ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
BEDENİ BURADA, BEYNİ BAŞKA YERDE! / Yıldıray Çiçek 9355 okunma - 23-Haziran-2008 Pazartesi
Yaklaşık sekiz yıldır Ortadoğu Gazetesi'nde köşe yazarlığı yapıyorum.

Yazılarımızın beğeneni var, beğenmeyeni var… Üslubumuzu takdir eden var, etmeyen var… Yazılarımızdan dolayı, kimi övgü mesajları, kimi kızgınlık mesajları atıyor, kimileri de bir trilyona ulaşan tazminat davaları açıyor.

Herkes, yazılarımıza bakış açısında özgürdür. İnsan bir saftadır, o safın halet-i ruhiyesine göre yazılarımıza kendince anlam veriyor. Bu gayet normaldir.

Samimi bir şekilde, durduğu yere göre tepki veren kişilere sözüm yok… Ben, karşı çıktıklarıma yazı yazmışımdır, beni eleştiren kişide o karşı çıktıklarımın yanında aynı duygu ve düşünceyi savunuyordur, o adam beni haklı yahut haksız eleştirebilir.

Benim asıl sözüm aptallara, asıl sözüm Türkiye'de, dünyada ve çevresinde ne oluyor, onu anlamadan yazıları eleştirmeye kalkan düşünce özürlü kişilere…

Adam, hayatında bir kitap okumamış, günlük gazete takip etme anlayışı yok, olayları değerlendirip, onları algılayıp, yorumlama kapasitesinde değil, birde düşünce zafiyetine rağmen, senin safında olduğunu söylüyor ama en aptalca yorumları yaparak, yazılarını eleştiriyor.

İşte bunlar, düşmandan daha zararlı bir şekilde, motivasyonunu bozan tiplerdir.

Düşmanla mücadele etmek, onların eleştiri ve yorumları sana şevk, heyecan ve azim verirken,"senin safındayım" diyen düşünce özürlülerin eleştiri ve yorumları, senin mücadele ruhuna vurulmuş darbe olmaktadır.

İçimize sızdırılmış tipler desen, kimse bu zekâ düzeyinde yorum ve eleştiri yapanları, bize de zarar verir diye kullanmaya kalkmaz… Yada uzaktan kumanda ile idare ediliyorlar.

Bunlar kendi hallerinde, kendi hayal âlemlerinde, bir dünya kurmuşlardır, sen ne yazarsan yaz, takıntıları o yazılanlara karşı çıkmayı bir görev olarak algılamaktadır. Takıntıları öyle bir haldedir ki, sırf karşı olma durumlarını meşrulaştırmak için, saflarında olmadıklarını söyledikleri kişilerin davranışlarını, stratejilerini, tezgâhlarını bile savunabilmektedirler.

Karşı çıktıklarımızın, siyasi ikiyüzlülüğünü ve sahtekârlıklarını ispatlarsın ama bunlara göre, o ikiyüzlülükler ve sahtekârlıklar başarıya giden yoldur. Toplumu kandıran ve aldatanların gerçek yüzünün topluma gösterilmesini sağlamakta olan ve en ufak ayrıntıyı kaçırmamak için uğraşan bizleri "Bunları yazıyor ve gösteriyorsunuz da toplum size mi destek veriyor?" diye küçümsemeye çalışmaktadırlar.

Mücadele ettiğiniz insanlar, her türlü yalan ve iftira ile bu toplumu kandırıyor, taraftar topluyor, biz gerçekleri anlatmaya çalışınca, suçlu oluyoruz. Bizi, kim suçlu kılıyor,"senin safındayım" diyen tipler…

Böyle bir rezalet, böyle bir anormallik olabilir mi? Maalesef oluyor ve bize gelen e-maillerden, cep mesajlardan, telefonlardan bu durumu sık sık yaşıyoruz. Kimi de, en yakından bildiğin ve tanıdığın insanlar olunca, kan beynine sıçrıyor.

Bedeni senin safında ama beyni senle olmayan tiplerle başarı yakalamak, hedefe varmak mümkün mü?

Senin, karşında siyasi ve fikri mücadele yaptıklarının sahtekârlığını meşru gören, senin onlar karşısında ortaya çıkardığın doğrularını küçümseyen kişiler, karakter ve akıl sağlığı konusunda, tedaviye muhtaç değil de nedir?

Bedeni ile yanımızda bulunan bunlar, beyni ile bize saldıran düşmandan daha tehlikelidir.

Ne yazarsan yaz, bunlar karşı çıkışlarına muhakkak bir kılıf bulmaktadır.

Geçen bunlardan birisi, Recep Tayyip Erdoğan'ın sık sık köşemde kullandığım "Haçlı Cübbe" giymiş,"Yahudi Cesaret Ödülü" alırken çekilmiş fotoğraflarına dair yorumda bulunmuş ve demiş ki: Yazılarınızda sürekli bu resimleri, kullanıyorsunuz, bu resimler, bir şey ifade etmez.

Bizler, o resimleri, İslam dinini kullanarak, toplumu aldatan insanların gerçek yüzünü göstermek için sembol olarak sunuyor ve içini dolduruyoruz.

"Haçlı Cübbe" giyip, Haçlı projelerde görev alanları deşifre etmek, bu toplumda itibarsızlaştırılıyorsa, bunu basit göstermeye çalışıyorlarsa, bunu yapanların milli ve manevi değerlerle sorun yaşadığı anlaşılıyor.

Hele birde mücadele ettiğin kişiler, İslam dinini kullanarak, Türkiye'nin her kurumunu ele geçirip, Batı'nın Hıristiyan ve Yahudi inanışları ile oluşturduğu projelere hizmet ediyorsa, bu durum en çok mücadele edilmesi gereken durumdur. Propaganda tekniğinde, tekrarın tekrarı çok önemlidir. Bizde İslamla alakası olmayan kişileri, bu tekrarla topluma anlatarak, bu ülkenin değerlerini koruma mücadelesi veriyoruz. Allah'ın ayetlerini Batı istedi diye kaldıran, Müslümanlara vahşet uygulayanları destekleyen ve hatta onlar için dua eden, İslam'a ve yüce peygamberine saldıran ve alçakça iftira eden Papa'ya muhabbetle karşılamalar yapan ve yüce Allah'ın "Aldatan, sizi Allah ile aldatmasın" uyarısı ile tarif ettiği tiplere karşı mücadele yapmamızı anlamayanla, ne işimiz olabilir?

Arka plan okuması yapamayan, stratejik mücadeleyi göremeyen, oynanan oyunları idrak edemeyenler, sadece motivasyonumuza külfet olmaktadır.

Mücadele ettiğiniz kişiler, bir fotoğraf karesi yakalayınca, bunu siyasi ranta çevirmek ve siyasi düşüncesinde kullanmak için her türlü iftiralarla saldırıyor bu başarı oluyor, biz gerçekleri en ince ayrıntısına kadar yazıyoruz, muhataplarından "çıt" çıkmıyor, senin safında olduğunu söyleyen düşünce özürlüler, çokbilmiş edasında senin yazılarını eleştiriyor.

Yine hatırladığım kadarıyla bunlardan biri diyordu ki: Recep Tayyip Erdoğan'ın sürekli "Sayın Öcalan" ve şehitlere "kelle" demesini,"Kürdistan'dan gelen haberler bizi mutlu ediyor" demesini, "Türkiye,36 etnik kökenden oluşan mozaiktir" demesini,"Türkiye, Türklerindir" demek alçaklıktır" sözünü, PKK'ya ait olan kavramlarını kullanmasını, BOP Eşbaşkanı olmasını niye yazıyorsun, bunlar toplumda tutmaz, bunları yazdığın yazılar saçma oluyor, yazma boşuna…

Eğer, Recep Tayyip Erdoğan, bu toplumda yapılan anketlerde "en milliyetçi lider" seçiliyor, bizde bu toplumu aydınlatmak için, bunları yazıyor ve "senin safındayım" diyen bu yazdıklarımıza karşı çıkıyorsa buradaki tuhaflıkları herkes görmelidir.

Eğer, AKP bu ülkede %47 oy alıyorsa, AKP'nin bu yönünün halktan gizlenmesi sonucu olmuştur. Bize de, adeta "sende gizle" diyenler yüzünden olmuştur. Ortada milli ve manevi değerlerle yapılan sömürü ve aldatmayı yazmak, tespit etmek fikri mücadelenin en önemli unsurudur. Gel de bunu o düşünce özürlülere anlat…

Yine bunlardan bir tanesi diyor ki: Aysun Kayacı'nın "Benim oyumla, çobanın oyu eşit olmaz" sözü ile başlayan tartışmalarda sen niye yazı yazıyorsun, böyle saçmalık olmaz.

Yazının içeriği hakkında aklı basmıyor. Sadece Aysun Kayacı'nın isminin yazıda geçmesi onu ilgilendiren… Adam demiyor ki,"Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, AKP'nin tüm yetkilileri Aysun Kayacı'ya "Halkı aşağılıyor" diye laf yetiştirmeye çalışıyor, kongrelerinde bile Aysun Kayacı'ya gönderme yapan gösteriler yapıyorlar, AKP medyası manşetlerden taarruza geçiyor, demek ki burada bir oyun oynanıyor, AKP özellikle bu konunun üzerinde duruyor ondan bir yazı yazılma ihtiyacı duyuldu" diye…

Yazıda ne yazmışız, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde halka en çok hakaret eden AKP iktidarının, Aysun Kayacı'nın sözleri üzerinden siyasi prim sağlamaya yönelik maskesini düşürmüşüz. AKP'nin oyununa çomak sokmuşuz mesele bu, ama onu anlayacak zekâ olsa zaten, böyle bir eleştiri ile karşına gelmez…

Yine bunlardan bir tanesi diyor ki: Kurtlar Vadisi dizisi hakkında niye yazı yazdın, ne önemi var ki?

Ekranlara milyonlarca insanı toplayan bir film, eğer AKP gibi mücadele edilmesi gereken bir iktidar tarafından, siyasi menfaatleri için dönüştürülüyor, geçmişte onların politikalarına sıkıntı yaratırken, şimdi onların politikalarını, o ekran başına toplanan milyonlara propaganda olarak sunuyorsa, burada yapılan tahlil sadece toplumun bilgilendirilmesine dayalıdır. Ben yazarken, konuyu önemsiz görenler, AKP iktidarı bu filmin diğer bölümlerini yasaklamak için her yolu deneyip, yasakladığındaki mantığı bana açıklayabilir mi? Milyonları etkileyen bu film ben yazınca önemsiz oluyorsa, tek başına iktidar olmuş bir iktidar, niçin PKK terörünün ilişkilerini ve gerçek yüzünü işleyecek bölümlerini niye yasakladılar? Madem o kadar önemsiz bir film idi de, niçin AKP kendi propagandasını yaptırmak için, filme her manada el attı?

Eleştiren yazı da geçen bir tane cümleye yorum yapamıyor, filmi niye AKP açısından eleştirdin diyor.

Yani bu örnekleri o kadar uzatabiliriz ki, sayfalar almaz. Her olayda, her konuda aynı tavrı gösteren bu düşünce özürlüler, bir türlü gerçekleri göremeyecek kadar takıntılı haldedirler.

Düşmanın dahi kendini bu konularda savunamıyor ama bu tipler onları rahatlatmak adına bin türlü kılıf bularak yazılara anlam yüklüyor.

Bunlar varken, düşman müdahalesine ne gerek var…

Zaten, anlamaları gerekenleri anlasalar, düşmanın başarı sağlaması mümkün mü?

Fikrimiz haklı, zikrimiz haklı…

O halde önce içimizde sağlıklı düşünme zamanıdır. Sadece bedeni ile yanımızda olana değil, aynı zamanda beyni ile yanımızda olanlarla yolumuzda yürüyeceğiz…

Türkiye'de yaşanan her türlü siyasi, sosyal, kültürel olayları milliyetçilik bakış açısından en sert ve net bir şekilde değerlendirmeye devam edeceğiz… Rahatsız olanlara duyurulur.
Makaleyi Hemen Yorumla