ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
DAĞDAN, ŞEHİRDEN AZIYORLAR / Yıldıray Çiçek 68649 okunma - 9-Temmuz-2010 Cuma
(AB)(D)ullah Öcalan’ın siyasi alandaki esirleri ve hizmetkârları olan BDP’liler, gün geçtikçe azıyorlar.

Devleti yönetenlerin yarattığı otorite boşluğundan olabildiğinde yararlanan BDP’liler, artık dağdaki PKK’lıdan hiçbir farkları kalmamış şekilde davranmaktadır. Kandil’deki Murat Karayılan ile meclisteki Sırrı Sıkık arasında bir fark görebiliyor musunuz?

Meclisteki BDP’lilerin tamamı bu dönemi son fırsat olarak görmektedirler.

Terörle mücadele edenin reflekslerinin kırıldığı, terör yaratanın yolunun açıldığı bu süreç, BDP’nin çok iyi farkında olduğu bir süreçtir. O yüzden “Ne kadar çok azarsak tavizi o kadar fazla alırız.” diye düşünmektedirler.

Bunların bu şekilde azmalarına sebep olan en öncelikli güç, AKP iktidarıdır.

Türkiye’yi yönetme sorumluluklarını aldıkları günden bu yana, PKK’ya adeta bayram yaşatmışlardır. Yeri gelmiş cezaevindeki PKK’lıları affedip, devletin konutlarında ağırlamışlar, yeri gelmiş PKK’nın ağzı ile konuşmuşlar, yeri gelmiş PKK’nın propaganda yapması için geniş alan oluşturmuşlar, yeri gelmiş onlarla gizli kapılar ardında pazarlıklar yapmışlardır. Yani AKP iktidarı, bunlara nefes veren bir iktidar olmuştur.

Kapatılan DTP’nin milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması yönünde MHP'nin verdiği önergeyi "Siyasi linçe alet olmayız." gerekçesiyle kabul etmeyen yine AKP iktidarıydı. DTP kapatıldı,değişen bir şey yok.

BDP sadece adı değiştirilmiş bir şekilde PKK’nın uşaklığına devam etmektedir.

PKK’ya uşaklığı öylesine abarttılar ki, TBMM’nde milletvekili sıfatı mı taşıyorlar, yoksa Kandil Dağındaki teröristlerin misyonunu TBMM’ne mi taşımaya çalışıyorlar belli değil…

Milletvekili sıfatı taşıyan sözde bir milletvekili PKK leşlerinin cenazesine katılıyor, Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’da haklı olarak o sözde milletvekiline “Ya yemini yerine getir ya da dağa git." diyor…

Kuduruyorlar, çıldırıyorlar, kendilerinden geçiyorlar…

Binlerce kişinin katili bir örgüt, utanmadan bir de “barış” ve “demokrasi” kavramlarını kullanarak parti adı belirliyor. Ama her fırsatta masum insanları katleden terör örgütünün avukatlığını yapıyorlar.

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da “PKK’lıların cesetlerine işkence yapıldığı” iddiasıyla ilgili fotoğrafları içeren CD’yi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'a göndermiş… PKK’lıların dirisine sahip çıktıkları yetmiyor gibi, şimdi de PKK’lıların leşlerinin takipçisi olmuşlar…

PKK’nın avukatı Selahattin Demirtaş, o fotoğrafları Türkiye’nin Başbakanına, Genelkurmay Başkanına değil de, PKK’yı koruyan ABD’ye, İsrail’e, Barzani’ye, Talabani’ye “Bizi iyi koruyamıyorsunuz.” diye gönderse daha anlamlı olurdu.

Türkiye’de bir hukuk boşluğu olduğu çok net görülmektedir. PKK’lı olmak yasadışı bir oluşumken, onu temizlemek için her türlü mücadele meşru iken, PKK’lılık artık ipini koparmışlar için serbest bir kimlik haline gelmiştir.

Alenen PKK’ya hizmet edenler hakkında niçin kanunlar harekete geçmemektedir?

Türk devletine ve hükümetine çok ağır küfür edenlere, TBMM’nde milletvekillerine ağzından ishal olmuş gibi küfür kusanlara, ”Meclisi Basarız, Erdoğan’ı asarız.” diyenlere, PKK militanı gibi faaliyet sürdüren alçaklara yönelik hukuk niçin işlememektedir?
Kimden korkulmaktadır?

Türk askerlerine her türlü iftirayı atarak, onları etkisiz hale getirmeye çalışanlar, bu PKK sürüsü karşısında niçin eli-kolu bağlı bir halde durmaktadır?

BDP’liler alenen PKK kampındaymış gibi faaliyetler içerisindedirler. Hem Türkiye içindeki, hem de Kandil Dağı’ndaki PKK’lılar, köklü bir temizlik görmelidirler.

Türkiye’nin her yanını savaş alanına çeviren bu ABD’nin, Barzani’nin, Talabani’nin, Öcalan’ın çocukları hak ettiği muameleyi yaşamalıdırlar.

Türkiye’nin birliği, beraberliği ve geleceği açısından, öncelikli meselemiz bu olmalıdır.

AKP iktidarı ile bunun mümkün olmadığını bir âlem görmüştür.
Makaleyi Hemen Yorumla