ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
ETİK HABER’E GELEN ÖNEMLİ BİLGİLER / Yıldıray Çiçek 5747 okunma - 13-Nisan-2008 Pazar
Milliyetçi, vatansever çizgide sorumluluk sahibi olan ve bu çizgide yayın yapan Etik Haber sitesi, güncel konularda gündemi belirlemeye, olayların gerçek yüzünü aydınlatmaya devam ediyor. Geçtiğimiz günde “Akdeniz Üniversitesinde Şok İlişkiler” başlıklı bir haberle, hem gündeme ışık tuttu, hem olayların gizlenen gerçek yüzü ile ilgili bir habere imza attı. O haberin tam metni şöyle:

Akdeniz Üniversitesi'nde 4-5 Nisanda meydana gelenler olaylar sonrasında ülkenin gündemine oturdu.
Medya olayları, sadece provokatör üzerinden ve bir sağ-sol çatışması şeklinde yayınlayarak oradaki PKK sempatizanı kişilerin saldırı ve baskılarını örtme girişimine girdi.
Olayların gerçek yüzünü ise sadece EtikHaber dile getirdi. Olayların PKK sempatizanları tarafından yapıldığını ve uzun süredir devam ettiğini belirtmiştik. Ve önlem almadığı içinde Rektör Prof. Dr. Mustafa Akaydın'ın istifa etmesi gerektiğini söylemiştik.
EtikHaber'de çıkan haber ve köşe yazıları sonrasında Rektör Akaydın basın tarafından hedef haline getirildiğini ve olaylarda sorumluluğunun olmadığını belirten bir açıklama yaptı.
Ancak, bu açıklama Etik Haber'in sorularına hiçbir şekilde cevap veremedi ve kamuoyunu tatmin etmedi.
Ve Etik Haber kimsenin yayınlayamadığı bilgileri siz değerli okuyucularına vermeye devam ediyor. EtikHaber'e gönderilen mailde şu bilgilere yer veriliyor.
Aldığımız bilgilere göre, Akdeniz Üniversitesi'nde yaşanan olaylar sonrasında 7 Nisan günü PKK terör örgütü sempatizanı kişilere destek vermek için yapılan gösteride güvenlik ve polis göstericilerin kampüs içine girmesine izin vermezken, Akdeniz Üniversitesi İktisat Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Nergis Mütevellioğlu Schulze (ki kendisi sol partilerde siyaset yapmaya başlayıncaya kadar Türk soy ismini kullanmıyordu) rektörü arayarak göstericilerin kampüs içindeki çarşıya kadar yürüyüş yapmaları için bizzat izin alıyor. Ve bu göstericilerin en ön saflarında KESK üyesi öğretim elemanları ve personel bulunuyor.

Bir başka önemli bilgi ise, 6 Nisan Pazar Günü elinde sopalarla PKK sempatizanı grup tarafında kavgaya karışan Mehmet Nas isimli İktisat Fakültesi öğrencisinin aynı fakültenin "öğrenci işleri" bürosunda kısmi zamanlı öğrenci olarak KESK üyesi idari personelin gözetiminde görev yapmakta olduğudur.
Aynı kişinin DTP Gençlik Kolu üyesi öğrencilerin kayıt işlemlerini elden takip ettiği de tüm okul tarafından bilinmekte...
Şimdi soruyoruz yukarıda yazılan iddialar ışığında ihmalinin ve sorumluluğunun olmadığını söyleyen Sayın Rektöre;
1- Okulunuzdaki PKK sempatizanlarına destek vermek için yapılan gösteriye emniyet birimlerinin izin vermemesine rağmen, siz hangi amaçla izin verdiniz?
2- Okulunuzun öğretim elemanlarının ve personelinin Türk Bayrağı'na düşmanlık yapan grupla birlikte bu şekilde gösterilere katılmasını ne kadar doğru buluyorsunuz?
3- PKK sempatizanı eylemlerde sizin burs kapsamında görevlendirdiğiniz öğrencilerin olmasına ne diyorsunuz? Bu öğrencilerin yaptığı eylemlerden ne kadar bilgi sahibisiniz?
4- Bu sorulardan sonra hala "olaylarda ihmalim ve sorumluluğum yok" demeye devam ediyor musunuz?

5- Eğer öyle demeye devam ediyorsanız sizde bazı öğretim elemanlarınız ve personeliniz gibi bu PKK sempatizanları ile birlikte daha önce herhangi bir gösteriye ya da yürüyüşe katıldınız mı?
6- Rektörlük olarak yukarıdaki bilgilerin gerçeği yansıtmadığını iddia ediyorsanız rektörlüğün bu konudaki açıklamalarını da yayınlamaya hazırız.


www.etikhaber.com

OLAYLARI TEK YÖNLÜ VE TARAFLI GÖRENLERE TEPKİLER..

Üniversitelerde, son günlerde emniyetin yapmış olduğu operasyonlarla birlikte, PKK’lı öğrencilerin, üniversitelerde nasıl örgütlendiği net bir şekilde görünmektedir.Türkiye’nin birçok üniversitesinde meydana gelen olaylarda, PKK’lı öğrencilerin varlığı,tahriki ve saldırıları tescillenmiştir. Medyanın büyük bir bölümü maalesef bunu perdelemeye, üstünü örtmeye çalışmaktadır. Medyanın bir kısmı, olayları, hep Ülkücü gençliğine ihale etmeye çalışmaktadır. Saldırıya uğrayan, sürekli tahrik edilen Ülkücü gençlik olurken, medya olaylarda PKK’nın ismini gizlemek için her türlü hüneri sergilemektedir. Bu kalemlerden biri olan Hürriyet Gazetesi’nin kadrolu MHP takıntılı yazarı Mehmet Yılmaz hakkında, geçen günlerde bir cevap yazısı yazmıştım.

O yazıma destek mahiyetinde birçok e-mail ve cep mesaj aldım. O yazıma bir değerlendirmede, yeni göreve atanan MHP Sivas İl yönetiminde,2.Başkanlık görevine getirilen, idealist ve genç Doktor Ülküdaşım tarafından gönderildi. Değerli Ülküdaşım Volkan Uygunuçarlar, gönderdiği e-mailinde, MHP takıntılı Mehmet Y.Yılmaz ve benzerleri için şu yorumlarda bulunmuş:

“Sayın Yıldıray Çiçek, öncelikle yazınızda yapmış olduğunuz aydınlatıcı tespitlerinizden dolayı teşekkürlerimi sunarak başlamak istiyorum.
Geçtiğimiz günlerdeki Akdeniz Üniversitesinde meydana gelen olayları, sağduyulu hiçbir bireyin kabullenmesi mümkün değildir. Olayları gerçekten üzüntüyle izledik. Ama ilginç olan köşe yazarlarının olaylar sonrası yazdıkları yorumlarıdır.
Bu yorumlar yazar ile araştırmacı yazar arasındaki farkı çok iyi tespit etmemiz gerektiğini gösterdi bizlere. Bazı köşe yazılarını okuduğumda Türkiye'nin aydınlık geleceğinin mimarları olarak gördüğümüz gazetecilik ve yazarlık kimliğinin bazı insanlar tarafından sadece maaşlı bir iş olmaktan öte gitmediğini gördüm. Mehmet Y.Yılmaz’ın yazısı ise bu düşüncelerimi daha da belirginleştirdi. Yazının başlığı "MHP sempatizanı olmasına hiç şaşırmadım" idi. Yazının içeriğini hiç okumadan hatta okusanız dahi beyninize empoze edilmek istenen ana tema başlıkta mevcut. Bir partiyi, bir hareketi zan altında bırakmak bu kadar kolay olmamalı. Biraz vicdan! Ülkü Ocaklarında yetişmiş bir tıp doktoru olarak ben, kulaktan dolma fakat gerçek bir yön taşımayan yada araştırmacı yazar kimliğinin araştırmacı kısmını kullanmadan, Ülkücü hareket üzerine yorum yapan bu beyefendiyi Ülkü Ocakları’nın karakterli, şahsiyetli, milli şuura ermiş Türk gençleri yetiştiren, fakülte eğitimini başarıyla tamamlayıp, aziz milletimize hizmet eden gönül sevdalılarının yetiştirildiği yer olarak bilmesini isterim. Sayın liderimiz Dr.Devlet Bahçeli'nin gençliğin eğitimine ne kadar önem verdiği ise aşikârdır. Ülkü Ocakları Genel Başkanı Harun Öztürk de bu yönde hareket eden üst düzey eğitime sahip genel başkandır. Ve MHP mensupları ve Ülkü Ocakları gençleri de bu doğrultuda sağduyulu, Türk milletinin geleceği üzerine fikir geliştiren bireyler olarak yetiştirilmektedir.
Tabi ki Akdeniz Üniversitesindeki olayları ve malum şahısları herkesten çok kınayan bizleriz. Liderimiz Devlet Bahçeli’nin yaşanan olaylar sonrası, ortaya koyduğu eylem ve söylemlerde herkesin takdirini kazanmıştır.

PKK’lı grupların, Akdeniz Üniversitesi’nde hâkimiyet kurmak için çıkarmış olduğu kavgaları görmeyip, sadece Ülkücülere olumsuz imaj çizmek için, tek taraflı ve bir provokatörün eylemini genelleme yapıp, tüm Ülkücü Hareketi zanlı gibi göstermeye çalışmak, aziz milletimiz için vahim sonuçlar doğurabilecektir. Hele hele sağ-sol kavgası gibi olayı gösterip, PKK’yı koruma çabası çok sinsi bir oyundur. Milleti yüceltme ülküsü ile yetişen, vatanın bekası için donanım kazanan gençleri bu şekilde kötü bir imaja yerleştirme çabaları, Türk milletinin varlığı için vurulmuş büyük bir darbedir.

Bu tip oyunlar da, Liderimizin belirttiği gibi, MHP mensupları ve Ülkü Ocaklı gençler asla taraf olmayacaktır. Bizlerin taraf olacağı tek konu aziz milletimizin bekasıdır. Gazetenize veya ofisinize, günlük kim bilir, kaç kişi ziyarete geliyordur. Sizi ziyarete gelen yada sizin her okuyucunuz sizi temsil edebilir mi? En azından bizim anlayışımızda sizi, sizin yazılarınız temsil eder. Bizleri de parti mensuplarımız ve ülkü ocaklı gençlerimiz temsil etmektedir, kimlik - kişilik çatışması yaşayan bireyler değil! O yüzden Mehmet Y.Yılmaz ve benzerlerinin, kalemlerini, Ülkücü Harekete yönelik düşmanlık merkezli değil, gerçekleri yansıtmak için kullanmaları çağrısını yapıyorum.”

Makaleyi Hemen Yorumla