ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
ANKARA,ANKARA OLALI... / Yıldıray Çiçek 11863 okunma - 18-Haziran-2008 Çarsamba
Ankara'da her şey toz-duman… AKP iktidarında, resmen devlet kurumları arasında hesaplaşma yaşanıyor.

Dinlemeler, fotoğraflar, ses kayıtları, raporlar gazetede manşetlerinde, internet sitelerinde uçuşuyor adeta…

Bunları yapanlar, nedense hep AKP'ye yakın yayın organları olmaktadır.

Yargı üyeleri, komutanlar, gazeteciler, siyasiler bu yayın organlarının propaganda savaşlarında adeta hedef on iki yapılmış durumdadır.

Herkes şaşkın, herkes kaygılıdır. Türkiye ampul çetelerinin baskısı altındadır.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, bugüne kadar yaşanmamış hadiseler yaşanmaktadır. Yıpratılmaması gereken devlet kurumları, resmen dedektif ve ajanlık yapanlar tarafından takip altına alınmış ve iktidarın siyasi hesapları adına terbiye edilmeye çalışılmaktadır.

Terbiye edilmeyi kabul etmiyorsan, senin için hayatı zindana çeviriyorlar. Psikolojik olarak etki altına almak için, telefonuna böcek, beynine kene olup, yapışıyorlar.

Ya onlardan olacaksın, ya susacaksın… Her iki tercihte de, kazanan onlar olmalıdır.

Bunu istiyorlar, bunu yapabilmek adına her yolu deniyorlar.

İktidar, kendine hizmet adına, bunları yapanları çok iyi biliyor ama yaşananlar karşısında üç maymunu oynuyor.

Siyasi ahlak konusunda, küresel ilişkiler konusunda, karanlık adımlar konusunda konuşacak yüzü olmayan iktidarın, bugün bu konular üzerinden birilerini suçlamaya çalışıyorsa, bunun tek sebebi kapatma davası yaşadığı şu süreçte, rayından çıktığının en bariz örneği olmaktadır.

Recep Tayyip Erdoğan,"Bu trenden inen bir daha binemez" diyor da… Zaten o tren felakete doğru hızlı bir şekilde ilerliyor. Zaten akıl ve mantık, o trenden en kısa zamanda inmeyi gerektiriyor.

Türkiye, paranoyanın cinnet ateşini hazırladığı, sıcaklıktadır.

AKP, bu ateşe her gün benzin dökmektedir. AKP siyasi menfaatlerini korumak adına, devletin kontrolünü elinden kaçırmıştır.

AKP, devleti yönetme adına sağduyu sahibi olmayınca, devleti yönetmenin manasını anlaması imkânsızlaşmaktadır.

Türk devlet geleneğinin gerektirdiği terbiyede değil,"devleti nasıl AKP'leştiririm?" şeklinde düşünce taşıdıkları için,"bu ordu, bu yargı, bu polis milletin varlığı ve geleceği, o yüzden yıpranmamalı" diyemiyorlar.

"Herkes bana çalışsın, herkes siyasi menfaatlerimi korusun, çalışmayan, korumayanları da devlet imkânları ile ezerim" anlayışının taşındığı bir ortamda, devlet işlevsel özelliklerini muhafaza edebilir mi?

AKP medyası olarak tarif edilen gazetelerde, sözde aydın sıfatlı insanlar, eline kalem alıp, AKP'ye karşı çıkan yada kendilerince karşı gördükleri kim varsa akla, mantığa ve vicdana sığmayacak ölçüde saldırıda bulunuyorlar.

Nihat Genç, "Veryansın" isimli, herkesin okuması gereken kitabında, bu tipleri, kendi üslubu çok güzel tarif ediyor.

Nihat Genç diyor ki: Eskiden belediyelerde kadrolu fareler vardı. Rögarlar sıkıştığında bu kemirici fareleri kanalların içini kemire kemire açsınlar diye atarlardı oraya. Rögar fareleriydi bunlar. Şimdi aydınlarımız, AKP hükümetinin başına bir sıkıntı geldiği zaman köşelerden rögarlara atılan fareler gibiler..."

Bu tarif üstüne, tarif yapmaya gerek var mı?

AKP iktidarı, devleti kendi düşüncelerine yönelik dönüştürmek için, kurumların ve kurum başındaki insanların üzerinden silindir gibi geçmektedir.

AKP, bugün var, yarın yok…

Ama Türk devleti, ebedi müddet olacaktır. O yüzden, Türk milleti devletini bunların elinden kurtarmazsa ve korumazsa çok büyük vebal altına girecektir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti Ankara, devlet içindeki kurumların, siyasi hesaplaşmalarda arena edildiği değil, hizmet üretilen yer olmalıdır.

AKP, bunu anlamaz ama anlayanlar, buna mutlaka çözüm bulmalıdır. Ankara, Ankara olalı, böyle bir iktidar, böyle baskı, böyle alavere-dalavere görmedi.

AKP ise, iktidarında bunların hepsini ve ötesini Türk milletine gösterdi.
Makaleyi Hemen Yorumla