ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
YALVARAN TAYYİP’İN OYUNLARI / Yıldıray Çiçek 23063 okunma - 11-Eylül-2010 Cumartesi
Miting meydanlarında önce “Evet-Hayır” kutuplaşması yapmak için "Hayır cephesinde kimler bir arada" diye soran Başbakan Erdoğan, "CHP, MHP, BDP, Türkiye Komünist Partisi, İşçi Partisi, YARSAV hepsi bir arada, bu cephede başka destek kıtası olarak kimler var? Kandil dağı var. Bu oylamaya katılmayacağız diyen kimler? Hayır cephesi, bunlar sizinle iş birliği halinde.” diye kendi sorusuna cevap vererek konuşmalar yaptı. Baktı bir inandırıcılığı ve etkisi yok şimdi yine “Hayırcı” cephesinde ve “Boykotçu” cephesinde saydığı partilere resmen “Evet verin” diye yalvarmaya başladı. Son miting konuşmalarında da “Yalvarıyorum halkıma, hangi partiden olursan ol, ister CHP'li, ister MHP'li, ister BDP'li ol bu bir parti oylaması değil. Bu bir AK Parti projesi değil. Bu bir Tayyip Erdoğan projesi değil. Bu millet projesi." diye oy dilenmeye başladı. Kendisine destek verirlerse hiçbir mesele yok, eğer destek vermezlerse, söz konusu partilerin ve grupların üyelerini taşlanması gereken düşman olarak göstermektedir.

“Yalvarıyorum” ifadesi Başbakanın ruh halini gösteren bir işarettir. Bir taraftan düşmanlık sergilemek, diğer taraftan aynı kesimlerden destek istemek Başbakanın anketlerde gördüğü bir durumdan kaynaklanmaktadır. Hayırcı cephe bu Anayasa Değişikliğinin Recep Tayyip Erdoğan’ı kurtarmak için tezgahlandığına bilinçli bir şekilde inanmaktadır. Çünkü Recep Tayyip Erdoğan daha bu yola çıkarken “Size 3 gün süre. Evet, hayır, bildirin, gereğini yapıyoruz.” diye bir dayatmayla başlamıştır.Böyle bir zihniyetin millet menfaati için Anayasa Değişikliği yaptığı düşünülebilir mi?

Hiçbir uzlaşmaya yanaşmayan, sürekli dayatmalarda bulunan AKP’nin, toplumu bugün “Evetçiler-Hayırcılar” diye bölme noktasına getirmesi ülkeye yaptığı en büyük zararlardan birisi daha olmuştur. Anayasada topu topu 26 maddesi değişecek, ama toplum AKP’nin eliyle bin parçaya ayrılmış olacaktır. Evetçiler ve Hayırcılar birbirine düşman noktaya getirilmiştir. Son günlerde Başbakan Erdoğan’ın miting meydanlarında gerginlik yaratan atmosferi yüzünden “Evetçi” cephenin “Hayırcılar” üzerinde yapmış olduğu baskı ve saldırılar, ülkenin dört bir yanından gelen haberlerde kendini göstermektedir. Şu an yaşananlar AKP’nin eseri olmuştur.

Bu yaşananlar bile Anayasa değişikliğinin AKP ve Recep Tayyip Erdoğan projesi olduğunu ortaya koymuştur. Bu projenin arkasındaki beynin de ABD-AB olması bugüne kadarki uyumun takır takır işlediğini göstermektedir.

Recep Tayyip Erdoğan’ın “Hap gibi yutturmaya” çalıştığı anayasa değişikliği paketi bu uyumun ürünleridir.

Referandum gününe yaklaşıldıkça Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisi açısından sıkıntının farkında olduğu için “Yalvarıyorum…” yakarışlarına ve bu referandumun AKP’yi oylama anlamına gelmeyeceğini sık sık vurguladığı konuşmalarına şahit olmaya başladık. Başbakan “AKP oylanmayacak” derken sulu gözlü yardımcısı Bülent Arınç ise “Açık farklı bir oran AK Parti’ye güvenoyu gibi olur.” şeklinde açıklama yaparak propagandanın her kapısını tuttuklarını göstermektedirler.

Recep Tayyip Erdoğan’ın bu derece yoğunlaştığı, her şeyi seferber ve istismar ettiği başka bir seçime kimse tanıklık etmemiştir. Bu referanduma çok büyük bir kararlılıkla önem vermektedir. Bu referandumda hiç kimse Anayasa değişikliğinin özürlülere, şehit ailelerine, kadınlara, memurlara vb. sosyal kesimlere haklar kazandırdığı için Recep Tayyip Erdoğan tarafından önem verildiğini söyleyemez. Bu gibi maddeler makyajdır. AKP’nin 8 yıllık iktidar sürecinde neler yaptığı yahut yapmadığı ortadadır.
Yani yalvarmasının sebebi bunları iyileştirmek değil, özel ilgilendiği yargının ele geçirilmesi ve Anayasa Mahkemesinin badem bıyıklı ruhuna göre dizayn edilmesidir.
Yalvarıyor, kızıyor, bağırıyor, küfür ediyor, trilyonlar saçıyor, figüranlara roller dağıtıyor… Bunların hepsi gizli gündemin başarıya ulaşması için gereken referandum ayağını atlatabilmek içindir.
Türkiye’deki şuurlu tüm insanlar bunu anlamıştır. Onlar, Tayyip Erdoğan’ın yalvarışları karşısında şuurundan asla taviz vermeyecektir. Referandumda kaybeden “Hayırcılar” bile olsa, ülkenin geleceği adına kazanç onlardır. AKP’nin oyunlarına aldanmamak akıl, irade ışığında milli bir duruş sergilemektir. Görüşü, düşüncesi ne olursa olsun, bunu kim yapıyorsa tarih onu hep Hayır’la anacaktır.

Evetçiler de kaybeden olsa, kazanan zaten Türkiye olacaktır.

Yarın sandık başına gidenler, 3 Kasım 2002 gününden bugüne kadar AKP’nin yaşattıklarını gözünün önüne getirmeli ve bundan sonra yaşatacaklarını düşünmelidir. Yalvaran Tayyip kendi siyasi menfaatleri için yalvarıyor… Şu referandum sürecinde AKP’nin ne olduğunu,Recep Tayyip Erdoğan’ın nasıl bir zihniyet taşıdığını anlamayan kaldı mı acaba bu ülkede?
Makaleyi Hemen Yorumla