ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
“VAN MUNİT” KOMEDİSİ SÜRÜYOR… / Yıldıray Çiçek 19982 okunma - 17-Nisan-2011 Pazar
Başbakan Erdoğan'ın Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'ndeki konuşmasını izlerken Türkiye adına çok üzüldüm. Çünkü tüm dünyanın gözleri önünde, önümüzdeki seçimler için oy kazanma telaşında olan ve bunun için siyasi rol yapan birini tuhaf ve garip davranışlar sergilerken onun Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı olduğunu düşünmek, insana gerçekten acı veriyor.

Biz Recep Tayyip Erdoğan’ı, oy için her şeyi yapabilme karakteri ile tanıdığımızdan onun bu tür hiçbir davranışı bizde olumlu bir etki bırakmamaktadır. ABD ve AB ne derse, yapmış olan, onların dini ve milli hedeflerine hizmet edecek her projede taşeronluk yapan birinin 10 dakikalık konuşmasından kahraman yaratılmasına inanacak kadar aptal değiliz. Aptal olana itirazımız yok, çünkü bu tür propaganda oyunlarına inanmak aptallığın en belirgin özelliğidir.

Recep Tayyip Erdoğan her seçim öncesi bu tür siyasi propaganda oyunları oynamaktadır. AKP medyası da bu oyunları “kahramanlık, yiğitlik” olarak sunarak, AKP’nin oy devşirme kurnazlığına omuz vermektedir.

Başbakanın geçtiğimiz günlerde Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nde yaptığı konuşma AKP medyası tarafından ikinci 'Van Munit' olayı olarak değerlendirilmiştir. Bu şekilde değerlendirilmesi aslında bu olayın da bir tiyatro olduğunu tescillemektedir.

Başbakanın yaptığı ve kahramanlık manşetleri ile sunulan konuşmasında asıl dikkat edilmesi gereken “Haçlı Seferlerinin övülmesi ve Türkiye’de
Hıristiyanlara hangi hizmetlerin yapıldığının sıralanması”
olmuştur. AKP medyası bunları yansıtmak yerine, Başbakanın tuhaf ve ilginç fırça atıyor tarzda konuşmasını yansıtmışlardır.

Haçlı Seferlerini "Oysa bugün haçlı seferlerinin bir başka boyutunu da görmek, haçlı seferlerini artık farklı şekilde değerlendirmek durumundayız. Haçlı seferleri iki kültürün iki medeniyetin iki dinin karşı karşıya gelmesinden ziyade birbirini tanıması birbirini anlaması ve birbirinden etkilenmesi sonucunu da doğurmuştur." şeklinde tanımlayarak Haçlı Seferlerini düzenleyenlerin bile akıl edemeyeceği övgülerde bulunmuş, Hıristiyanlara yaptığı hizmeti de “Türkiye’yi yakından takip etmiyorsunuz. Duyduklarınızla hareket ediyorsunuz. Zannediyorum, arkadaşımız Fransız mı? Ama Türkiye’ye de Fransız… Ortodoks Patriği’nin seçimindeki engelleri aştık. ‘Sümela Manastırı’nda ayin yapmak istiyoruz.’ ‘Hay hay’ dedim. Van’da Ermeni Ortodoks Kilisesi yıkılmak üzereydi, ibadete açtık. Ülkemizde bulunan ne kadar farklı dini azınlık varsa hepsinin ibadetini yapma noktasında garantisi benim. Kimse bu noktada ‘biz ibadetimizi yapamıyor durumdayız’ diyemez. Kim diyorsa haberim olsun, bizzat ilgileneceğim.” sözleri ile ifade etmiştir.

Bu sözleri kullanan Recep Tayyip Erdoğan değil de, Devlet Bahçeli yahut Kemal Kılıçdaroğlu olmuş olsaydı, partileri bu ülkede barajı aşamazdı.

Türkiye medyasında bu sözler şov şamatasında kaynayıp gitmiştir.

Avrupa’ya posta koyan Recep Tayyip Erdoğan imajı yaratmak için manşetler ikinci 'Van Munit' sözleri ile süslenmiştir.

Birinci “Van Munit” olayının komedisi hala sıcaklığını korurken, ikinci 'Van Munit' olayı ile toplumu gülmekten öldürmek istiyorlar herhalde?

Birincisi, 29 Mart 2009 yerel seçimlerinden kısa bir süre önce Davos’ta gerçekleşmiştir. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bir yıl önce TBMM’de ayakta alkışladığı, kokteyllerde kadeh tokuşturduğu İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez’e İsrail’in katliamları üzerinden Davos’ta güya tepki göstermiş ve toplantıyı terk etmiş, toplantıdan 20 dakika sonra ise "Herhangi bir şekilde ne İsrail halkını ne Cumhurbaşkanı Perez'i ne de Musevi halkını hedef aldım" diyerek delikanlı duruşun fos olduğunu itiraf etmişti.

Referans gösterilen birinci 'Van Munit' fos çıktıysa, ikincisi de bizim için siyasi bir eğlence olmuştur.

Recep Tayyip Erdoğan’ın seçimler öncesi depreşen delikanlı rollerinden bıktık ve artık kabak tadı verdiğini hissediyoruz.

Recep Tayyip Erdoğan’ın zalime, haksıza karşı diklenmesi mümkün değildir. Çünkü onlarla büyük dostluk yaşamakta ve onların bir dediğini iki etmeme konumundadır.

Avrupa’nın emperyalizmi yanında saf tutanların, seçim yatırımı için posta koyan havalar takınması mizah kıvamındadır.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'ndeki konuşması sırasında yanında oturan Egemen Bağış’ın gülüşü her şeyi izah ediyordu. Şimdi Türkiye’deki aklı başında herkes Egemen Bağış gibi gülmektedir.

Hadi Sayın Başbakan seçimlere kadar gülmeye devam ettir bizleri…
jk
Alayina gider ölümüne Recep Tayyip Erdogan varmi erkek bana basbakani kotulucek gelin tanisalim yada aders verin paslasalim bu ulke sizin gibi ucuz insanlara kalmaz haberiniz olsun turk millerti öylebir millettir ki tek bir kisi bile kalsa çogalir yine öcünü alir bunu diyen belki bilmessin ama hitler.
ugur sakarya4.4.2014