadır.

Maddiyata dayalı oluşturulan sistem, insanların maneviyatla beslenmesini bozup, sosyal sapık üreten bir hale getirmektedir.

Son yıllarda öylesine kanı donduracak örnekler var ki, hangi birini sayacağımızı şaşırıyoruz. Uzaklara gitmeden sırf geçen hafta yaşanan iki olaya bile bakmamız yeterlidir. Birisi insan eti yiyen, diğeri de çay demlemedikleri için anne ve babasını öldüren kişiler…
Ankara’da insanları öldürüp, etini yiyen yerli Hannibal Özgür Dengiz isimli sapığın ifadelerini okurken, toplumsal dehşetin, ruhsal bozukluğun ne derecelere geldiğini görebiliyoruz. ”İnsan eti ve kan kokusuna dayanamıyorum” diyen bir insanın ruh hali nasıl bir düşünce barındırıyordur acaba?

Bu haberi okurken dehşeti tüm vücudumuzda hissederken, aynı haberin altında bir başka dehşet verici haber yer alıyordu.

Anne ve babasını öldüren genç “Onları çay demlemedikleri için öldürdüm” ifadesi ile akıllara durgunluk veriyordu.
Örneğini verdiğimiz bu iki hadise bile insanların ne hale
geldiğini göstermeye yetmektedir.

Gazeteler ve televizyonlar, her gün bu ve benzeri haberlerle dolup, taşmaktadır.

İnsanlar artık kötülük noktasında birbiri ile yarışmakta, birbirinin kötülüğünü galip çıkarma hevesindedir.
Müslüman-Türk olma özelliklerine yakışmayan bir toplum haline doğru sürüklenişimiz bizleri kaygılandırmaktadır.

Sadece midesini düşünmeye duyarlı hale getirilen insanlar, bunun için herşeyi mübah görmektedir. Bunun için manevi her değerini ayaklar altına almaktadır.

Miras için annesini, babasını, kardeşini öldüren insanlar bu toplumun sık görmeye alıştığımız gerçekleri olmuştur. Bu dehşet manzara herkesi ürkütmesi gerekirken, çok sık görülmesinden dolayı artık herkeste sıradan bir hal almıştır.

Ruh sağlığını günden güne yitiren toplum içinde artık suç makinesi türemektedir.

Sosyal kokuşma, sosyal çürüme ülke atmosferini kaplamış durumdadır.

İnsan eğitimindeki kolaycılığa kaçışımız, hedefsiz, kimliksiz, maneviyatsız bir yığın oluşturmamız, istenmeyen bu manzaraları oluşturmaktadır.

İnsana verilen, ailede ve okulda başlayan temel eğitim çok önemlidir. Bu eğitim toplumların sağlıklı gelişmesinde en büyük etkendir. Ama bizde eğitim dendiği vakit, üniversite diploması elinde bulundurmak yeterli sayılıyor.

“Ağaç yaş iken eğilir” misali burada anlamını kazanmaktadır.

Çocuk iyiliklere, güzelliklere, manevi değerlere yönelik eğitilirse verim bu manada, yok eğer kötülüklere, çirkinliklere, manevi değersizliklere yönelik eğitilirse verim o şekilde ortaya çıkar.

Milli eğitim sistemindeki bozukluklar bugün kendini bir sahnede gibi göstermektedir. O sistemin yetiştirdikleri bugün toplumda tüm olumsuzluğunu yansıtmaktadır. İstisnalar da çok ama olumsuzluğun artışı buna bağlı gelişmektedir.

Toplum, Milli-Manevi değerleri ile yeniden inşa edilmezse, çürümüşlük bir gün gelip herkesi vuracaktır.

Sırf gazetelerin üçüncü sayfalarını okumanız bile, Türkiye’nin nereye gittiğini göstermektedir.

O sayfalara dikkatlice bakıp, herkes kendi çevresindeki sorumluluğu üzerine alsın… Yeni nesillere sahip çıkın, ki geleceklerimiz aydınlık ve huzur dolsun…

Şu mübarek günler hatırına herkes olanları, yaşananları düşünsün ve bundan sonra olacakların önüne geçsin…

Makaleyi Hemen Yorumla