ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
PKK’YA CEVAP VER, TSK’YA DEĞİL! / Yıldıray Çiçek 23064 okunma - 21-Aralik-2010 Sali
Türkiye’nin en önemli olayı, geçen hafta içinde “Kürtçe Şarkı” yüzünden işlenen cinayetti bence. Kürtçe bilmeyen bir sanatçıdan istenen Kürtçe şarkı isteğinin yerine getirilememesi karşısında, bedelini kurşunlarla ödeyen şarkıcının ölümü, Türkiye’nin nereye doğru sürüklendiği en iyi anlatan, en vahim kanlı tablo olmuştur.

AKP’nin, şımarttığı siyasi yavrusu BDP’nin “iki dilli” ihanet projelerini, elinde bulundurduğu belediyeler aracılığı ile hayata geçirmeye başladığı bu süreçte, bilmediği “Kürtçe” yüzünden öldürülen sanatçı, toplumun nasıl bir ayrışma fitnesi ile sınavda olduğunu göstermektedir. Mersin Cemevi Yönetim Kurulu Başkanı Suat Yıldız’ın bu cinayetle ilgili “Siyasi iktidarın açılımları meyvesini vermeye başlamıştır. Öyle sanıyoruz ki, bu olay ne ilk nede son olacaktır. Ülkemiz üzerinde oynanan kirli oyunlar maalesef artarak devam etmektedir. Sudan bahaneyle bir gencimiz öldürülüyorsa bu olayın arkasında bin yıllık birliğimizi bozmak isteyenlerin kirli emelleri vardır, bunun bilincindeyiz. Bu vahşeti bu cehaleti ve bizi yönetenlerin bu gafletini nefretle ve şiddetle kınıyoruz.” şeklindeki sözleri Türkiye’yi bu hale kimin getirdiğini işaret etmektedir.

BDP bu ayrıştırma fitnesini bölücülüğün söylemini ve eylemini her manada uygulayarak toplumun içine zehirli tohum gibi serpiştirmekte, AKP de bunlara her türlü kolaylığı sağlamaktadır. BDP, kapatılan benzerleri gibi, kurulduğu günden bu yana Anayasal suç işlemekte ve AKP kanunu, hukuku işletmek yerine, BDP’ye adeta alan açmaktadır.

İmralı’dan Apo, Kandil’den PKK, TBMM’nden BDP Türk devletini her fırsatta tehdit ediyor. Ama devleti yöneten AKP iktidarının bunlar karşısında dili tutuluyor, nabzı duruyor ve korkudan sesi çıkmıyor.

Her konuda olduğu gibi ''bölgede hayat iki dilli olacak'' tehdidi ile bölücülüğünde hız kesmeyen BDP’nin bu ihanet başkaldırısı karşısında AKP’den ve özellikle Recep Tayyip Erdoğan’dan bir tepki duyanınız oldu mu? Herkese esip gürleyen Recep Tayyip Erdoğan, PKK’nın ve onun siyasi taşeronlarının karşısında niçin sesini çıkaramamaktadır?

PKK ve BDP’nin tehditleri karşısında devletin namusunu ve onurunu koruyamayan AKP’nin, Türkçe’nin devletin resmi dili olarak korunması konusunda uyarı ve telkinlerde bulunan Genelkurmay Başkanlığının açıklamasına “Asker kendi işine baksın” şeklinde cevap vermesi oldukça manidar(!) karşılanmaktadır. Kendi işini yapmayan AKP’nin yarattığı boşluk, ihanet şebekelerine güç kazandırırken ve ülkenin bölünmez bütünlüğü tartışmaya açılmışken hala “Asker kendi işine baksın” diyebilmek herhalde siyasi pişkinliğin bir halidir.

PKK’nın siyasi yapılanması olan BDP, Doğu bölgesinde Türk milletinin birliğini ve beraberliğini koruyan en önemli faktör olan, dil faktörünü ortadan kaldırmak için her türlü alçaklık girişimine başlamışken AKP hala TSK’yı terbiye etme derdindedir. Alçaklık, Türkiye’nin her yanına sıçrama tehlikesini Kürtçe bilmediği için öldürülen sanatçının şahsında en acı biçimde kendini gösterirken, fitne ateşini yakan BDP’nin alçaklıklarını durdurması gereken AKP kimden yanadır, kimi korumaya çalışmaktadır?

Kendisine muhalif olanları devletin her türlü imkânını kullanarak ezen AKP iktidarının, PKK’lılara karşı devletin gücünü göstermemesini nasıl yorumlamak gerekiyor? Siyasi yavrusuna kıyamamak olarak mı yorumlamak mı gerekiyor?

27 Nisan e-muhtırası AKP’yi yine tek başına iktidar yapma adına planlı olduğu anlaşılan bir açıklama idi. Trilyonluk araba ve devlet şeref madalyası, görevini yapanlara sonradan verilmişti. Hıristiyan ve Yahudi devletlerin projelerine hizmet eden AKP’yi İslamcı göstererek aklayabilmek için o muhtıraya ihtiyaç vardı. O ihtiyaç yerine getirilmişti. Kitleleri AKP’nin kucağına sürükleyen bir e-muhtıra olmuştu o…

Ama TSK’nın şimdiki açıklaması, milletin bölünmez bütünlüğünü, devletin bekasını ve üniter yapımızı korumak adına sorumluluğunun farkında olan çok ciddi bir açıklama olmuştur.

AKP iktidarı milli konularda keşke duyarlı olsa, duyarlılıklarını uygulayan bir iktidar olsa da TSK’nın yapacağı uyarılara hiç ihtiyaç kalmasa ve demokratik düzenin işlevi sağlıklı ve intizamlı bir şekilde işlemeye devam etse…

Ama BDP’yi siyasi yavrusu gibi koruyan AKP ne hukuk, ne kanun, ne de demokratik bir düzenin işleyişini sağlayabilmiştir.

PKK’nın meclisteki uzantılarının kudurmuş gibi İmralı’daki caniye “Sayın Öcalan diyeceksiniz” diye sağa-sola saldırma cüretinde bulunduğu şu günlerde, AKP askere efelenmek yerine, PKK’lıları hem mecliste, hem şehirde, hem dağda etkisiz hale getirmenin iradesini ortaya koymalıdır.

Söz konusu TSK olunca cevap vermek için coşan, hiddetlenen, tavır alan AKP’yi, PKK karşısında da aynı şekilde davranmaya davet ediyoruz.

AKP Kürt Açılımı ile birlikte PKK’ya hayat kazandırmış ve PKK’nın adeta kurumsallaşması için her türlü alan açılmıştır. PKK’nın mikrobu bu açılan alan sayesinde Türkiye’nin her yanına yayılmış durumdadır.

Türkiye iki dilli ihanet projeleri ile bölünme noktasına getirilmiştir. Bunun yegâne sebebi devleti yönetmede acizliği, korkaklığı artık tartışılmaz olan AKP iktidarıdır. Acizlik, korkaklık yanında PKK ile yaptığı işbirliği, anlaşmalar siyasi siciline işlemiş durumdadır.

AKP askerle mücadele ettiği kadar, PKK ile mücadele etmiş olsa idi, Türkiye’de şimdi ihanet provaları yapılamazdı.

Türkiye’nin bu hale gelmesinin yegâne sorumlusu AKP iktidarıdır. Açılım politikaları ile PKK’yı Kürtlerin temsilcisi, Apo’yu Kürtlerin lideri haline getiren AKP’ye yüz binlerce kez yazıklar olsun…
Makaleyi Hemen Yorumla