ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
BOP’UN KUŞLARI “TUZAK TUZAK “ DEYU ÖTÜYOR. / Yıldıray Çiçek 6871 okunma - 26-Mayis-2008 Pazartesi
Geçmişte yazdığımız bir yazıda “Adı Fehmi Koru, Allah’ım Bizi Bunlardan Koru” başlıklı bir yazı kaleme alarak, başlıktan da anlaşılacağı üzere, meramımızı anlatan bir duada bulunmuştuk… Geçen günler ve Fehmi Koru’nun kalemi göstermiştir ki, bu duamız hala geçerlidir.

Fehmi Koru, varlığını borçlu olduğu AKP’nin sivriltilmiş kalemlerinden birisidir.

Şuan için her ne kadar Recep Tayyip Erdoğan tarafından AKP içi gelişmelerden biraz uzak tutulsa da o, hayal dünyasından üretimler sunarak, AKP’ye hizmet etmeye devam etmektedir.

Recep Tayyip Erdoğan, biliyorsunuz AKP’ye yakın birçok gazeteci ile özel yemekli toplantılar düzenlemiş, her zaman başköşede olan Fehmi Koru’yu bu toplantıya davet etmemişti.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan arasındaki soğukluğu, Türkiye’de hissetmeyen kalmadı.

Sadece ikisi arasında değil, hanımları arasında da küslük ve soğukluk, göstermelik kucaklaşmalar olsa da, herkesin hissedeceği ölçüde küslük devam etmektedir.

Fehmi Koru da, bu küslük atmosferi içinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e olan yakınlığı yüzünden, Recep Tayyip Erdoğan tarafından uzak tutulduğu, konuşulan iddialar arasındadır.

Bizler, Fehmi Koru kadar derin bilgiler sahibi (!) olmasak da, kamuoyunda gelişen hadiseleri yorumlama kapasitemiz var, çok şükür.

Fehmi Koru, AKP içinde şimdi böyle bir mesafede tutulsa da, o, AKP için tüm mantık mesafelerini ortadan kaldırarak, AKP’yi savunmaya çalışmaktadır.

Aslında AKP’yi savunmak değil de, bir nevi AKP’yi savunmak adına başkalarına çamur bulaştırmak çabası içerisindedir.

AKP hakkında açılan kapatma davası sonrası, “Çamur sıçratma yarışında” hep bir adım önde olmayı becerebilen Fehmi Koru, bir şekilde Tayyip Erdoğan’ın teveccühünü yeniden kazanmanın bin türlü yolunu denemekte, yazdıklarıyla adeta “ beni dışlamayın” diye yalvarmaktadır.

Son günlerde, kaleminin ucundaki çamurla, MHP’yi hedef almakta, dışlanmışlığın bütün örneklerini sergilemektedir.
Fehmi Koru’nun, Yeni Şafak’taki gölgeli hali olan Taha Kıvanç, birkaç gündür MHP Ankara Milletvekili Deniz Bölükbaşı üzerinden, kendi ampul dünyasından kurguladığı senaryolarla, bulunduğu yerdeki çamurları MHP’ye sıçratmaya çalışmaktadır.

Fehmi Koru’nun tarzı budur, hiç kimseyi şaşırtmamaktadır.

“AKP’ye, MHP tarafından tuzak kuruldu” gibi bir komplo teorisinin etrafını ve içini süsleyebilmek adına, Fehmi Koru iş bilen olarak piyasaya sürülmüştür.

Amerika görmüş, eğitimin en derin halini almış, bir de üstüne üstlük, Bilderberg toplantılarına katılmış birisi olarak, Fehmi Koru’dan başka kim, komplo süsleme uzmanlığı yapabilir ki? O da, MHP’ye yönelik bu uzmanlığını gösteriyor zaten…

Fehmi Koru da, diğer AKP’lilerin yaptığı gibi AKP’ye açılan kapatma davasının sadece MHP ile yapılan, başörtüsü yasağını kaldırmaya yönelik mutabakattan kaynaklandığına dair hava yaratmaya çalışıyor. Bu havayı verirken de, “MHP tarafından tuzak kuruldu” imalarını sık sık vurguluyor ki, AKP hakkında açılan kapatma davası sulansın, gölgelensin, halkın nazarında itibarı kalmasın…

Tek dertleri budur. Fakat kapatma davasında bence en ciddi olan, AKP’nin emperyalist devletlerin projelerinde “Eşbaşkanlık” yapması konusu var ki, ne Fehmi Koru nede benzerleri bu konuya dair zerre kadar yorumda bulunuyorlar.

Fas’tan Basra körfezine kadar Ortadoğu’da bulunan 22 devletin rejiminin, sınır ve haritalarının değiştirileceğini, Türkiye’nin de bunların içinde olduğunu vurgulayan ve bunun haritasını bile yayınlayan ABD’nin BOP’unda “Eşbaşkanlık” yapma iddiası, bence AKP’nin en çok öne çıkarılması gereken suçudur.

Bilderberg kuşu Fehmi Koru ve AKP yandaşları, bunu bildikleri için sürekli papağan gibi “Başörtüsü yasağını kaldırmak için MHP’ye uyduk, kapatma davası açıldı” şeklinde gürültü yaparak, asıl önemli suçlarını gizleme kurnazlığı içindedirler.

Evet, Fehmi Koru, sen Amerika, Bilderberg ve AKP arasında mekik dokuyarak, o atmosfere uygun gizlemeler peşindesin ama Türk milleti, Müslüman kanı akıtan, bir milyon Müslüman’ı vahşice öldüren, Müslümanların vatanını işgal eden projelerde “Eşbakanlık” yapanları unutmayacaktır.

Müslümanlıklarını ABD’nin menfaatlerine göre şekillendirenler, hala başörtüsü istismarı yaparak, inançlı insanları sömürmeyi bırakmalıdır.

Defalarca belirttik,Milliyetçi Hareket Partisi, AKP daha küresel güçlerin rahminden çıkmadan ve Türk siyasetine musallat olmadan yıllar önce, başörtüsü konusunda ne düşünüyorsa, bugün onu uygulamıştır. AKP de, MHP’nin ortaya koyduğu akılcı, ilkeli ve kendisini “inançlı insanları bir daha kullanmama” konusunda köşeye sıkıştıran politikaları yüzünden, MHP’ye uymak zorunda kalmıştır.

Burada ne bir tuzak, ne bir komplo vardır.

Olsa olsa AKP’nin yaratmaya çalıştığı siyasi paranoya vardır.

MHP Lideri Dr.Devlet Bahçeli, başörtüsü yasağı gündemde olduğu günden bu yana, politikalarında zerre kadar zikzak göstermeden aynı şeyleri savunmuş ve bu süreçte de uygulattırma zeminini oluşturmuştur.

MHP’nin öteden beri bu konudaki düşüncesi “kişisel özgürlükler” çerçevesindedir ve hiç değişmemiştir. Ortada bir tuzak sözkonusu ise o tuzak AKP’nin (ve bittabi senin gibilerin) Türk Milletine kurduğu tuzaktır.

Bilderberg kuşu Fehmi Koru, MHP Ankara Milletvekili Sayın Deniz Bölükbaşı üzerinden hayali senaryolar üretmeye devam ede dursun, akıl sahiplerinin kabulleneceği gerçekler bu yönde sabitlenmiştir.

Recep Tayyip Erdoğan’ın İspanya’da başörtüsü yasağı için başlatmış olduğu “velevki siyasi simge olsun” sözünün devamında “Yeni anayasayı beklemeye gerek yok. Onun çözümü çok kolay. Oturup beraber mutabık kaldığımız bir cümleyle çözülür” sözlerini kullanmış ve MHP de zaten bu konuda yıllardır ne düşünüyorsa, AKP’ye o teklifi sunmuştur.

Şimdi tuzak bunun neresindedir? Burada AKP’ye tuzak kurulduğunu iddia eden kim varsa, acilen psikiyatri tedavisi görmelidir.

Recep Tayyip Erdoğan, İspanya’daki o konuşmasını 17 Ocak 2008 tarihinde yapmış, MHP Lideri Dr.Devlet Bahçeli ise 13 Aralık 2007 tarihinde Swiss Otel'de gazetecilerle kahvaltılı basın toplantısında, Başörtüsünün serbest bırakılması konusunda MHP'nin tavrının sorulması üzerine “toplumun kolektif ihtiyaçlarının karşılanmasının devletin asli görevi olduğu gerçeği çerçevesinde baktıklarını söyleyerek, "Başörtülü bir kişiye hiçbir doktorun ''Bu başörtülüdür bunu ben muayene edemem'' diyemeyeceğini, hiçbir hâkimin ''davanıza bakmaya mezun değilim, 'siz başörtülü bir hanımefendisiniz' diyerek duruşmaya girmemeyi öneremeyeceğini'' belirterek ''Üniversiteye gitmek istiyor. Kapıda diyorsunuz ki 'siz tesettürlüsünüz okula giremezsiniz'. Toplumun kolektif ihtiyaçlarının karşılanması devletin asli görevidir. Adalet, sağlık, eğitim, kolektif ihtiyaçlardan bazılarıdır. Bunun iki tanesini karşılamaya evet diyeceksiniz, bir tanesine hayır diyeceksiniz böyle şey olmaz.
Eğer türban veya tesettür, başörtü, bir siyasi simge olarak veya genel anlamda irticai unsurun tehdit algılaması olarak ifade ediliyorsa devletin her biriminde bu manada 40 yıldan bu yana tecrübe kazanmış görevlileri vardır. Bunların içerisinde kim inanarak takıyor, kim irticai faaliyet simgesi olarak kullanıyor bunu ayırt etmeye mezun olmak lazım. Şimdi bunların hepsini yapmayarak Türkiye'de türbanlı-türbansız veya laik-antilaik, dindar-dinsiz gibi çatışmalarla Türkiye’mizin boğulmasına, bu manada baskı altına alınmasına fırsat vermeyecek davranışları ortaya koymak lazım.'' şeklinde çok net açıklamalar yapıyor ve bu tür tartışmaları Türkiye'nin gündeminden düşürecek bir toplumsal uzlaşmaya ihtiyaç olduğunu, bu uzlaşma sağlanmadan meselenin çözülemeyeceğini vurgulayarak başörtüsü üzerinden siyaset yapmaktan da vazgeçilmesi gerektiğini ifade ediyordu.

Aynı konuşmalar içinde, Anayasa'nın 10. maddesine bir yorum getirilerek, birtakım kamu hizmetlerinden yararlanmada engel teşkil etmeyecek ifadenin konulmasıyla konunun çözümlenebileceğini kaydediyordu.

MHP Lideri Dr.Devlet Bahçeli’nin gece yarılarına kadar çalışarak, büyük bir titizlikle hazırladığı ve yazılı metin üzerinden yaptığı konuşmalardan, bir başkasının düşüncelerini öğrendiğini söyleyerek, fitne-fesat yaratmaya çalışan Fehmi Koru’ya,

MHP Lideri Dr.Devlet Bahçeli’nin 13 Aralık 2007 tarihinde, gazetecilerin başörtüsü yasağı konusunda, sorduğu sorulara verdiği bu cevaplar “kapak” olmalıdır.

İlkeli davranmak, siyasi çizgide tutarlılık ne zamandan beri “tuzak” olarak algılanıyor Bilderberg kuşu Fehmi Koru?

AKP’de olmayan bu özelliklerden dolayı, MHP’nin “tuzakçı” olarak gösterilmesi, ne derece de ahlaki bir davranış olmaktadır?

Fehmi Koru, geçmişte Recep Tayyip Erdoğan’la aynı uçaklarda gezmenin şevki ile MHP’ye saldırıyordu, şimdi de Recep Tayyip Erdoğan’dan yediği çizik yüzünden, tekrar uçak ve yemek birlikteliğini sağlamak için MHP’ye saldırmaktadır.

Fehmi Koru, AKP içinde popüler kalabilmek adına, AKP içindeki mutlu yahut mutsuz günlerinde, tek hedef seçiyor, o da MHP…

Birkaç gün üst üste MHP hakkında yazdığı yazılara bakınca ortaya çıkan tek anlam, Amerika’da eğitimler gören Fehmi Koru’nun toplumu kendi görevlendirilmiş misyonuna uygun bir şekilde yönlendirme çabaları ve kurnazlığıdır.

Bu kurnazlıklarını yıllardır Fehmi Koru kimliği ile yaptığı gibi, kullandığı Taha Kıvanç mahlası ile de ekstra yapmıştır. İlginçtir, Taha Kıvanç mahlası deşifre olduğu halde, o köşeden de misyonuna uygun kurnazca çalışmalarına devam etmiştir.

Belki de, her ayrı köşesine, ayrı ayrı misyonunu kuvvetlendirme adına bilgi akışı sağlanıyor ki, o da Fehmi Koru köşesi ile yetinmiyor, bir de Taha Kıvanç ismi ile kalem oynatıyor.

Fehmi Koru, AKP iktidarının nimetlerinden yararlanarak, isterse on köşede yazarak, beş televizyon kanalında program yaparak, toplumu yönlendirme adına arzı endam etsin, fakat MHP’yi bu komplo teorileri içinde kullanmasın…

“Bilderberg” toplantılarına katılanlar için bir değerlendirme yaygın kanaattir. O da “Buraya katılan bir şey olur" diye kural yoktur. "Bir şey olmuşlar" buraya katılır.” şeklindedir.

Yada daha önceden, bazı özelliklerinden dolayı tespit edilmiş olan “Kuş Yumurtaları” Bilderberg toplantılarına katıldıktan sonra yetiştirilir ve zamanı gelince kullanılırlar derler… Bilderberg kuşu Fehmi Koru, ne zaman kullanılmaya başlandı, bilmiyoruz.

Daha önce yerden yere vurduğu ve bu toplantılara katılanlara “esas oğlanlar” diyen, Bilderberg toplantılarına davet alınca kuş gibi uçarak giden Fehmi Koru, Bilderberg’in artık neyi olmuştur?

Yoksa, Bilderberg toplantılarında kendisine verilen yeni görev, AKP’yi korumak adına, Milliyetçi Hareket Partisi’ne yönelik saçma- sapan komplo teorileri ile saldırmak mı olmuştur?

Köşe yazılarında, ortaya koyduğu tarza bakarsanız, bu görevi aldığına dair bir durum ortaya çıkmaktadır.

Küresel güçlerle birlikte, Türkiye’ye tuzak kuranların ve küresel-karanlık örgütlere yol arkadaşlığı yapanların “MHP, AKP’ye tuzak kurdu” demesi aslında, MHP’nin Türkiye’nin menfaatlerinden ve Türk milletinin varlığından yana olduğunu çok iyi izah eden, tersten okunması gereken propagandadır.

Türkiye’nin haritasını ve rejimini değiştireceğini söyleyen, İslam âlemine kan ağlatan BOP’un Türkiye taşeronları, “MHP bize tuzak kurdu” diye ağıtlar yakıyor, Bilderberg kuşları da bu konu üzerine konup, ciyak ciyak ötüyorsa, herkes anlaması gerekeni anlamalıdır.

Türkiye’ye tuzak kuranlar, her yolu kendilerine mübah görürken, onlar karşısında mücadele edenler her şeye rağmen hukuk, her şeye rağmen demokrasi diyorsa, bu Türkiye’yi düşünenlerin kalitesidir. Bu siyasi kaliteyi ortaya koyan MHP’dir. T.B.M.M’de olduğu yahut olmadığı her zaman bu kaliteyi kendine rehber edinmiştir.

Bilderberg kuşu Fehmi Koru, kalitesizlikler safından, bu kaliteyi anlayamaz.

Onun anladığı, paranoya yaratıp, kendi safında bulunduklarını kurtarmaya çalışmaktır. MHP üzerinden ve MHP içinden bazı isimler üzerinden bu paranoyayı oluşturmasının tek sebebi AKP’yi kurtarmaktır.

ABD ve AB ülkelerini arkasına alıp, yargıya karşı, devletin kurumlarına karşı savaş açanların tuzağından Türkiye kurtulmalıdır.

Türkiye’nin defterini düreceklerle birlikte olan ve onlara propaganda desteği veren Bilderberg kuşu Fehmi Koru, MHP’ye saldırarak yine Recep Tayyip Erdoğan’ın davetlerine muhatap olmak için çırpına dursun…

Türkiye’nin defterini dürmeye çalışanlara, bu süreçte dikkatli olmak, Türk milletinin başlıca görevi olmalıdır…
Bilderberg kuşları boşa ötmüyor, çünkü bu ara bunalım dönemleridir. Onların bunalımı biterse Türkiye kaybedecek, bunalımları devam ederse Türkiye kazanacaktır.

Fehmi’nin “tuzak tuzak” deyu ötüşleri boşa değildir…
Makaleyi Hemen Yorumla