ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
ÜLKÜ OCAKLARI GENEL BAŞKANI HARUN ÖZTÜRK İLE SÖYLEŞİ / Yıldıray Çiçek 9007 okunma - 12-Mayis-2008 Pazartesi
Başbuğ Türkeş’in Türk milliyetçilerine bıraktığı en büyük emanetlerden birisi MHP, diğeri de sizin Genel Başkanı olduğunuz Ülkü Ocakları’dır. Böyle kutlu bir emanete sahip çıkmak sizde nasıl bir sorumluluk duygusu yaşatıyor?


Bir kutlu emaneti sırtlayarak onu daha iyiye taşıma kaygısı, bu sorumluluk duygusunun başında geliyor. Herşeyden evvel merhum Başbuğumuzun bu kutsal emanetinin binlerce yıllık Türk tarihinin temel dinamikleri üzerine miras alınmış olması ve aynı zamanda da bu tarihi geçitte seleflerimizin manevi hatıralarının varlığı bu bakımdan oldukça mühim. Zira Ülkü Ocakları denildiğinde sadece 1960’lara uzanan bir dar zaman dilimi değil, Başbuğumuzun da emanet aldığı bir misyon akla gelmelidir. Bu misyon, Mete’den Bilge Kağan’a, Hoca Ahmed Yesevi’den Hacı Bektaş’a bir milleti derleyen toplayanların buluştuğu çatıyı ayakta tutma misyonudur. İnancımız ve imanımız gereği biz bu sorumluluk anlayışımızın bizim kader çizgimizde şaşmaz bir görev olduğuna inanmaktayız. Yine bu hususta feyzimizi merhum Başbuğumuzun şu sözlerinden almaktayız: “Vazifemiz; “Allah, hiçbir nefse taşıyamayacağı yükü yüklemez’ inancı içinde çalışan, yürüyen, bu insanların inançları ile istihza ve istiskal değildir. Onların yükünü omuzlamaktır. Onların haklarını çalanlarla; rızklarına, emeklerine el uzatanlarla mücadeledir.”


Milyonlarca Türk gencini bünyesinde barındıran, eğiten, onlara Türklük gurur ve şuuru, İslam ahlak ve fazileti kazandırmayı misyon edinen Ülkü Ocakları olarak, Başbuğ Türkeş’in mirasını yaşatmak için ne gibi faaliyetlerde bulunmaktasınız?


Ülkü Ocakları bilindiği gibi bir eğitim ve kültür vakfıdır ve faaliyetlerini bu iki alana yoğunlaştırır. Bu durum aslında ülkemizin ve toplumumuzun içinde bulunduğu şartlar da göz önüne alındığında bir gerekliliktir. Açıkça görülmektedir ki bu durumun başlangıç noktasında gençlik bulunmaktadır. Ancak kurtuluş ve yükseliş de yine gençlik ile olacaktır. Nitekim Başbuğumuz merhum Alparslan Türkeş Beyefendi, gençliği toplum yapısının temel güç, enerji ve ümit kaynağı olarak tanımlarken gençlikten beklentisini de şöyle açıklamıştır: “Biz Türkiye’de fikir, ruh ve beden sağlığı, fikri hür, vicdanı hür, ezilmeyen ve ezmeye hevesli olmayan yüksek bir iradeye sahip, devletin ve milletin geleceğini, sorumluluğunu taşımaya hazırlanan, nefsine güveni olan bir gençlik istiyoruz.”
Sayın Genel Başkan’ımız tarafından “Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsız, Türk Milleti’nin hür geleceğinin teminatı” olarak tanımlanan Türk gençliği, bu sorumluluğu yerine getirebilecek bir gençlik modeli hedefinde bugün faaliyetlerini hızla devam ettirmektedir. Türk gençliğinin en önemli meselelerinden olan Türk kültüründen bihaber tamamen yabancı kültür öğeleri ile yetişme durumunu yok etmek, Ülkü Ocaklarının faaliyet basamağının en üst noktasındadır. Özellikle Batı tarafından dayatılan ve Batının temel değer ve yargılarını taşıyan kavramlarla düşünce hayatından soyutlanmaya çalışılan Türk gençliğinin bu anlamda milli bir düşünce yapısıyla yoğrulması Türk toplum ve devlet yapısının devamı için önemlidir.
Ülkü Ocakları bu milli ülkü hedefini gençlere aşılamaya çalışırken diğer taraftan da gençlerimizi çağın gerekliliklerine uyacak şekilde ileri düzeyde bir mesleki ve entelektüel birikime sahip olmaları için faaliyetlerini yönlendirmektedir. Bu amaca yönelik eğitim ve kültür faaliyetleri Ülkü Ocaklarının faaliyet alanını belirlemektedir.


Türkeş çizgisinde, MHP ve Ülkü Ocakları’nı yaşatan Türk Milliyetçiliğinin Lideri Devlet Bahçeli’nin sizlere işaret etmiş olduğu yolu ve bu yolda vermiş olduğu milli haritayı anlatır mısınız?

Türk Milliyetçiliği hareketi sistematik bir fikir sistemine dönüştüğü süreç ile birlikte Türk Milliyetçiliği ve onun çelikleşmiş hali olan Ülkücü Hareket, Türk milletini hak ettiği seviyeye çıkarma hedefinden şaşmamıştır. Liderimiz, gençliğimizin milli ve manevi değerlere sahip bir halde, bilgiyle donanmalarını ve çağın yeniliklerini takip ederek kendilerini yetiştirmelerini arzu etmektedir. Bu çerçevede de bizlere yol göstermekte ve ufkumuzu genişletmektedir. Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli Bey’in bu hedefi “2023 Lider Ülke Türkiye” olarak daha da somutlaştırmıştır. Cumhuriyetimizin 100. yılında Türk milletini ve Devletini hem toplumsal bütünlük, refah ve hürriyet açısından hem de milletlerarası arenada saygınlık ve yeri bakımından layık olduğu yere çıkarmak, Ülkücü Hareketin yol haritasıdır. Bu harita aynı zamanda Türk gençliğinin bugününü, yarınını ve varoluş sebebini açıklayan bir hedeftir. Sayın Genel Başkanımızın verdiği bu milli harita hedefe nasıl kavuşulacağını ve aynı zamanda hedefin nasıl yaşanacağını göstermektedir. İlk olarak Ülkücü Hareket ve tabii ki Türk milleti bu milli ülkünün etrafında birleşmelidir; bu milli ülkü ile pişmelidir. Türk toplum ve kültür yapısını maddiyat üzerine kurulu “tüketim kültürü” pençesinden kurtarmak da haritanın en önemli aşamalarındandır. Türk gençliği bu pençe altında yok edilmeye çalışılmaktadır. Damarda akan kan gibi bedene hayat ve enerji taşıyan, milleti ayakta tutan gençlik bu milli haritada yerini almalıdır. Ülkü Ocakları da bir önceki sorunuzda verdiğimiz cevapta da görüldüğü gibi Türk gençliğinin “2023 yolunda” beklediği ahlak ve hedef doğrultusuna yöneldiği kurum olduğunun şuuruyla “2023 haritasını” benimsetmektedir.

Türk milliyetçiliğinin Bilge Lideri Devlet Bahçeli, Türk gençliğinin önüne 2023 vizyonu koyarak, dünyada her yönden Lider Türkiye ülküsüne uygun genç beyin yetiştirme anlayışını Türk Milliyetçiliğinin olmazsa olmaz şartı olarak görmektedir. 2023 vizyonuna yönelik genç yetiştirme noktasında, Ülkü Ocakları’nın sorumluluklarını biraz izah eder misiniz?

2023 Vizyonu, Liderimiz Devlet Bahçeli Bey’in “ülkücülüğümüze” yaptığı tanımın hedefleşmiş somut halidir. 2023 vizyonu Türk milletini en kısa zamanda modern uygarlığın belirleyicisi haline getirmektir. Ülkü Ocaklarının en büyük sorumluluğu Türk gençliğini bu süreç için yetiştirmektir. Bu yetiştirme sürecinin birinci aşaması da gençliğe bir fikri şuur aşılamak; Türk milliyetçiliğini gençler için bir “düşünce sistemi” haline getirmektir. Türk Milliyetçiliği fikir sistemi gençlerimize “Türkçe düşünme” ilgisi kapasitesini arttırıcı bir etkide bulunurken millilikten feyz alan projelerle ülke gelişimine katkıda bulunmalarını sağlayacaktır.
İkinci olarak, Ülkü Ocakları toplumsal birlik ve bütünlüğü de 2023 yolunda kendisine bir sorumluluk olarak kabul etmektedir. Etnik merkezli çatışmalara doğru sürüklenmeye çalışılarak toplumda adeta bir kutuplaşma ortamını oluşturan güçlere karşı, Türk milletinin birlik ve bütünlük içerisinde hareket etmesini sağlamak da her ülkücünün sorumluluğudur.

Sayın Başkan, Türkiye’nin birçok yerinde ve son olarak Akdeniz Üniversitesi’nde öğrenci olayları yaşandı. Medya bu olayları sağ-sol kavgası olarak göstermeye çalışsa da, bu olayların gerçek yüzünde PKK’nın öğrencilere saldırıları vardı. Ülkü Ocakları olarak sizler bu olayları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ülkü Ocakları olarak bu bakımdan resmi bakış açımız hiç tartışma gerektirmeyen bir netliktedir. Bu net duruşumuz ülkemizin içinden geçmekte olduğu süreci Türkçe okumanın, doğru noktadan bakarak tüm netliğiyle görebilmenin neticesidir. İçinden geçtiğimiz süreç, ülkemizde etnik çatışma faylarının oluşturularak bir iç buhran ortamının yaratılmasını hedeflemekte, bu bakımdan da PKK ve sempatizanları, Türk gençliğini, saldırılarda bulunarak bu oyunun içine çekmeye çalışmaktadır. Böyle bir plan karşısında ise varlıklarıyla Türk milletinin teminatı olan Ülkücü gençlik, karanlık ve sefil zihniyetlerce potansiyel hedef olarak görülmektedir. Böyle bir hal karşısında ise Türk milliyetçileri olarak biz Ülkücüler ve kurumsal kimliğimizle birlikte tüm Ülkü Ocaklılar bir fedakârlığı göze almış durumdayız.
Sözünü ettiğimiz bu fedakârlık, gençlerimizin böyle saldırılar karşısında tüm soğukkanlılarını koruyarak ülkemizin herhangi bir olağan üstü hale sürüklenmesine mani olmaktır. Geliştirdiğimiz bu yaklaşım, Türkçe bakışımızın tabii bir neticesidir. Amacımız her şeyden evvel Türk milletine hizmet etmek ise bugünlerin kısırlığında boğulmamalı, yarına sımsıkı sarılabilmeliyiz. Bu açıdan mensuplarımızın tüm tahriklere rağmen, sürecin tehlikesini görerek soğukkanlılığını koruması bizler için en önde gelen meselelerdendir. Devletimizin güvenlik güçlerinin ve üniversite yönetimlerinin erken müdahaleleriyle bu tip saldırı ve çatışmaların önlenebileceğini düşünüyorum. Hangi dünya görüşüne sahip olursa olsun gençliğimizin, bu tip çatışmaya dayalı ortamlardan uzak durmaları gerektiğini ve fikirlerini meşru zeminlerde demokratik ortamlarda ortaya koymalarını diliyorum. Medyamızın toplumu gerginliğe sürükleyebilecek bu tip haberlerde daha dikkatli olmasını ve öncelikle içerisinde yaşadıkları topluma karşı sorumlu olduklarını unutmamalarını istiyorum. Tüm ülküdaşlarımıza da “hiç biriniz üniversitenin güvenlik görevlisi değilsiniz, sizin göreviniz okulunuzu zamanında ve başarıyla bitirip eğitimli ve şuurlu birer Türk genci olarak milletimize hizmet etmektir.” diyoruz. Bakışımız ve duruşumuz da bu ilkeler etrafında yükselmektedir.


Ülkü Ocakları neden hep bir imaj sıkıntısı yaşıyor, Ülkü Ocakları gençlik teşkilatları içerisinde en fazla gençlik potansiyeli barındıran, Türkiye genelinde en çok konferans, panel düzenleyen, makale ve bilgi yarışmaları yapan bir yapı iken, neden hep kavga ve olaylarla adı anılıyor. Medyanın bu konudaki tutumu sizce niye böyle?

Dediğiniz gibi Ülkü Ocakları ve Ülkücü Hareket kendi dışındaki kaynaklar ile sürekli bir imaj sıkıntısını içerisine sürüklenmeye çalışılmakta ve bundan da öte öyle bir halde gösterilmektedir. Ülkemizde bazı medya kuruluşları da bu çevrelerle bir olmakta hatta bu çevrelerin bizatihi kendisi olmaktadır. Bu medya kuruluşları adeta bir ahlak yoksunluğu içerisinde yalan ve iftiralarla bir “kara propaganda” içerisindedirler. Ülkü Ocakları bu tür haberlerle bir yandan bir imaj sıkıntısı içerisine atılırken diğer yandan da adeta bir acz içinde bırakılmaya çalışılmaktadır. Kısaca belirtmek gerekirse bazı medya kuruşları millet ile millet sevdalıları arasında set çekmeye çalışmaktadır.
Ülkücülük, bir anlamda felsefi bir bütünlük ve anlam arz ederken diğer taraftan da bir kimlik tercihidir. Bu tercihi yapanlar Ülkücülüğün felsefi, ahlaki bütünlüğünü de kabul etmiştir. Dolayısıyla Ülkücü Hareket mensupları bazı basın ve yayın kuruluşlarında yer alan haberlerde belirtilen eylemleri gerçekleştirmesi kendi fikri ve ahlaki temelleri nedeniyle mümkün değildir. Bu eylemlerde fail olanlar ise kendilerini Ülkücü olarak tanımlasalar da görülmektedir ki Ülkücü Kimliğin getirdiği ve mensuplarına yüklediği tavır ve duruştan ve de ahlaki bütünlükten yoksundurlar. Bu kişilerin Ülkücülükle herhangi bir ilgisini kurmak bu anlamda hamasi bir davranış içerisinde olmaya işaret etmektedir.
Sizin de belirttiğiniz gibi Ülkücü Hareket çok büyük bir gençlik potansiyelinden oluşmaktadır. Bu durum da Türk düşmanlarının gözünde Ülkücü Hareketi en büyük tehdit olarak konumlandırmaktadır. Medyanın Ülkücü Harekete karşı tutumunu bu nedenle anlamlandırmak daha mümkün olmaktadır.


Sayın Başkan, Türk Gençliğinin Türk kültürü çerçevesinde eğitimi hakkındaki faaliyetleriniz hakkında da bilgi verir misiniz?

Ülkü Ocakları misyonu gereği Türk Gençliğinin şuurlu bir şekilde yetişmesi için pek çok eğitim faaliyetinde zaten bulunmaktadır. Ancak, gelişen ve değişen şartlar da göz önüne alındığında bu faaliyetlerimizin artarak devam etmesini sağlayacağız ve daha disiplinli bir şekilde uygulayacağız.

Bu anlamda, hazırlamakta olduğumuz bir program çerçevesinde, özellikle üniversite gençliğimiz için yoğun bilgi ve kültür faaliyetlerimiz olacaktır. Bu tür çalışmalarımız üniversitelerimizin bulunduğu illerdeki Ocak şubelerimiz aracılığıyla yürütülecek olup bütün üniversite gençliğine açık olacaktır. Burada temel hedef, Ülkücü Türk Gençliğinin, bulunduğu yerlerde “Güvenlik görevlisi ya da emniyeti sağlayıcı” bir vazifenin olmadığı, tek vazifesinin “okulunu başarıyla ve zamanında bitirip Türk Milletine hizmet hayatına bilgi-donanımlı olarak” atılması gerektiği noktalarında odaklanacaktır. Ülkücü Türk Gençliği zaten bunun şuurundadır, ancak zaman zaman bazı mihraklar tarafından tezgâhlanıp tahrik ve rencide edici bir takım provokasyonlara malzeme yapılmak istenen birtakım kişiler de, gençliğimiz içine sızmaktadır maalesef.
Yoğunlaştıracağımız programlar sayesinde bu sızmalarında önü alınacak ve ülkücü Türk Gençliği hiç bir şekilde provokasyonlara alet edilemeyecektir.
Eğitim, konferans, seminer şeklinde yürüteceğimiz bu programlar, öncelikle büyük şehirlerimizdeki üniversitelerdeki öğrencilerimizin katılımıyla gerçekleştirilecektir.
Türkiye’nin yetişecek Ülkücü gençliğe çok büyük ihtiyacı vardır.

Sayın Başkan, bazı semt ve mahalle ocaklara yönelik çalışmalarınız, bazı art niyetli çevrelerce "Ülkü Ocakları kapatılıyor" şeklinde yorumlandı ve o yönde haber yapmaya devam ediyorlar. Ülkü Ocakları teşkilatlanması konusunda ve bu çevrelerin tutumu konusunda kamuoyunu aydınlatır mısınız?

Ülkü Ocakları’nın temsilciklerine dair siyaset ve uygulamalarımızın temelinde bugünün gerçekleri ve Ülkü Ocakları’nın temel şiarı olan iç disiplin meselesi, hayati derecede belirgindir.

Mevcut anlayışımız çerçevesinde hayata koyduğumuz uygulamayla büyük kentlerimizde, teşkilatlanmamızı bu esaslar çerçevesinde yeniden şekillendirmekteyiz. Öyle ki; bu noktada, provokasyonların gerçekleştiği, provokasyonların muhtemel olduğu bir süreç içinde tedbir almaktayız. Bu anlayış çerçevesinde, provokasyonların muhtemel olduğu alanlarda temsilciliklerimiz kapatılmıştır.

Nitekim bu mahalle temsilciliklerinin kapatılması hadisesi, kimilerinin koparttığı “Ülkü Ocakları Kapatılıyor” yaygarasından, ucuz siyaset anlayışından uzakta bir harekettir. Büyük şehirlerimizde mahalle temsilciliklerimizi kapatırken, iç disiplinimizi sağlayıcı yeni bir teşkilat-temsilcilik anlayışını da devreye sokarak yeni ocaklarımızı da açmakta, bu şekilde etkin ve verimli bir yapıyı büyük şehirlerde inşa etmeye çalışmaktayız. Her ilde, bir il başkanlığına ve ilçe merkezlerinde sınırlı temsilciliklere dayanan bu sistem bugünün gereklerindendir. Daha önce temsilciliğimizin bulunmadığı birçok ilçede bu dönem içerisinde temsilciliklerimiz açılmış ve faaliyetlerini devam ettirmektedirler.

Ülkü Ocakları, bizlere merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in en büyük emanetidir. Bu emaneti bir bayrak misali, en temiz şekilde korumak bizlerin başlıca görevidir. Bizler, Ülkü Ocakları’nı nasıl daha iyi yaşatırız ve koruruz mücadelesi verirken, “Ülkü Ocakları Kapatılıyor” yaygarasını yapanlar, bu harekete sadece fitne-fesat tohumu ekmek için gayret gösteren çevrelerin, virüs karakterli elemanları olarak göze batmaktadır.
Hiçbir Ülkücü, Ülkü Ocakları hakkında yalan-yanlış bilgi sunan art niyetli çevrelere aldanmamalıdır. Türk milliyetçiliğinin Lideri Dr.Devlet Bahçeli’nin “Yaşasın Ülkü Ocakları” ifadesi bizim için en belirleyici ölçüdür. Ülkü Ocakları’nın misyonu bellidir, bu misyona uygun bir şekilde Türk milliyetçiliğine hizmet etmeyi kıyamete kadar sürdüreceğiz.

Makaleyi Hemen Yorumla