ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
GİZLİ-SAKLI DEĞİL ŞEFFAF OLUN / Yıldıray Çiçek 8467 okunma - 4-Agustos-2008 Pazartesi
Oturdukları makamı olabildiğince yıpratan, dejenere eden iki isim var… Birisi Başbakanlık koltuğunda oturan Recep Tayyip Erdoğan, diğeri de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'dür. Recep Tayyip Erdoğan'ın makamı yıpratma konusunda, ne kadar kabiliyetli olduğunu herkes anladı ve görüyor. O yüzden, bu konuda Başbakanın üzerinde fazla durmaya gerek yok… Ama tarafsız olması gereken Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, hala Türk milletinin değil, AKP'nin Cumhurbaşkanı olduğu imajını sürdürmeye devam ediyor.

Cumhurbaşkanı koltuğuna zaten oldukça tartışmalı bir süreçten sonra oturmuş ve hala her konuda tartışılan Abdullah Gül, attığı her adıma dikkat etmesi gerekirken, yine titizlikten uzak davranışlar sergilemektedir.

"En azından şu saatten sonra herşeye dikkat etmeliyim" demesi gereken Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, AKP'nin kapatılmasının görüşüldüğü bir ortamda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la büyük bir gizlilik içerisinde, bir evde toplantı yapabiliyor.

Bir Başbakanla, bir Cumhurbaşkanı saatlerce baş başa görüşebilir, bunda bir sıkıntı yok… Ama bunun yeri devletin kurumları olabilir. Oralarda 24 saat görüşülse ne diyebilir? Ama bir evde gizli-saklı, herkesten saklanılarak buluşulması ve 4.5 saat görüşme yapılması devlet adamlığı adabına uymamaktadır. Görüşmelerin kayıtdışı olması da başka bir konu tabi.

AKP iktidarı geldiği günden bu yana devlet yönetiminde, devlet adamlığı adabı görmek mümkün olmadı.

Yabancı ülkelerin devlet adamları ile yapılan hiçbir görüşmelerin kayıtları olmadığı gibi, Türkiye'de de kayıt dışı bir siyaset anlayışını AKP sistemleştirmiştir.

Ülke menfaati değil, siyasi ve kişisel menfaatler ön plana çıkmış durumdadır.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, tarafsızlığına bir kez daha gölge düşürecek şekilde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la büyük ihtimal AKP'nin kapatılma davasının seyrini, ne yapıp, ne yapamayacaklarını görüştüler.

Aynı durum başka birileri için olsaydı, AKP'liler ve AKP yalakası medya dünyayı ayağa kaldırırdı.

Daha geçtiğimiz aylarda, buna benzer görüşmeler olduğu ortaya çıkınca, hepsi bir ağızdan 'AKP'ye açılan kapatma davasına gölge düştüğünü' beyan etmişlerdi.

AKP ve yandaşları, her zamanki gibi işine ne geliyorsa onu almaktadır.

Ülkenin en tepesindeki insanlar, gizli-saklı bir buluşma gerçekleştiriyorsa, burada gizlenen ve saklanan bir iş çevirdikleri sonucu ortaya çıkmaktadır. Şeffaflığını kaybeden herşey şüphelidir.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, AKP'nin kıvranan siyasetine alet olmamalıydı. AKP şuan kapatma davası ile birlikte kıvranmaktadır. Bunu gölgelemek için her yolu denemektedir. Ergenekon davasını bunun için kullandıkları gibi, ABD-AB baskısını da arkalarına almış durumdadırlar.

AKP iktidarı ve zihniyeti işgal ettikleri makamlar gibi, Türk devletinin yıpratılmayan makamını bırakmamıştır. AKP, Türkiye'deki her gelişmeye kendi menfaati açısından yaklaştığı için, tahribata uğratmadığı değer, kavram, makam kalmamıştır.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de halen AKP zihniyeti ile hareket ettiği için, AKP'nin yanlışlıkları yanında ismi sürekli zikredilmektedir.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bu tartışmalara malzeme verdiği için de, tartışmalardan sıyrılması mümkün değildir.

Çünkü Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, maalesef zihniyet olarak tarafsız olması gerektiğini bir türlü idrak edemedi. Onun kaderini AKP belirledi, bundan sonra da AKP'nin kapatılıp-kapatılmayacağı belirleyeceği için Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de AKP çizgisinde yanlışlara ortak olmaktadır.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türk milletinin Cumhurbaşkanı olduğunu anlamalı ve uygulamalıdır. Gizli-saklı toplantılarda ortaya çıkarak, Cumhurbaşkanlığının zaten tartışmalı olan halini alevlendirmemelidir. Zararı Türk Milleti görmektedir.

AKP de hukukun vereceği kararı beklemeli ve hukuka saygılı davranmalıdır. Cumhurbaşkanı ile gizli toplantılar yaparak, ABD-AB ikilisine destek yalvarışları yaparak, Türkiye'yi hem içerde, hem dışarıda itibarsız hale getirmeyi bırakmalıdır.

Türk Devletine yeterince zarar verip tüm makamları yıprattınız… Artık, bu saatten sonra bunu yapmayı bırakın…

AKP, bugün var, yarın yok ama Türk devleti kıyamete kadar var olacaktır.

Bunlara ne desek boşuna... Bunlar iktidara geldikleri günden beri rehber edindikleri "Kayıtdışı siyaset" anlayışını sürdürmektedir.
Makaleyi Hemen Yorumla