ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
NE DEĞİŞTİ, NE SANKİ? / Yıldıray Çiçek 12951 okunma - 8-Agustos-2008 Cuma
“Ecevit'e helal olsun. İyi bir seçim. Ben oy veririm.” Bu cümle, Ahmet Necdet Sezer’in, 2000 yılında T.B.M.M’de bulunan DSP, MHP, ANAP, DYP ve Fazilet Partisinin uzlaşması ile seçilmesinden hemen önce, dönemin Fazilet Partisi yöneticisi, günümüzün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından kullanılmıştı.
İfadesi aynen böyleydi: “Ecevit'e helal olsun. İyi bir seçim. Ben oy veririm.”

Sadece Sayın Abdullah Gül değil, Fazilet Partisi’nin diğer yetkilileri de bu yönde açıklama yaparak, Ahmet Necdet Sezer’in seçilmesini en çok destekleyenler olmuşlardı:
Bülent Arınç: Türkiye'nin önünü açacak. Oy veririm.
• Dengir Mir Mehmet Fırat: Kaliteli biri, mutabakat halinde oy veririm.
• Musa Demirci: Şimdiden bir şey söylemem. Bir neticeye bakalım.
• Zeki Çelik: Oy veririm. Partimle beraber hareket ederim.
• Mehmet Bekaroğlu: Sezer, demokrasiye inanmış bir hukuk adamı. Desteklerim.
• Eyüp Sanay: Partimizin aldığı karar çerçevesinde ona oy veririm.
• Cemil Çiçek: Partimizde olumlu görüş var. Ben de destek vereceğim.
• Cevat Ayhan: Böyle demokrat birine tabii ki oy veririm.


Girin Bakın: http://www.milliyet.com.tr/2000/04/26/siyaset/siy00.html

Ayrıca Fazilet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan “Sayın Sezer bizim yıllardan beri dile getirdiğimiz görüşlere paralel açıklamalar yapıyor. Sanki orada konuşan FP'li bir arkadaşımız gibi" diye konuşuyor. FP Grup Başkanvekili Bülent Arınç ise "Demokratikleşme konusunda cesur konuşmalar yapan Sezer'e âşık oldum" diyordu.

Girin Bakın: http://www. yenisafak.com.tr/ arsiv/ 2000/mayis /07/p3. html

O günün Fazilet Partili milletvekili ve yöneticileri, şimdinin AKP’lileri o günlerde Ahmet Necdet Sezer’e olan “aşklarını” ballandıra ballandıra anlatıyorlardı.

Gün geldi, Ahmet Necdet Sezer ile birçok konuda AKP zihniyeti ile çatışmalar yaşandı. AKP’li yöneticiler ve AKP medyası eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’i adeta yazı ve sözleri ile linç ettiler.

Bunu yaparlarken de, geçmişte Ahmet Necdet Sezer’e verdikleri oyu ve o âşık olduklarını beyan eden sözlerini unutarak,”Bu adamı başımıza DSP, MHP, ANAP musallat etti” diyerek aşağılamalarda ve suçu başkalarında bulmaya çalıştılar.

Kendileri Müslüman soykırımı yapan projelere destek verip, soykırımı yapanlara dua edecek kadar gözleri dönmüş iken, sanki kendilerinin dinle, imanla bir alakası varmış gibi, Ahmet Necdet Sezer’i halk arasında, “dinsiz, kâfir” gibi sıfatlarla küçük düşürmeye, halk nazarında soğutmaya çalıştılar. Bunda da bir hayli başarılı oldular. Ahmet Necdet Sezer’in PKK’lı ve diğer teröristleri affetmesini, rektör atamalarındaki tutumundan tutunda, buna benzer birçok konuda Ahmet Necdet Sezer’i yerden yere vurdular… Ahmet Necdet Sezer’in bu ve benzeri tutumlarını biz de bu köşede defalarca eleştirdik ama bunlar gibi ikiyüzlülük yaparak değil…

AKP’liler Ahmet Necdet Sezer’e yönelik saldırılarını özellikle 22 Temmuz seçimlerinden önce gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde yoğun bir şekilde gösterdiler.

“Dindar Cumhurbaşkanı seçeceğiz” söylemi etrafında, Ahmet Necdet Sezer’in din düşmanı olduğu propagandaları yaparak, çirkin bir süreç yaratıp, onu idare ettiler ve nihayet başarılı oldular.

Mevcut Cumhurbaşkanı Abdullah Gül sonradan çıkıp ta “Cumhurbaşkanlığı için böyle bir kriter olamaz. Ayrıca ben çıkıp nasıl "Dindar cumhurbaşkanıyım" diyebilirim. Kendi günahlarım gözümün önünden geçer." Sözleri ile dindar olmadığını ve günahkâr olduğunu vurgulasa da AKP’nin siyasi menfaatleri yerini bulmuştu.

Ahmet Necdet Sezer, yıpratılarak gitti ve yerine AKP’nin en etkili ve yetkili ismi Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı seçildi.

Sayın Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı seçildi de ne değişti?

O da PKK’lıları affetti, o da rektör atamalarında demokrasiyi değil, AKP yandaşlığını tercih eden atamalarda bulundu. Türkiye’nin krizden, kaostan uzak durması ve normalleşmesi gereken bir süreçte AKP adaylarını, AKP milletvekillerinin eşini-dostunu rektör olarak atayarak, kriz ve kaos ortamlarında konu mankeni gibi duran CHP’yi tahrik ederek, yine gergin günlerin atmosferini yarattı.

Ahmet Necdet Sezer, yanlış yapıyordu ve siz de eleştiriyordunuz, şimdi aynısını niye yapıyorsunuz?

Siz Ahmet Necdet Sezer’in yaptığının fazlasını yapıyorsunuz, o Talabani’yi kabul etmiyor, siz Çankaya Köşkünün kapısında karşılıyorsunuz, o PKK’lıları Çankaya’da ağırlamıyor, siz başköşede konuk ediyorsunuz, o Türklük düşmanlarına sahip çıkmıyor, siz “Aydın sofrası” adı altında yemekli davet ediyorsunuz, siz bir yılınızı doldurmadan, tadilat adı altında 30 trilyon harcıyorsunuz, Ahmet Necdet Sezer 7 yıllık görev süresi boyunca harcamak yerine, tasarruf edip 46 trilyonu Maliye Bakanlığı’na geri iade ediyor, siz Recep Tayyip Erdoğan’la gizli-kapaklı buluşmalar yapıyorsunuz, o Deniz Baykal’la gizli-saklı buluşmalar yapmamıştı.

Allah için söyleyin, sizin Ahmet Necdet Sezer’den farkınız ya da artınız nedir?

Dindar değilsiniz, biz biliyoruz, kendiniz de ifade ediyorsunuz, kul hakkına riayet etmiyorsunuz, harcamalarınızdan anlaşılıyor, milli konularda hassas değilsiniz, ilişkilerinizden anlaşılıyor, devlet adamlığı konusunda ölçülere uymuyorsunuz, diyaloglarınızdan belli oluyor. Bize, varsa eğer lütfen artınızı, fazlanızı gösteriniz Sayın Gül?

Devlet kurumlarını, geldiğiniz günden bu yana tartışmalara açmak ve yıpratmak için elinizden gelen tüm gayreti gösteriyorsunuz. Artık, buna bir dur demeniz ve AKP zihniyeti ile beraber hareket etmekten kendinizi kurtarmalısınız…

Türk Milletinin Cumhurbaşkanı olmak, AKP’nin Cumhurbaşkanı olmaktan daha asildir.

Bunu deneyin, işte o gün kazanan Türkiye olacaktır.

Makaleyi Hemen Yorumla