ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
DİYARBAKIR MHP İL BAŞKANI MEHMET TEYAR KARAKOÇ İLE SÖYLEŞİ / Yıldıray Çiçek 1728 okunma - 20-Haziran-2013 Persembe

DİYARBAKIR MHP İL BAŞKANI MEHMET TEYAR KARAKOÇ İLE SÖYLEŞİ



 



 



YILDIRAY ÇİÇEK: Sayın Başkan, göreve geldiğiniz günden bu
yana Diyarbakır’da ne gibi faaliyetlerde bulunduğunuz konusunda okuyucularımıza
biraz bilgi verir misiniz?



 



 



MEHMET TEYAR KARAKOÇ: Saygıdeğer Ortadoğu
gazetesi okuyucularına Diyarbakır’daki parti faaliyetlerimizi anlatmadan önce
kendimi, Diyarbakır’ı ve Diyarbakırlı hemşerilerimi anlatmak zorunda
hissediyorum. Çünkü yıllardan beri kötü siyasi söylemler hep Diyarbakır’ımızın
güzelliklerinden önce dile getirilmiş, iç ve dış odaklar tarafından hazırlanan
zor şartlar ve yöneticiler tarafından desteklenen kötü gidişat Diyarbakır’ın da
Türkiye’nin de kaderi haline getirilmiştir. 



Diyarbakır, ülkemizin büyükşehirlerinden biridir. Tarihinde
önemli olduğu gibi günümüzde de önem taşımaktadır. Geçmişte önemli bir
medeniyet merkezi olan Diyarbakır, bugün Büyükşehir özelliklerini taşıyamayan
koca bir köy görünümünde olsa da, bir metropoldür. Bugünkü hali ne olursa olsun
tarih şahittir ki, bir medeniyet şehridir ve Oğuz diyarıdır. Türk’ün has
konağıdır Diyarbakır. 



MHP Türkiye’de, Ankara’da ne zaman var olmuşsa Diyarbakır’da
da o zamandan beri vardır. 1969 yılında sur dibinde merhum liderimiz Alpaslan
TÜRKEŞ’in Müslüman Türkün davasını Diyarbakırlıya bizzat anlattığı günden beri
MHP Diyarbakır’da mevcuttur. Siz bakmayın bugünün medya şaklabanlarına, Türk
damgalı şehirdir Diyarbakır. Öyle de kalacaktır. 



Bu mübarek davayı yıllardan beri kucaklamaya devam
etmektedir. Şartların bütün zorluğuna rağmen 41 yıldan sonra, ilk defa MHP
Diyarbakır’da halk ile daha çok beraber daha çok iç içedir. Sadece Diyarbakır
Şehir merkezinde 1 milyondan fazla insan yaşamaktadır. Bu insanlar ülkemizin
bütün insanları gibi sıcakkanlıdır. Cana yakındırlar, candan insanlardır.
İnandıkları uğruna yürekten “davranırlar”. 



Diyarbakırlılar geçmiş yüz yılda “şark çocuğu” olarak
bilinmişlerdir. Diyarbakırlı için şark çocuğu olmak, vatanseverlik, dürüstlük,
vefakârlık ve erdemli olmaktan başka bir şey ifade etmemiştir. 



Şairin dediği gibi “Azizi vakt idik Rabbim ada zelil
kıldı bizi.”
 Yani vaktin değerlisi iken bugün düşmana mağlup haldeyiz.
Kimdir düşman? Elbette bizler birbirimizin düşmanı değiliz. Mehmet
Akif’in “tek dişi kalmış canavar” dediğidir düşmanımız. Bütün
kanallarda, bütün sayfalarda o canavar adına düşünenler konuşuyor. Ama biz
bugün susuyor, konuşmuyoruz. 



Bölgenin gidişatı, yılların zor şartları Diyarbakırlının
susmasına haklı gerekçeler olmuştur. Ancak susan Diyarbakırlıların gözlerinin
içine bakarsanız, bu memleketin kopmaz bir parçası olduğunu, Türkiye’nin
meseleleri hakkında ne kadar hassas olduklarını görürsünüz.



Yıllarca terör örgütlerinin baskıları altında basiretsiz
yöneticilerin yönetimi altında bunalan Diyarbakırlılar hâlâ Türk Vatanının
birliği, kardeşliği ile ilgili olarak hiçbir taviz vermemişlerdir. Geçmiş bütün
seçim sonuçlarına bakın, bu kadar baskıya eziyete rağmen Diyarbakırlı hep
vatansever olmuştur. Aziz Diyarbakırlı hemşerilerimizin bu vakarlı duruşu
MHP’ye her zaman umut olmuş ve güven vermiştir. Daha önemlisi bin yılların
ötesinden gelen birlik ve kardeşlik mesajı Diyarbakırlı hemşerilerimiz
tarafından özellikle bütün ülkemize verilmeye devam edilmektedir. Şartlar ne
kadar kötü olursa olsun bu mesaj, kardeşliğimizi devam ettirecek olan en önemli
husustur. 



 



Saygı değer Ortadoğu Gazetesi okuyucularına ve bütün
Türkiye’ye Diyarbakırlının ruh halini biraz olsun anlatabilmek için, şu anda
durumu hiç iyi olmayan Diyarbakır Spor seyircisinin sevdiği iki sloganı
hatırlayalım. 



Birinci Slogan : “Herkes sever biz ölürüz…”



İkinci Slogan : “Kimse diyara kafa tutamaz…” biçimindedir. 



Velhasıl, karakterini en özet biçimde anlatmaya çalıştığımız
Diyarbakırlı, yılların yanlışları ve ihmalleri sonucu bugün, şehir olarak, ülke
olarak hepimizin kaygılanmasına sebep teşkil etmektedir. 



 



Şunu herkes çok iyi bilsin ki bu kaygılı ortam
Diyarbakırlının eseri değil, sandık için Diyarbakırlıyı satanların eseridir.
Kıbrıs Barış harekâtına gönüllü katılmak için iki kilometre kuyruk oluşturan
Diyarbakır’dan bugün aykırı duruşlar gözleniyorsa, batılıların “Bir
damla petrol bir damla kandan daha kıymetlidir.”
 dediği günden
başlayarak, üzerimizde oynanan hain emelleri bilmek ve bu oranda dikkatli olmak
durumunda idik. Ne yazık ki, bizim kanaatimize göre Milliyetçi Hareket
fikriyatı hariç hemen hemen bütün siyasi partiler, kimisi gafil kimisi hain
biçiminde milletimize yapılan bu kötülüklere ortak olmuşlardır. Bu kötülükte
MHP’nin asla katkısı olmamıştır. 



Bu toprağın çocukları, basiretsiz politikacıların şahsi
çıkarları uğruna feda edilmişlerdir. Çocuklarımız yanlış mecralara
sürüklendikçe memleketimizde olumsuzluklar artmıştır. Ne yazık ki yıllardan
beri dış güçlerin bölgemiz ve ülkemiz üzerindeki kirli emellerine çok miktarda
politikacımızın kısır dünya görüşleri eklenince şehrimizin ve bölgemizin şu
andaki durumu tek kelime ile “belirginsizlik” halindedir. 



İl Başkanlığını devraldığımız günden itibaren inancı önünde
saygı ile eğildiğimiz Diyarbakırlı hemşerilerimize Milliyetçi Hareket’in
görüşlerini anlattık. En önemli işimiz bunu yapmaktı. Biz de bunu mütemadiyen
yaptık, yapmaya da devam ediyoruz. Çünkü yıllardan beri MHP bu şehirde yoğun
olarak anlatılmamıştır. Elbette değerli ağabeylerimiz bunu her şartta
gerçekleştirdiler. Bu uğurda çalışanlardan Allah razı olsun. 



En önemlisi, bilerek sona sakladığımız husus, Diyarbakır’da
bütün şer güçlerin ortak kararı ile hatta uluslararası bir karar ile MHP’nin
Diyarbakır’da bilinmemesi, anlatılmaması ve ne pahasına olursa olsun “olmaması”
hususu en önemli noktadır. Bu ortak şer odaklarının önemsediği husus şudur: Her
parti Diyarbakır’da oy alabilir, gündem alabilir ama MHP Diyarbakır’da gündem
almamalı, Diyarbakırlı tarafından MHP’nin ne istediği bilinmemeli ve bin
yıllardır kaderini bu vatanın kaderi ile eş tutan Diyarbakırlı, bu şekilde,
başka diyarların karanlıklarında kaderini aramalıdır.



Bu tabloya nasıl ulaşıldığı hususunun ilk faktörü elbette
terördür. Toprağa kan düşmesi çözümsüzlüğün en önemli sebebidir. Bu şehrin, bu
vatanın çocukları, yıllardır genç yaşlarında toprağa düşürülüyor. Buna ağlamak
dışında hiçbir cevap yeterli olmaz.



Vatandaşımız Diyarbakır’da Otuz Beş Yıldan fazla bir
zamandır, demokratik bir ortamda şahsi görüşünü dile getirememiştir.
Zorbalıklar karşısında hep boynunu bükmüştür. Bu nedenlerin ikincisi sağcı,
solcu, Marksist, demokrat, siyasal dinci, ne kadar siyasetçi varsa hepsinin
Diyarbakır’da halkımıza karşı ikiyüzlü davranmış, halkın menfaatini ön plana
getirmemiş, kendi menfaatleri doğrultusunda çalışmış olmalarıdır.



Diyarbakırlıyı yıllardır çaresiz bırakan iki görüş hep
şunlar olmuştur:



Birincisi : “Yaşasın Devrim” görüşüdür. Çocuklarımız,
yıllarca hayalî bir devrimin peşinde koşturulmuştur. 



İkincisi: “Yaşasın Siyasal İslam!” Çocuklarımız, yıllarca
İslam’ı öğrenmeden yaşamadan, siyasi militanlar haline getirilmiştir.



Bu Gruplara kasıtlı olarak güç kazandırılırken, şehrimizdeki
“klasik feodaller, yani ağalar” ve modern feodaller yani siyasi militanlar,
Doğu ve Batı’da “Dış Destekli Gruplar” olarak gerçeğin açığa
çıkmasını engellemiş, düzenin böyle devam etmesini sağlamışlardır.



Bugün MHP il teşkilatı olarak köy köy, ilçe ilçe,
ulaştığımız her insana fikirlerin durulması, gizlenen gerçeğin açığa çıkması
için, hep anlatıyoruz. Anlattıkça kabul görüyoruz. Söyledikçe görüşlerimize
rağbet artıyor. Ama biz de Diyarbakırlı da susuyoruz, hala susuyoruz!



Şunu özellikle vurgulayarak belirtmek istiyorum ki, Türkiye’deki
75 Milyon insan, Diyarbakırlının yaşadığı dramı duysun, görsün ve sıkıntısına
ortak olsun. İşte o zaman maddi menfaatleri için ortalıkta fink atanlar ve
bilerek bilmeyerek ihanet içinde olanlar saklanacak delik arayacak, memleket o
zaman huzur ve refaha kavuşacaktır. Bu konuda memleketin dört bir yanında
yaşayan Türk Milliyetçilerine çok görev düşmektedir. Zira kurtuluş
savaşımızdaki günler gibi. “Vatan ana hizmet bekliyor.” 



 



 



YILDIRAY ÇİÇEK: Diyarbakır halkının yaşadığı gerçek
sıkıntılar size göre nelerdir? Diyarbakır’da yaşayan vatandaşlarımızla
diyaloglarınız nasıl?



 



 



MEHMET TEYAR KARAKOÇ: Bugün dünyanın en gelişmiş
ülkelerinde dahi halen insanların ilk sıkıntısı, ekonomik sıkıntıdır.
Diyarbakır’ımızda işsizlik oranı normal ölçülerde en az %25, yaşamak için
yapılan bir takım meşguliyetleri de saymazsanız gerçekte en az %40’tır.



İşsizlik oranının sonucu olarak 10 kişiden 4’ünün boşta
gezer olduğu, eğitim sürecini tamamlamamış olan ve eğitim dışındaki gençlerin
4’ünden 3’ünün boşta gezer olduğu bir şehirde başka sıkıntıları öne çıkarmak
zaten gereksizdir. 



Aziz ve Değerli Diyarbakır halkının ekonomik sıkıntısına ek
olarak, özellikle “işsizlik” probleminden sonra içinde bulunduğu en önemli
sıkıntısı, her fırsatta, her ortamda, birtakım kötü niyetli grupların kötü
emellerini sergileyip, Diyarbakır’ın sükûnetini bozmaları, Diyarbakır ismini
çirkin siyasetlerle birlikte dile getirmeleridir. Bu gruplar böyle davranıp her
yeni durumdan bir başka menfaat elde ediyorlar.



Bu durum Diyarbakırlı hemşerilerimizi üzdüğü gibi bütün
Türkiye’yi de üzüyor. Bu durum 35 yıldır sürüyor, 35 yıldır bu şehir ve
Diyarbakırlı susuyor.



Diyarbakır Milliyetçi Hareket İl Teşkilat Başkanı olarak
sizlere arz edeceğim önemli bir konu da şudur: Diyarbakır’ın bu suskunluğunu
doğru değerlendirin ve 75 Milyon insanımıza doğru anlatın. 



Diyarbakır’ın Türkiye’nin milli birliğine, hayat
karşısındaki duruşuna, diline, şarkısına maddi- manevi vakarına bakın, ne demek
istediğimiz çok iyi anlaşılacaktır. 



Bu şehrin, sevdalısı olarak bu şehrin bütün Türkiye
tarafından daha iyi bilinmesini, bu değerli insanlarımıza sahip çıkılmasını
istiyoruz. Bu sahipliği bütün Türkiye yapmalıdır. Bütün Türkiye özel anlamda
Diyarbakır’a, genel anlamda Güney Doğu’ya sahip çıkmalıdır. Asya’nın Mısır’ın,
Libya’nın problemlerini bilen ve tartışan insanımız, önce Diyarbakır’ın
derdinden haberdar olmalıdır.



Siz hiç ayrılıkçı bir amaçla TBMM’ye gitmiş 4 Vekilinin bir
etnik gurubu özel amaç yaptıklarını, Kürtçe olan bu dili de bilmediklerini ve
Diyarbakırlı olmadıklarını biliyor musunuz? 



Siz hiç kalan 6 Milletvekilinin aynı partiden (AKP’li olup)
rakipleri olan 4 BDP’liden daha çok Kürtçü söylemler içine girdiklerini,
onların siyasi söylemini aynen kopya ettiklerini, hatta “BDP’lileri
bırakın biz size ayrılıkçılık anlamında onlardan daha çok yakınız.”
,
politikası yaptığını biliyor musunuz?



Büyükşehir başta olmak üzere, Diyarbakır’daki beş
Belediyenin amaç ve ilkeleri ile kendi örgütünün resmi görevlisi gibi
davrandığını, halka hizmetin örgüte yararlı olmak oranında verilebileceğini,
dünyada ve Türkiye’de bu şekilde başka bir şehrin olmadığını biliyor musunuz?



 



 



YILDIRAY ÇİÇEK: Kardeşliğimizi bozmak için, Diyarbakır
yıllardır bölücü odaklar tarafından merkez olarak kullanılıyor. Milliyetçi
Hareket Partisi, Diyarbakır’da bu kardeşliği korumak için nasıl bir duruş
sergiliyor?



 



 



MEHMET TEYAR KARAKOÇ: Bütün bu ağır şartlara
rağmen Diyarbakırlının “Aidiyetini Türk Vatanı” olarak seçtiğini, varoşlardan
merkeze kadar Türkçe konuşulduğunu biliyor muydunuz? 



Bütün bu nedenlerle: Bütün Türkiye Diyarbakırlının derdini,
kederini bilmek tanımak, derdine ortak olmak zorundadır.



Bir (Tek) milletin çocuğu olmak bunu gerektirir.



Bir (Tek) dinin mensubu olmak bunu gerektirir.



Medeni dünyanın bir üyesi olmak bunu gerektirir.



Allah’ın kulu olmak bunu gerektirir.



Aslında bu feryat dünyadaki bütün Türklerin ve bütün
Müslümanların bütün mazlumların feryadıdır.



MHP’nin Diyarbakır’daki duruşu bütün Türkiye’deki duruşu
gibidir. Hatta nerede bir Ayyıldız görseniz hani öyle duygulu, hüzünlü
olursunuz ya, Diyarbakır’daki duruş da böyledir. Daha yürekten, daha dik, nasıl
derler, daha çok ülkü ile donanmış ama biraz daha gamlı…



 



 



YILDIRAY ÇİÇEK: Eski başbakanlardan Mesut Yılmaz görevde
iken “AB yolu Diyarbakır’dan geçer” sözünü kullanmış, mevcut Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan ise bir televizyon programında "Diyarbakır'ı istiyorum ki;
şu anda Amerika'nın da Büyük Ortadoğu Projesi var ya, genişletilmiş Ortadoğu,
yani bu proje içerisinde Diyarbakır bir yıldız olabilir. Bunu başarmamız lazım."
şeklinde açıklamalarda bulunmuştur. Siyasiler niçin Diyarbakır’ı yabancı
ülkelere pazarlama, onların projelerinde kullandırma peşinde koşmaktadır?



 



 



MEHMET TEYAR KARAKOÇ: Yukarıda söylediğimiz,
Mesut Yılmaz’ın “AB yolu Diyarbakır’dan geçer.” sözünü, Başbakanın bir yıldız
olan (!) Diyarbakır’ı istiyorum, sözünü nasıl anlayacağız ve nasıl
anlatacağız? 



İşte Diyarbakır MHP olarak, bizim ve ülkemizin biricik
problemi budur. 



Dicle Üniversitesi rektörlüğünün yaptığı bir toplantıya ait
mesaj çağrı metninde kullandığı: “Krallar, Evliyalar ve Azizler şehri
Diyarbakır”
 cümlesindeki “AZİZLER” tanımlamasını
anlatabilirsek, bütün Türkiye bu işi daha iyi anlayacaktır. 



Değerli Ortadoğu Gazetesi sayesinde görüşlerimiz bütün
Türkiye’de duyulacağı için mutluyuz. Şunu özellikle belirteyim ki; Bütün
Türkiye bilsin… Allah Rızası için bilin! 



Bugün ister Diyarbakır, ister Güneydoğu ister Kürt sorunu
deyin, aslında bu mesele milletçe var olmak ya da yok olmak meselemizdir.
 Bütün
Türkiye bu meseleyi kendi meselesi bilmeli ve çözümü için Sayın liderimiz
Devlet Bahçeli’nin bıkmadan usanmadan tekrar tekrar dile getirdiği hassasiyet
herkese duyurulmalıdır. Bu konu birilerinin bizi bölme arzusudur. Bu konularda
daha hassas olunmalıdır. Kendilerince Diyarbakır’ı giriş kapısı yaparak
vatanımızı bölmeyi, kardeşliğimizi yıkmayı, hatta dinimizi yok etmeyi
başaracaklar!



AB’ciler bunu düşünürken, bizim siyasetçilerimiz de onlara
alet oluyorlar. İşin en enteresan yanı da, böyle davrandıklarında medyadan
alkış alıyorlar, böyle olunca da vatandaşımızın kafası karışıyor. 



Oysaki Diyarbakır, Romalılardan alıp İslam beldesi
yaptığımız ilk Anadolu şehridir. Şu anda Diyarbakır’da 517 Ashap Muhammed
Mustafa(s.a.s.)’nın can arkadaşı ebedi uykularında “iman” uğruna bizden bir
şeyler umarak uyuyorlar. Mekke-Medine’den sonra Dünya üzerinde en çok sahabesi
olan bu şehrin çocukları olarak, İslam’ın ve Oğuz’un nadide şehri Diyarbakır’ın
“Azizler” kaba tabiri ile “keşişler” şehri olmasına müsaade etmeyeceğiz.
Türkiye buna müsaade etmeyecektir.



Çok sabırlı olmak ve bilmek zorunda olduğumuzu biliyoruz. Bu
görev, içinde bulunduğumuz “Anayasal virajlarda” hepimizin görevidir.



Şehrimizde çapulcu grupların talanlarını seyreden devletin
varlık ve yaptırım gücünü sıfıra indiren valiler, terfi ettirilerek
Başbakanlığa baş danışman yapılıyorsa, o şehirde demokrasiden söz edemezsiniz.



Demokrasinin yerine zorbalığı koyarsanız, halk tercihini
göstermekte ürkek davranır. Böylece bölücü militanlarla, hep alıştığımız
“Kazan, Kazan” pazarlıkları ile fifti-fifti paylaşırsanız işte geleceğiniz
sonuç budur. Tarih en iyi hesap sorucu, sandık bu sorgunun yakın durağıdır.



 



 



YILDIRAY ÇİÇEK: Başbakan MHP’yi sürekli “Sivas’ın
ötesinde yoklar” şeklinde suçluyor. Zor şartlarda MHP’nin üç hilalli bayrağını
Diyarbakır’da dalgalandırıyorsunuz. Başbakana bu konuda bir cevabınız var mı?



 



 



MEHMET TEYAR KARAKOÇ: Sözümüzün burasında Sayın
Başbakanımızdan şu can alıcı soruyu sorup bütün Türkiye’nin huzurunda bunun
cevabını bekliyoruz:



Sayın Başbakanımız;



-Yeni Anayasanızın hazır olduğunu seçimden sonra bu
değişiklikleri hemen meclise getireceğinizi…



-Gerekirse belediye başkanlarının seçildiği gibi valileri
halkın seçebileceğini…



-Anayasanın konu ile ilgili maddelerinin
değişebileceğini…(Biz bundan ilk 3 Maddesini anladık) 



-Anayasadan kimsenin rahatsız olmayacağı şekilde
değişiklikler yapılacağını, gerekirse “Türk” sözünün çıkarılacağını… 



Söylediğiniz pek çok açıklamalar yaptınız; duyduk, okuduk.



Sayın Başbakanımız: Bu açıklamalarınızla ilgili olarak, Türk
Milleti’nin geleceğinin tek güvencesi olan saygı değer liderimiz Devlet Bahçeli
“Bu görüşlerinizi seçimden önce açıklayın!” dedi.



Ben bir Diyarbakırlı olarak, bu konuda birebir muhatabınız
olarak, hemşerilik hakkıma dayanarak soruyorum: 



Yeni Anayasanızda ne var, olacak olan nedir? Bu
görüşlerinizi seçimden önce açıklayın! 



İsterseniz bugün isterseniz seçime 7 gün kala açıklayın, ama
milletimizin bin yıllık kardeşliğini yerle bir edecek olan bu görüşlerinizi
Diyarbakırlıların hepsi öğrensin! 



O zaman millet Sivas’ın ötesine berisine daha iyi karar
verir kanaatini taşıyorum. 



Bakalım Türk Milletinin teveccüh edeceği fikir
“kardeşlik-birlik” mi? Yoksa ne?



Değerli hemşerilerimizi bir paket makarna ile uyutarak,
şehir içinde sağlık kuruluşları için rantçı düzenlemeler yapıp kimi yandaşlara
yerlerinin peşkeş çekileceğini, minibüsçü esnaflarımıza yapılan muamelenin
işkence boyutuna getirildiğini, Ulusal kanallara haber konusu olan arsa
fiyatlarının uçtuğu biçimindeki haberlerinin nedenlerini açıklayın. Siyasi
Kürtçülük yetmiyormuş gibi Zazaca konuşan vatandaşlarımıza da Kürt oldukları
yönünde etnik baskıların yapıldığını nasıl değerlendireceksiniz?



Sayın Başbakanımız;



“MHP Sivas’ın ötesinde yoktur!” sözünüz Diyarbakırlı
hemşerilerimizi çok tedirgin eden bir sözdür. 



İnanın konuştuğumuz hemşerilerimizden çoğu bana, “Başbakan
bu sözü ile ne demek istiyor acaba, Türkiye’nin bölüneceğini mi ima ediyor?”
diye soruyor.



“Yoksa ileride biz Ankara, İstanbul’a gidemeyecek miyiz?”,
biçimde sorularla karşılaşıyorum.



Sayın Başbakanımız; 



Şehrimizin çocuklarının, bu memleketin çocuklarının
geleceğinin hiçbir siyasi görüşün menfaati uğruna yok edilmesine müsaade
etmeyeceğiz.



Milliyetçi Hareket’in bu görüşüne bütün siyasi partililere
oy veren, tüm vatandaşlarımız katılmaktadır.



Milliyetçi Hareket, Kürdü Türk’ten ayırmayan bu sevgi dolu
görüşü ile vatanın her yerinde çoğunlukla vardır; var olmaya devam edecektir.



Biz düşüncelerini halktan saklayan, oy için her gün yeni bir
görüş icat eden bir hareketin mensubu olmadık.



Biz hep gelecek seçimleri değil, gelecek nesilleri düşündük.
Peki siz Güneydoğulu kardeşlerimize, AB’nin işgüzar yetkililerinin yaptığı
teklif gibi: “Türklerle birlikteliklerinizi değil ayrılıklarınızı öne
çıkarın.”
 görüşü ile mi TRT şeşi ortaya çıkardınız. 



Diyarbakırlılar Türkçe anlamadıkları için mi,
Diyarbakır-Mersin İdman yurdu maçını Kürtçe seyrettiriyorsunuz. Yoksa başka bir
ihtiyaçtan mı?



O ihtiyacın adını biz Diyarbakırlılar, hala çözebilmiş
değiliz. Bütün militanlar TRT şeşi bağımsızlığa bir adım daha yaklaşmak olarak
görürken, Diyarbakırlılar buna gülüp geçiyorlar.



Yaptıklarınızla gelecek seçim sonuçlarında belki iktidar
olacaksınız, ama bu milletin geleceğinde asla olmayacaksınız,
anılmayacaksınız. 



Çünkü eseriniz ortada. Milletimizi bölmeye katkılarınız
devam ediyor.



Bütün Türkiye’ye Diyarbakır’dan şu mesajı vermek
istiyorum: 



Türkiye refaha, huzura, ekonomik güçlülüğe layıktır. Sevgi
ve kardeşlik bütün ücra köylerden metropollere kadar herkesin hakkıdır.



 



 



YILDIRAY ÇİÇEK: 12 Haziran 2011 günü yapılacak seçimlerde
MHP olarak Diyarbakır’da nasıl bir başarı bekliyorsunuz?



 



 



MEHMET TEYAR KARAKOÇ: Milletimizi Kürt, Alevi,
Arap, Laz, Çerkez diye, 36 parçaya bölmek yerine, tek bir kimlik etrafında
toplanacağız.



Geçmişimizde bu birliğimizle tarihin seyrini coğrafyanın
duruşunu değiştirmeye muvaffak olduk. 



Gelecekte de bizi bu birliğimiz koruyacak, huzurlu olmamızı
sağlayacaktır. Bugün bize kuvvet veren birliğimizdir. Yarın da böyle
olmalıdır. 



Sandık için, seçim için Diyarbakırlıyı satmadık, aldatmadık.
Güvenilir olmaya devam edeceğiz. 



Biz böyle diyoruz, Diyarbakırlı da böyle diyor! Çünkü hakkın
sesi böyledir. 



Ancak sandık güvenliği ve özgür bir seçim ortamı
Demokrasinin vazgeçilmez unsurudur. Bunu sağlamak hükümetin görevidir. Ne var
ki hükümet milletin derdinde değil, her şey pahasına kendi oy telaşının
peşindedir.



Bu görüşlerimizi böyle dile getirerek, değerli halkımızın
teveccühünü umuyor, tek başına iktidar istiyoruz. 



Hakikat ve sevgi yolunda mücadele edenler elbette muzaffer
olurlar. 



Diyarbakır’dan bütün Türkiye’ye en derin saygılarımla.

Helal BAŞKANIM
Yüreğinize sağlık sayın Başkanım Allah sizden razı olsun halimiz ortada çok iyi anlatmışsın durumu her zaman seninleyiz oyumuz MHP Ye DİYARBAKIRLI BİR AİLE
Diyarbakırlı Ülkücü4.3.2015