ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
"GÜLCÜLER VE TAYYİPÇİLER" / Yıldıray Çiçek 11601 okunma - 11-Haziran-2008 Çarsamba
AKP, her ne kadar "kapatılmayacağız" diye etrafına umut saçmaya devam etse de, kendileri de bir yandan kapatılma sonrası hazırlıklara başlamışlardır. Yeni bir parti kurdukları, bunun teşkilatını bile, il ve ilçelerde yapmaya başladıkları yazılıp-çizilmeye başlandı.

Bu hazırlıklar, AKP'nin mirasını diri tutmaya yönelik olsa da, AKP içinde de bu mirası paylaşmak isteyen oluşumlar, ellerini ovuşturarak beklemektedir.

AKP'yi kuranları çok iyi tanıyan Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Şevket Kazan, AKP'nin kapatılması durumunda partinin "Gülcüler ve Tayyipçiler" şeklinde ikiye bölüneceğini söyleyerek, "Eden bulur, dinleyen ölür. Bunlar ettiler, bunlar Türkiye'nin tek ümidi olan bir partiyi, Türkiye'yi en kısa zamanda İslam dünyasının eteğine tutunacak bir Türkiye olmasını sağlayacak bir girişime en büyük darbeyi indirdiler.

Onun için yaptılar, böldüler, bölünecekler"
şeklinde değerlendirmelerde bulunmuş…

Şevket Kazan'ın bu ifadesini daha önce birçok kişi dile getirdi, bizlerde bu köşelerde sık sık aynı şeyleri söyledik. Fakat, Şevket Kazan'ın Abdullah Gül'ü ve Recep Tayyip Erdoğan'ı en yakından tanıyan kişi olması, daha da önemlidir. Çünkü, milli görüş çatısı altında beraber aynı ortamları yaşayanlar kendileridir. Birbirlerini de en iyi kendileri bilmektedir.
Şevket Kazan'ın bahsettiği "Gülcüler ve Tayyipçiler" grubu, şuan AKP içinde kapatma davası sonucunu beklemektedir. Tayyipçilerin Cumhurbaşkanlığı sürecinde, Abdullah Gül'ün partiye "aday ben olacağım" dayatmaları yapması yüzünden, bugün gelinen noktanın temelinin hazırlandığı görüşündeler…

Kamuoyu önünde bunu çok net ifade etmeselerde,Abdullah Gül'e olan kızgınlık bu noktadadır.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın arasındaki soğukluğun bu yüzden oluştuğunu birçok kesim kabullenmiş durumdadır.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, o makamda kalabilirse, AKP'den oluşacak bir yapı ile o makamda yalnız kalmak istemiyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'da eğer siyasi yasak alırsa, emanetçi bularak yeni kurulacak partiyi idare etme yollarını aramaktadır.

"Gülcüler ve Tayyipçiler" şeklinde başlayacak gruplaşmaların kıvılcımı çoktan görünmüştür. "Gülcüler" diye tarif edilen kişiler, Kayseri'nin Erciyes Dağı'ndaki otellerde toplantı üstüne toplantılar yapmaktadırlar. Fikir jimnastiğini sürekli yaparak, enerji depolamaktadırlar.

AKP kapatılırsa, AKP'yi iç fırtına beklemektedir. Bu fırtına, AKP'yi parçalara ayıracak ve sağa-sola savuracak gibi görünmektedir.

AKP içinde birde Abdüllatif Şener faktörü var ki, kime yakın olduğu belli değildir.

Yeri geliyor Abdullah Gül'ü, yeri geliyor Recep Tayyip Erdoğan'ı eleştiriyor. Ama Abdüllatif Şener'in Rıfat Hisarcıklıoğlu ile yakınlığı, Abdüllatif Şener'i Abdullah Gül'e daha yakınlaştırmaktadır.

AKP'nin kuruculuğunu yapan kardeşler, ağabeyler bugün birbirine düşmüş durumdadır.

Milli Görüş'te iken ağabeyliklerini yapan Şevket Kazan'ın da "Gül'ün etkinliği demek TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu'nun etkinliği demek.

Gül ve Erdoğan aynı davadan yargılanıyor ama bu davanın kapatmayla neticeleneceğini tahmin eden hukukçular bile Gül'ü ayrı bir kefeye koyuyorlar. Diyorlar ki, 'Cumhurbaşkanlığı süresi sona erinceye kadar karar ne olursa olsun ona işlemez'. Bu nedenler Abdullah Gül idaresinde bir AKP daha gerçekçi bir senaryo. AKP ikiye bölünür, Gülcüler ve Tayipçiler."
Şeklindeki tahlilleri, AKP'yi kuranları en yakından tanıyan olarak, önemle üzerinde durulmalıdır.

AKP iktidarının Türkiye'ye yaşattıkları ortadadır, eğer kapatılırsa "Gülcüler ve Tayyipçiler" olarak siyasi kavganın devlet yönetimine yansıması halinde en çok zarar gören Türkiye olacaktır.

Bugüne kadar verdikleri zarara bakarak, yeni zararlara imza atmaları, bunların siyasi genetiğinin yansıması olacaktır.

Türkiye, normalleşmelidir. Türkiye'nin devlet adamlarına ihtiyacı vardır.

Basit, siyasi kavgaları tartacak hali kalmayan Türkiye için, AKP zihniyeti külfettir.

Bu külfet, demokratik kurallar içinde, millet iradesi ile başımızdan gönderilmelidir. Artık vakit kalmamıştır.

Ey millet; gör artık yaşananları ve yaşanacakları…
Makaleyi Hemen Yorumla