ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
CİNNET GEÇİREN TOPLUM / Yıldıray Çiçek 11473 okunma - 14-Mayis-2008 Çarsamba


Geçtiğimiz gün bir TV kanalında “Gece Hattı” isimli haber programını izliyorum…

Haberler içinde bir haber var ki, insanın adeta kanını donduruyor… İnsanın o haberi izlerken kanının donmaması, gözyaşlarına hakim olması mümkün değil…

Toplumdaki maddiyata tapma, sevgisizlik olabildiğince hızla yayılıyor. Haber programındaki görüntüler, toplumun içinde bulunduğu çöküşü ve yozlaşmayı gözler önüne seriyor.

“İnsanlık ölmüş” dedirten o acı haber şöyle…

Ankara Keçiören’de bir kadına araba çarpıyor… Kadın orada vefat ediyor. Kadının cesedinin üzeri gazete kâğıtları ile örtülüyor. Kazadan sonra olay yerine kadının erkek kardeşi geliyor. Adamda ne bir üzüntü, ne bir gözyaşı, ne bir feryat, ne bir ağıt… Bunları gösteren hiçbir tepki yok…

Kazada hayatını kaybeden ablasının yanına gelen adam, cesedi örten örtüyü kaldırıp, kanlar içindeki ablasının kolundaki bilezikleri tek tek çıkarıp cebine koyuyor…

Adam o an sadece, ablasının üzerindeki kıymetli eşyaları toplama derdine düşmüş. O an tek derdi, tek kaygısı bilezikler.

Bu adamın ölen ablasına yapmış olduğu bu davranış “ölen insanlığını” göstermektedir.

Toplum her geçen gün maneviyatını kaybediyor, maddiyat için her şeyi yapabilecek hale geliyor.

“Para her şeyi yapar diyen adam, para için her şeyi yapar” anlayışı toplumda yaygın bir anlayış haline gelmiştir. Bir adam kardeşine karşı sevgiyi, bağlılığı, merhameti, şefkati kaybettiyse, kardeşi ölünce sadece onun altınlarını düşünüyorsa, bu adamlar bir başkasına hangi gözle bakmaz?

Bu örnek toplumun bozulduğuna, kokuştuğuna ve felakete doğru sürüklendiğimize dair bir tek örnek değil tabii… Bu örnek okyanuslar içinde, sadece bir damla…

Günlük tüm gazeteleri, internet haber sitelerini takip eden, Türkiye’nin birçok yerinden gelen mahalli gazeteleri okumaya çalışan birisiyim. İnanın haberleri okurken, biraz direnç sahibi olmasanız insanın ruh sağlığını kaybetmemesi mümkün değil…

Annelerini, babalarını öldüren evlatlar, miras için birbirini öldüren aile fertleri, aile içinde ensest ilişkiler, adam öldürüp, insan eti yiyenler, ”yan baktın” diye işlenen cinayetler, spor sonuçları için birbirine dövenler ve öldürenler, on yedi aylık kız-erkek çocuklara tecavüz edenler, doksan yaşındaki ninelere tecavüz etmeye kalkışanlar, barış için dünyayı dolaşan turistlere tecavüz edip, öldürenler, doğan bebeklerini sokaklara atanlar, hırsızlar, ahlaksızlar, katiller…

Bunlar, toplumun sicil kaydına doldurulan eylemlerden bazıları…

Bu gidiş, hiç iyi bir gidiş değildir. Bu durumun sınırı olmadığı gibi, günden güne toplumun her yerini sarmaktadır.

Ülkeyi yönetenler, bu kokuşmuşluğa bir “dur” diyecek projeler üretip tedbir alması gerekirken, onlar habire “doğurun doğurun” mesajları veriyor. Böyle bir sicil kaydı bulunan toplumda doğan çocuklar, nasıl yetişecektir?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan denen zat-ı muhterem “aylardır 3 çocuk yapın” mesajı veriyor, geçtiğimiz gün de “Keşke 5-6 çocuğum olsaydı” diye bu meselede ısrarcı olduğunu gösteriyor.

Başbakanın çocuklarının hiçbirinin gelecek sıkıntısı, kaygısı yoktur. Elli çocuğu da olsa, hepsine bakacak kadar zengin ve imkânları olan biridir.

Fakat cinnet geçiren toplumun bireyleri bu durumda mıdır?

Toplumun sosyal haritasına şöyle bir bakın ve Recep Tayyip Erdoğan’ın isteğinin ne kadar içinin boş olduğunu anlayın…
Toplum günden güne bozulmaya yüz tutuyor ve adeta kokuşuyor… Ne gibi alt yapı hazırladılarsa, ”üç çocuk yapın” mesajlarını veriyorlar…

Türk milletinin dengesiz nüfus artışına değil, şuan öncelikli olarak sağlıklı, eğitimli ve ahlaklı bir topluma ihtiyacı vardır.

Böyle bir toplumu da, oluşturacak hükümetlerin aldığı tedbirler, eğitim çalışmaları, ekonomik iyileştirmeleridir.

Şehitlikleri bile satmaya kalkan hükümetle, ölen ablasına ağlamak, üzülmek yerine direkt kanlı kolundaki altın bileziklerine müdahale eden adam arasında doğrudan bir bağlantı vardır.

Her şeyi maddiyatla değer gören AKP, toplumu da kendi gibi düşünür hale getirmiştir.

“Babalar gibi satan” bakanlar, ”Ben ülkemi pazarlamakla mükellefim” diyen Başbakanlar, bu toplumun bozulmasında başaktör konumundadır.

Toplumdaki genel bozulmanın en önemli sebeplerinden birisi de gelir dağılımdaki adaletsizliktir.

Bu adaletsizlik özellikle AKP ile beraber zirve yapmış, toplum giderek fakirleşirken AKP’li üst yöneticiler ve yakınları dolar milyarderleri arasına girmiştir.

Bunlar “toplum ne kadar bozulursa, biz o kadar zengin oluruz” mantığıyla hareket etmekte, ahlaki hiç bir kural tanımamaktadır. Bakın çevrenize, AKP üst düzey yöneticisi olup da son beş senede zengin olmayan tek bir kişi var mı?

İnsanlar arasındaki sevgi ve saygı bağlarını üst seviyede bozan AKP’liler, Toplumdaki sevgiyi kaybettirdi… O sevgi tesis edilmezse bu memleket zor düzelir…

İşte haber programındaki, ölmüş ablasının kolundaki bilezikleri almaktan başka bir tepki vermeyen o adamın da suç ortağı “ülkeyi böyle idare” edenlerdir.

Her şeyden önce sadece cebini dolduran maddiyatçılardan kurtulmak lazımdır. Sevgi toplumu o zaman oluşur, memleket o zaman düzelir…

Yoksa bu gidiş, iyi bir gidiş değildir…


Makaleyi Hemen Yorumla