ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
KAFKASYA'DA OTORİTE VE GÜÇ KAVGASI / Yıldıray Çiçek 6092 okunma - 13-Agustos-2008 Çarsamba
Kafkasya bir anda kan gölüne döndü. Aslında gelinen noktanın temeli yavaş yavaş hazırlanıyordu. Dünyanın her yerine menfaatleri için burnunu sokan, kanlı mikser ABD'nin, Gürcistan'a el attığı günler, adeta bu günlerin habercisi gibiydi.

Bu savaşın adı, ABD ve Rusya arasında yaşanan savaştır. ABD, Kafkasya'ya açılma ve bölgede etkinlik sağlamak amacıyla bölgeyi yine karıştırmıştır. Gürcistan, ABD adına resmen kumar oynamış ve savaşın her zamanki kanlı yüzü ortaya çıkarak, mazlum insanlara bedel ödettirilmiştir.

Gürcistan, kendi ile kıyaslandığında dev ordu imkânlarına sahip olan Rusya'ya kafa tutarak ABD'nin menfaatleri için aptallığını ortaya koyarken, binlerce masum insanın da yok olmasını sağlamıştır.

Rusya bölgesindeki otoritesini korumak için, ABD'de okyanuslar ötesinden aşarak Kafkasya'da otorite kurmak için, Kafkasya'larda kan dökmekten çekinmemektedir.

ABD-Rusya tamamen güç, otorite kabullendirme noktasında, hem bölgesinde hemde dünyanın birçok yerinde stratejik taktikler geliştirmektedir.

Gürcistan, Güney Osetya'ya girerek ABD adına kumar oynayıp, ABD adına kanlı bir işletmecilik yapmıştır. Bu başlatılan savaşın ABD ve Rusya'nın güç ve otorite mücadelesi sürdüğü müddetçe, Kafkasya'ya barışın hâkim olması oldukça zor görünmektedir.

Kanlı tezgâhta, sergilenen oyunlar ortadadır. Güney Osetya merkezli başlayan küçük ama kanlı oyunun devamı gelecektir. O yüzden bu noktada Türkiye'de çok dikkatli olmalıdır.

ABD-Rusya arasında sıkışacak Türkiye, bölgede diplomatik sıkıntılar yaşayabilir.

Rusya Başbakanı Vladimir Putin'in Türkiye'nin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın telefonlarına çıkmadığına dair haberler bu sıkıntıların bir başlangıcıdır.

Rusya ve Gürcistan arasında Güney Osetya'da yaşanan savaşın, "Türkiye ile ilgisi nedir" diye gelişmeleri derinlemesine takip etmeyenler sorabilir…

İlgisi şudur ki; Türkiye'nin başında şuan Gürcü kökenli bir Başbakan vardır, aynı zamanda ABD'nin bölgedeki hedeflerini kılıflandırdığı Büyük Ortadoğu Projesi'nde "Eşbaşkanlık" yapmaktadır ve savaş çıktığı günden bu yana tüm haber ajansları, Türkiye'nin Gürcistan'ın askerlerini eğittiğine dair haberleri dünyaya geçmiştir. Bu üç sebebin, Rusya üzerindeki etkisi düşünüldüğünde, Rusya ve Türkiye arasında yaşanacak soğukluk tam olarak anlaşılabilir.

Türkiye, Rusya ve ABD arasında sıkışmamalı ve kendine ait bir duruş sergilemelidir.

Türkiye, ABD'nin hedeflerinde resmi görev alan yöneticileri yüzünden, bölgesinde komşuları ile başı derde girecektir. ABD'nin yönlendirdiği Gürcistan yüzünden Rusya ile aramıza girecek soğukluk Türkiye'nin yararına değildir.

Türkiye, milli olmayan ve kendine ait olmayan politikalardan dolayı küresel menfaatler için savrulmaktadır. Bu savrulma yüzünden Rusya ile başlayan soğukluk, yakın zamanda İran'la da başlayacak gibi görünmektedir.

ABD, Rusya'ya karşı maşalar bularak otorite kurmaya çalışırken, İran'ı da direkt kendi hedef yapmış durumdadır. Afganistan'ı işgal ederek, Rusya'yı bölgesinde rahatsız eden ABD, yaşanan her türlü tezgâhta ve kanlı oyunda başaktör olarak yerini almış durumdadır.

Türkiye'nin AKP hükümeti ile milli ve kendine ait duruşu olmadığı gibi, ABD'nin yaptığı ve yapmaya çalıştığı her oyunda da konu mankeni olarak, komşuları ile arasına mesafeler koymaktadır.

Türkiye bir an önce bu duruşunu değiştirmezse, ilerideki günlerde ABD, Türkiye'yi de ateşin içine atacaktır. Vahşet yapan ABD askerlerine dua edecek kadar, ABD'ye bağlı bir zihniyet Türkiye'nin başını da yakabilir.

Türkiye bölgede ABD'nin servisçiliğini değil, barışın, huzurun bayraktarlığını yapmalıdır. Tarihine ve yapısına da yakışan budur.

Güney Osetya ve Gürcistan'da mazlum ve masum insanların feryatları, Türkiye'ye tarihi sorumluluk duygularını hatırlatmalıdır.

Türkiye küresel menfaat savaşlarında değil, mazlum ve masumların hakları yanında, kendi milli menfaatleri yanında barışa hizmet etmelidir.

ABD'nin ve Rusya'nın tarihleri ve şuan yaptıkları da göz önünde bulundurulursa vicdan unsurlarının olmadığı görülecektir.

Türkiye, bunları dikkate alarak, ikisinden birine taraf olmamalıdır. Bu yaşananlar menfaat ve otorite savaşıdır. Türkiye kendini korumalıdır.

Kendisini koruyarak, güçlenecek Türkiye mazluma, masuma uzanacak el demektir.

Masum ve mazlumlar, hep o eli bekliyor Kafkasya'da ve Ortadoğu Bölgesinde…

Başımızdaki zihniyet bunu ne zaman görecek?
Makaleyi Hemen Yorumla