ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
AKP SANDIKTA KAPANMALIDIR... / Yıldıray Çiçek 9850 okunma - 4-Agustos-2008 Pazartesi
GEÇTİĞİMİZ haftalarda AKP hakkında yazmış olduğum yazıların birinde şöyle demiştim:

"Bu millet gerçekleri görüp, AKP'den sandıkta hesap soracaksa, AKP'nin kapatılmasına ben de karşıyım… Yetimlerin, öksüzlerin ahı AKP'yi sandıkta felç etmelidir. ... Hukuka saygı çerçevesinde, AKP hakkında çıkacak olan karara herkes saygı duymalıdır." 17-Temmuz-2008

Anayasa Mahkemesi, AKP'ye ihtar verilmesine ve aldığı hazine yardımının yarısının kesilmesine karar verdi. AKP'ye asıl verilecek ceza, milletin iradesi ile milletin gönlünde kapatılmasıdır. AKP hukuk yoluyla ihtar aldı, millet iradesi ile asıl cezayı almalıdır.

AKP, rejim noktasında aldığı ihtara ne kadar uyacak, kendine nasıl çeki-düzen verecek, milletin değerlerini istismar etmeyi ve milleti kutuplara bölmeyi ne zaman bırakacak, bu önümüzdeki süreçte görülecektir. AKP, Türkiye'yi, kendi siyasi menfaatleri için kutuplaştıran en önemli merkez olmuştur. AKP, Türkiye'yi de normalleştirmek için, ihtar aldığı bu dava sonrasında kriz ve kaos yaratma kabiliyetini artık bir kenara bırakmalıdır.

AKP'nin dikkat etmesi açısından "ihtar" çok önemlidir. Kesilen hazine yardımının AKP açısından hiçbir önemi yoktur. AKP, zaten devletin hazinesini har vurup, harman savurmaktadır. AKP, kesilen hazine yardımı sebebiyle 23 Trilyon paradan yoksun kalacaktır. Fakat aynı AKP, hazineden alınan birçok harcamanın hesabını verememektedir.

Mesela, Başbakanlık Özel Kalem Müdürlüğü'nün 2007 yılında tahsis edilen 31,7 trilyonluk bütçesini tam 9 kat aşarak 290.785.000.000.000,00TL'lik (290 Trilyon) harcama yapmasının, (yani yeni para ile 290,785 milyon YTL) hesabını kimse vermemektedir. Bu konu "örtülü ödenek" denilerek, üstü kapatılmak istenmektedir.

AKP zaten kendi siyasi menfaatleri için hazinenin parası ile bol keseden dağıtımlar yapmaktadır.

Kesilen hazine yardımı zaten AKP için olsa olsa bayram harçlığı boyutundadır.

O yüzden, AKP'ye verilen hazine yardımı kesintisini hiç önemsemiyorum, zaten para havuzu içinde yüzen AKP de bunu önemsemiyordur.

AKP, Türkiye Cumhuriyeti'nin değer yargılarını koruma ve yaşatma noktasında kendisine yapılan uyarıları dikkate almalı, ABD-AB çizgisinde hareket etmeyi bırakmalı, Cumhuriyetimizin değer yargılarını artık yıpratmamalıdır.

AKP'ye açılan kapatma davasının kararı sonrası ABD ve AB'li yetkililerinin "rahatladık" açıklaması yapması nasıl bir ilişki ağı olduğunu açıkça göstermektedir.

Türk Milleti, bu ilişki ağının kodlarını çok iyi çözerek, AKP'yi sandıkta kapatmalıdır.

Anayasa Mahkemesi'nin vermiş olduğu kararı kimse sulandırma tartışmalarına dâhil etmeden, önümüzdeki süreçte AKP'yi demokrasi yoluyla tasfiye etmenin yollarını aramalıdır.

AKP, Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı sonrası en azından, her zaman toplumu aldatmak ve kandırmak için uyguladığı mağdur ve mazlum rolünü oynama malzemesini bu sefer alamamıştır. Bu yüzden AKP'liler "Küçük Emrah" filmlerindeki acıklı sahneleri vizyona koyamama sıkıntısı çekecektir.

AKP'ye açılan kapatma davasının erken sonuçlanması belirsizliği ortadan kaldırmış ve Türkiye'nin önünü görmesi açısından yararlı olmuştur. Davanın sonuçlanması, aynı zamanda AKP medyasının Türkiye'de gerçekleştirdiği medya terörünün önüne geçme durumunu sağlayacaktır. AKP'ye açılan kapatma davası sürecinde, AKP medyası, Türkiye'nin ruh sağlığına ciddi zararlar vermiştir. AKP medyası, kapatma davasını gölgelemek için, her türlü çirkef yola başvurmuştur. Yalan, iftira, baskı, şantaj, tehdit bu süreçte AKP medyasının en çok başvurduğu silahlar olmuştur. Bu silahlar, Türkiye'de birçok konuda kutuplaşma ve cepheleşme oluşturmuştur.

Türkiye'nin normalleşmesi ve gerginliğin ortadan kalkması için sırf bu medya araçlarının hizaya getirilmesi bile yetecektir. AKP iktidarı, bu karardan sonra "toplumsal uzlaşmayı" sağlamak istiyorsa, AKP medyası olarak anılan gazete ve televizyonları hizaya getirmeli ve toplumda AKP'li olmayanlara yönelik bunların yapmış olduğu linçleri önlemelidir.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 22 Temmuz seçim sonuçları sonrası AKP balkonunda yapmış olduğu "toplumsal uzlaşma" çağrısını şimdi bir kez daha tekrarlamalı ve bu sefer gerçekten uygulamalıdır.

Türkiye'nin AKP'nin atacağı bu manadaki adımına çok ihtiyaç vardır. CHP de eğer Türkiye'yi düşünüyorsa, bu manadaki adımlara destek vermelidir.

AKP-CHP Türkiye'nin bugüne kadar kriz aktörleri olmuştur.

MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin kapatma davasının sonucunu değerlendirirken kullandığı "Demokratik olgunluk ve uzlaşı kültürünün yeterince gelişmediği, siyasi sorumluluk ahlakının egemen olmadığı bir siyasi yozlaşma ortamında, Parlamento'nun ve siyaset kurumunun itibar kaybetmesi kaçınılmazdır." Cümlesi AKP ve CHP için kulağına küpe olmalıdır.

AKP ve CHP arasındaki suni kavga ne zaman sona ererse, Türkiye içinde kurtuluş o gün başlayabilir.

Bu siyasi ikiz kardeşler, MHP'nin siyasi olgunluğunu kendilerine ölçü alarak hareket etmeli ve Türkiye için adımlar atabilmelidirler.

Türkiye, bu sürece hızla girmelidir.
Makaleyi Hemen Yorumla