ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
“KASET SİYASETİ” AKP’NİN ÇILGIN PROJESİDİR / Yıldıray Çiçek 18711 okunma - 15-Mayis-2011 Pazar
Türkiye’de belden aşağı “kaset siyasetini” ilk başlatan parti AKP’dir. Referandum döneminde Deniz Baykal’ın kaseti ile başlattıkları süreci şimdi bazı MHP’lilerin kasetleriyle sürdürüyorlar. Kaset siyasetinin baş aktörü olarak her zaman olduğu gibi Recep Tayyip Erdoğan’ı en önde görüyoruz.

Şimdi bu bel altı siyaset tarzının çok büyük tepki çektiğini anlayan Recep Tayyip Erdoğan, geri vitese takıp kendini kurtarmaya çalışıyor.

Partisinin Yalavo mitinginde bol bol kendini kurtarma çabasında olduğunu gördük. Konuşmasında dedi ki:

Kasetler yoluyla siyasete yön vermek istediler. Sonraki dönemlerde aynı şekilde, gizli çekimler, gizli kayıtlar, yasa dışı dinlemeler yoluyla siyaseti şekillendirmek istediler. CHP'nin eski genel başkanına ait görüntüler yayınlandığında, biz anayasa ile ilgili paketi paylaşıyorduk, parlamentodaydık. Orada bu haber bana geldiğinde bunu büyük bir üzüntüyle karşıladım. Ulaştırma Bakanımı yanıma çağırdım, bu yayınların durdurulması için devreye girmesini istedim. Bu görüntüleri siyasi bir malzeme olarak kullanmayacağımızı ifade ettim. Bu görüntüler ne kadar çirkinse, bunları malzeme yapmanın da o kadar çirkin olduğunu söyledim.”

Yanlış okumadınız Deniz Baykal’ın “kasetine üzüldüğünü ve siyasette malzeme olarak kullanmadığını” söyleyen Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Başbakan her konuda olduğu gibi bu konuda da yalan söylemektedir.

Bakalım Deniz Baykal’ın kasetini, açıklamaları ile nasıl siyaset malzemesi yapmış, en ince ayrıntısına kadar nasıl kullanmış?

14 Mayıs 2010 günü Atina’ya giderken gazetecilere yaptığı açıklamada açıktan Baykal’ı “eşine ihanet etmekle” suçlayarak “Bu gizli buluşma iddia edildiği gibi gerçekten gerçekleştiyse, ki şu ana kadar ana muhalefet lideri böyle bir şeyi yapmadığını da söylemiyor, ismi geçen diğer isim, o da söylemiyor... Benim en çok üzüldüğüm konu şudur: Türkiye’nin özellikle toplumsal ahlak değerleri açısından bir erozyona uğratılma gayreti var. En büyük tehlike aslında buradadır. Yani, bu işleri meşru görme gayreti içerisinde olanlar var. Bu milleti ayakta tutan en önemli güç toplumsal ahlakımızdır. Bunun üzerinde spekülasyona girenler var. Ve bunun üzerinden mağduru oynayanlar var ve kusura bakmasınlar böyle bir anlayışı kabul etmemiz mümkün değil ve bu tür rolü oynayanlar eşlerine ihanet edenleri biz hiçbir zaman bu toplumun içinde kalkıp da mağdur olarak göremeyiz, gösteremeyiz. Böyle bir gayretin içinde olamayız. Bu, muhafazakâr toplumun ahlak değerlerinde bir erozyon başlangıcıdır ki tehlike zaten buradadır, sıkıntı buradadır.” cümlelerini kurmuştur.

Atina’dan dönerken yine Deniz Baykal’ın kasetini siyaset malzemesi yaparak “Aldatan mağdur değildir. Bunu hem erkek, hem kadın için söylüyorum. Önce adama sorarlar ‘Bu odaya girdin mi, girmedin mi? Buluştun mu, buluşmadın mı?’ Bu ne kadar ahlaki değilse, daha sonra yaptığın da ahlaki değil. Pisliğin içinde debeleniyor. Debelendikçe batıyor.” açıklamasını yapmıştır.

Recep Tayyip Erdoğan bu konuda durmadan konuşmuş, çirkin tuzağı siyasetinde malzeme yapmaya devam ederek “Bu özel hayat değil. Genel Başkan’ın kendi yatak odası olsa ilk savaş açan ben olurum. Ama ev kendi evi değil. Daha detaylara beni sokmayın. Beyefendi çok cesur davrandı ama milletvekilliğinden istifa etmedi.” açıklamalarını yapmıştır.

Deniz Baykal’ın kasetine gönderme yaptığı hatırladığım bir açıklaması da “Zaten Sayın Genel Başkan’ın parlamentoya da gelip gittiği yok. Biz orada Anayasa ile uğraşırken o başka yerlerdeydi.” şeklindeydi. (17.05.2010)

Deniz Baykal’a “üzülen ve kasetini siyaset malzemesi yapmadığını” söyleyen Recep Tayyip Erdoğan budur işte… Acaba üzülmese, kaseti siyaset malzemesi yapacak olsa daha neler diyecekti(?)

Recep Tayyip Erdoğan, MHP’li bazı kişilerin organize bir çete tarafından çekilen gizli görüntülerini de bu şekilde hem miting meydanlarında, hem ekranlarda kullanmaktadır. Aklınca çok güzel bir taktik sergiliyor. Bütün miting konuşmalarında kaset siyaseti yapan, ahlak nutukları atan Recep Tayyip Erdoğan sıkıştığı vakit ise ''Biz, siyasetin kasetler yoluyla dizayn edilmesine, tasarlanmasına, şekillenmesine de aynı şekilde karşı çıktık, karşı çıkıyoruz.'' açıklamalarını yapıyor. “Hem nalına, hem mıhına vurmak” demek herhalde böyle bir şeydir.

Türkiye’yi yöneten Başbakan suçluları, çeteleri ortaya çıkarmak yerine insanların evinden yapılan gizli çekimleri, telefon ve ortam dinlemelerini adeta seçim projesi olarak seçim meydanlarında kullanmaktadır. Hatırlarsanız Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Mehmet Ali Talat’la Kıbrıs’ı pazarlama görüşmelerine, Remzi Gür’den kızına para isteme görüşmelerine, “Üçe kapat” dediği ihale-satış görüşmelerine ait ses kayıtları kamuoyuna servis edilmişti. Bu ses kayıtlarını Aydınlık Dergisi’nde yayınlayan gazeteciler, Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla yıllardır hapiste tutulmaktadır. MHP’lilerin kasetlerini yayınlayan sitelerin finansörü ise AKP’den meclis üyeliği yapmış, AKP’den aday adaylığı başvurusunda bulunmuş, AKP’li bakanların elinden ödüller almış bir AKP’li işadamı çıkmıştır. Recep Tayyip Erdoğan daha bu konuda ağzını açmış değildir. Kendisine dokunan konularda anında müdahale edilirken, MHP’ye yapılmak istenen kirli komploların arkasında AKP’li bir finansör çıktığı halde Recep Tayyip Erdoğan hala utanmadan “kaset siyaseti” yapmaktadır.

Bu kasetlerin arkasındaki çeteyi AKP ortaya çıkarmadığı sürece, AKP bu çetelere sahip çıkan parti olarak anılacaktır. Bu çete nedense hep AKP’ye siyasi destek zamanları ürünlerini piyasaya sürmektedir. Anlaşılan AKP bu çeteden, çete de AKP’den memnundur. Bakalım yargı bu oyunu bozacak mı?
kaset le santaj yapmak adilik,acizlik ötesi
kaset le santaj yapmak adilik,acizlik ötesi
fazilet20.5.2015