ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
ÖCALAN’A “ALAN” AÇMAK / Yıldıray Çiçek 27320 okunma - 4-Nisan-2011 Pazartesi
"Ayet ve sünnetleri materyalist analiz çerçevesinde değiştirmek gerekir"
"Camilerde tiyatro oynanmalı! Namaz bir tiyatrodur!"
"Günümüzün Allah'ı bilimdir."
"İslam inancı bir hastalık!"
"İslam dini Kürt'leri ezdi!"
“Muhammed'in kişiliği çelişkili!"
"Kürtler İslamlaştıkça Kürtlüklerini unutuyorlar!"
“Cennet ve cehennem fantezidir!”
“İslam, Kürtlüğe ihanet ediyor!”
“İslamiyet bir Türk şovenizmidir!”


İslam düşmanlığını yansıtan bu ve benzeri birçok sözün sahibi İmralı’da ikamet eden ve ömür boyu hapis cezasına çaptırılan (AB)(D)ullah Öcalan’dır.

Bebek katili Öcalan ömür boyu hapis cezasına çaptırılmış olsa da, AKP’nin yeniden tek başına iktidar olması halinde serbest bırakılacağı şimdiden konuşulmaktadır. Çünkü AKP onu serbest bırakmayı daha önce de denemiş, kamuoyunda oluşan tepkiden dolayı geri adım atmıştı. AKP iktidarının 18 Nisan 2006 tarihinde TBMM’ye gönderdiği kanun hükmündeki kararnamede ''Terör örgütü kurucusu pişmanlıktan yararlanır.'' deniliyordu.

Recep Tayyip Erdoğan’a bu durumu sorduklarında "Bu maddeyi koymamız devlet sırrı, açıklayamayız."demişti. O dönem itiraz olmasa idi, (AB)(D)ullah Öcalan herhalde BDP’nin şimdiki Genel Başkanı olarak TBMM’de oturuyor olacaktı.

Recep Tayyip Erdoğan’ın “Sayın Öcalan” diye hitap ettiği bebek katili, AKP iktidarı zamanında bir dediği iki edilmeyen konuma getirilmiştir. İmralı’ya yanına mahkûm arkadaş istemiş, anında getirilmiş; İmralı’daki şartlarının iyileştirilmesini talep etmiş, anında uygulanmış; Öcalan bazı kavramları kullanmış, bu kavramlar AKP tarafından hayata geçirilmeye çalışılmıştır. Öcalan da bu durumu “Başbakan’ın kullandığı kavramları daha önce ben kullanmıştım, bu kavramlar bana aittir.” sözleri ile değerlendirmişti.

AKP iktidarı bir ABD projesi olan “Kürt Açılımı” projesini başlattı, bu ihanet projesi için İmralı’daki Öcalan’dan bile yol haritası aldılar. Zaten Öcalan da “Doğrudur yol haritamı kullanıyorlar.” şeklinde bunu itiraf etmişti. Gerçi Öcalan’ın itiraf etmesine gerek kalmadan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç “Öcalan ne demiş, buna bakılır. Bir anlam çıkarılır ve bu anlam yorumlanır.” diyerek, kimlerin yol haritası ile yürüdüklerini kamuoyuna duyurmuştu.
Bebek katili Öcalan daha sonra avukatları aracılığı ile yapmış olduğu açıklamada “İdareye, cezaevi idaresine verdim, teslim ettim. Devlete gidecek. Üsttekiler tartışacak. Murat’ın (Karayılan) eline de geçecek. Devlet tartışacak, Murat, onlar da tartışacak... Benim şu anda yapabileceğim bir şey kalmadı. Söylediklerimi söyledim. Artık devletin cevabını bekleyeceğim.” (26 Ağustos 2009) diyerek her şeyi çok net belirtmişti.

Bu AKP iktidarı , (AB)(D)ullah Öcalan ile Habur Sınır kapısında PKK’lı terörist karşılanmasını, PKK’lı teröristlere şov yaptırılmasını organize etmiştir. Habur Sınır kapısına gelip “Önderin talimatı ile geldik pişman değiliz.” diyen PKK’lıları, AKP’nin isteği üzerine (AB)(D)ullah Öcalan çağırmıştır. Bu çağrısını da “Bu gruplara çağrı yapmamdaki amaç şuydu; devlet bir sınama yapmak istedi. Bana bağlı olup olmadıklarını, ne kadar bağlı olduklarını sınamak istedi. Ben de ‘beni dinlerler, benim halkım beni dinler’ dedim. Bana bağlı olduklarını da belirtmek gerekiyordu. Hem tıkanan siyasetin önünü açmak hem de bunu göstermek için çağrıda bulundum, onlar da dinlediler, geldiler, bağlılıklarını gösterdiler...” (23 Ekim 2009) şeklinde ifade etmiştir.

(AB)(D)ullah Öcalan 12 Eylül 2010 tarihinde gerçekleşen referandumu AKP’ye kazandıranın kendisi olduğunu Akşam Gazetesi ile yaptığı söyleşide söylemişti.(On binlerce kişinin katili artık gazetelerle söyleşi de yapabiliyor.)

Akşam Gazetesi’nin “BDP'nin boykot kararı olmasaydı sizin deyiminizle 'Kürtler kendilerini doğrudan ilgilendiren bir husus barındırmayan' bu anayasa paketine 'Evet' der miydi?” sorusuna Öcalan, “Biz Türkiye Cumhuriyeti'ne, devletine ve hükümetine demokratik çözümü, demokratik anayasayı dayatmak için boykot kararı aldık, doğrudur. Biz isteseydik bu referandumu kesin kaybederlerdi. Biz 'Hayır' deseydik, bu değişiklik paketinin geçmesi imkânsız hale gelirdi. Erdoğan'a son bir şans verdik, bunu iyi görmesi gerekir. Umarım bundan sonra demokratik anayasa ve demokratik çözüm konusunda olumlu gelişmeler olur.” cevabını vererek referandum dönemi AKP-PKK arasındaki rol paylaşımına ışık tutmuştu. İmralı’da Apo ile pazarlıkları ayyuka çıkan AKP iktidarı korkusundan olsa gerek Apo’nun “Referandumu AKP’ye ben kazandırdım” sözüne cevap dahi verememişti.

Bütün bunları niye anlattım? İslam düşmanı (AB)(D)ullah Öcalan ile sözde İslamcı AKP’nin arasındaki sıcak ilişkiyi gözler önüne sermek için…

Bunları anlatmamın bir diğer sebebi de AKP ve AKP’ye çalışan odakların, MHP’nin Emekli Korgeneral Engin Alan’a sahip çıkması üzerinden MHP’ye sırtlan sürüsü gibi saldırmasıdır.

İslam düşmanı APO-PKK ile birçok konuda pazarlık yapan, anlaşan, karşılıklı menfaat birlikteliği yapan AKP iktidarının propaganda güçleri, Engin Alan’ı “Başörtüsü düşmanı” ilan ederek MHP’ye yönelik alçak bir saldırı sistemi kurmuşlardır.

İslam düşmanı bir katile sempatiyle bakan iktidar odaklarının, terörle mücadele etmiş bir komutana duydukları bu alerjinin tek sebebi Öcalan’a “ALAN” açmak içindir. İslam düşmanı (AB)(D)ullah Öcalan’a saygı ve sevgi duyanların, Engin Alan üzerinden MHP’ye saldırması kan bozukluğunun, soy bozukluğunun işaretidir. Engin Alan’ı bahane ederek MHP’ye kim saldırıyorsa kesinlikle onlar AKP’ye hizmet eden kişilerdir.

Tüm darbeci ve cuntacılarla bir ortak noktada buluşan ve aynı yolda yürüyen AKP iktidarının, Engin Alan üzerinden demokrasi nutukları atması bir cambaza bak oyunudur. 28 Şubat’ta tankları yürüten komutanların daha geçen sene terfi aldığı düşünülürse, Engin Alan’ı iftira alanına hapsetmek AKP’nin siyasi kurnazlığıdır.

Engin Alan’ı tanıyan herkes imanlı bir Türk milliyetçisi olduğunu söylemektedir. Zaten Engin Alan da bir söyleşide “Herkesin eleştirisine saygı duyuyorum. Ama sorunuz ‘Neden MHP?' ise, onun cevabı açık: Ben bir Türk evladıyım, Türk milliyetçisiyim. Türkiye Cumhuriyeti'nin milli devlet, üniter devlet özelliklerinin bu ülkedeki tek siyasi savunucusu da MHP'dir. Düşündüklerimi ve inandıklarımı bu çatı altında savunabileceğimi değerlendirerek MHP'ye katıldım.” diyerek bu kimliğini göstermiştir.
Engin Alan’ın "Ya da beni İmralı'da Abdullah Öcalan’ın veya Diyarbakır'da Semdin Sakık'ın yanına gönderecekler, yarım kalan hesabımızı orada bitireceğim." sözü bugünkü hesaplaşmanın gerçek yüzüdür.

Adeta Türkiye’yi yönetme noktasına getirilen (((AB)(((D)))ullah Öcalan’a böyle seslenen Engin Alan ile hesaplaşmayı, AKP iktidarı ve tetikçileri yapmaktadır.

İslam düşmanı Amerika ile İslam düşmanı Apo ile kol kola yürü; sonra da Engin Alan’ı “Başörtüsü Düşmanı” diye taşla, suçla, linç et…

Engin Alan üzerinden MHP, MHP üzerinden Türkiye düşmanlığı yapılmaktadır. Bunu görmemek için beyinsiz olmak gerekir.
Makaleyi Hemen Yorumla