ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
BÖLÜCÜ TABELALARA TEBESSÜM SAÇIYOR / Yıldıray Çiçek 22473 okunma - 1-Ocak-2011 Cumartesi
“İyi şeyler olacak” diye “Kürt Açılımı” sürecinin başlangıç fişeğini yakan ve daha sonra bu sürecin adım adım Türkiye’yi yakmasını izleyen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 2010 yılının son günlerinde Diyarbakır’a bir ziyaret gerçekleştirdi. Oluşturulan atmosfere bakıldığında, sanki kendisi bir ülkeden başka bir ülkeye gitmiş gibi bir durum görülmektedir.

Türkçe tabelaların indirildiği, Türkçe tabelaların yanına Kürtçe tabelaların vızır vızır asıldığı Diyarbakır’a giden ve devlete çok ağır küfürler eden ama İmralı’daki alçaktan yaptığı başka bir açıklamadan dolayı fırça yiyince kimyası bozulan, sesi-soluğu kesilen PKK’lı Osman Baydemir tarafından karşılanan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Diyarbakır’a devletin otoritesini götürmemiş, bölücülerin çift dil ihanetine tebessüm etmeye gitmiştir.

Cumhurbaşkanı, Başbakan ve MGK’dan çıkan kararlar, Türkiye’nin resmi dilinin Türkçe olduğuna dair vurgularda bulunsalar da, Güneydoğu Bölgesi’nde bölücüler yine bildiklerini okumaya devam etmektedir. Şu an her yere Kürtçe tabela asılıyorsa değişen nedir?

Bölücülere cesaret veren, onların rahat bir şekilde hareket etmesine zemin hazırlayan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve AKP iktidarı olmuştur. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün bu kadar tartışmanın yaşandığı bir ortamda Diyarbakır’a gitmesi, PKK’lı Osman Baydemir’in tipinden, duruşundan da anlaşılacağı üzere PKK’lıları mutlu etmiştir.

Türkiye’nin bölünmesi için en etkili yöntem olan dil bölücülüğünü başlatan PKK’nın astığı tabelalar yerinde dururken, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Diyarbakır’a gitmesi ve etrafına her zaman olduğu gibi tebessümler saçması, dil bölücülüğünü tescillemekten başka bir şey değildir.

Türk devleti asılan Kürtçe tabelaları geri toplayamıyorsa ve bu tabela asmalar salgın gibi devam ediyorsa, Cumhurbaşkanı ve AKP iktidarı ne iş yapmaktadır? Şuna yüzde yüz inanıyorum ki, ne Cumhurbaşkanı ne de AKP iktidarı bu asılan tabelalardan zerre kadar rahatsızdır. Çünkü “Kürt Açılımı” denilen garabet bu tür günler için tasarlanmış bir projedir.

Cumhurbaşkanı ve AKP iktidarına “Kürt Açılımı’nın ilk günlerinde ilk ne yapacaksınız?” diye sorulduğunda dağlardan, taşlardan ‘Ne mutlu Türküm Diyene’ sözlerini kaldıracaklarını gazetecilere ifade ediyorlardı.

Bunların “Kürt Açılımından” anladıkları, Türklüğü ortadan kaldırmak oluyor sanki…

AKP iktidara geldiği günden bu yana adım adım bir plan işlemektedir.

Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı olduktan sonra da bir türlü AKP’nin politikalarından ayrılıp, Türk milletinin Cumhurbaşkanı olamamıştır.

Güneydoğu Bölgesi’nin bölücü faaliyetlerle başka bir çehreye dönüştürüldüğü günümüzde devlet, bir an önce otoritesini göstererek Kürt kökenli vatandaşlarımızı PKK’lıların elinden kurtarmazsa, o bölgede bölücülük hedefine ulaşacaktır.

Başkomutanlık sıfatını taşıyan ve Cumhurbaşkanlığı makamında oturan Abdullah Gül’ün ve Başbakanlık makamında oturan Recep Tayyip Erdoğan’ın Türklüğe bakış açıları yıllardır ortaya koydukları eylem ve söylemle bellidir. Bugün Türklüğe karşı girişilen saldırıları bu durum cesaretlendirmektedir.

İşte o yüzden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün klasik tebessümleri ile yaptığı uyarıların ve Başbakan Erdoğan’ın hali kurtarmak için yaptığı konuşmaların, bölücüler üzerinde hiçbir etkisi ve önemi yoktur.

Çünkü onlar, kendilerinden bir hesap sorulmayacağı adına Cumhurbaşkanına ve AKP iktidarına güvenmektedir!

Çünkü Türkiye’yi yönetenler ABD, Barzani ve Talabani ile kucaklaştıkça, yolu açılan, zafere doğru yürüyen PKK olmaktadır.

PKK’lı Osman Baydemir hala görevi başında duruyor ve Başkomutanı karşılıyor. Yazıklar olsun bu manzarayı yaratanlara…
Makaleyi Hemen Yorumla