ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
GÜN BİRLEŞME GÜNÜDÜR! / İsmail Özdemir 28185 okunma -
12 Eylül günü yapılan referandumdan sonra AKP’liler her ne hikmetse MHP’ye saldırmaya ve basını da bu yola yönlendirmeye büyük gayret göstermiştir. Israrla yapmak istedikleri MHP’yi ve ülkücüleri, PKK açılımının önünü açmak için yapılan yeni sözde demokratik anayasaya destek vermemekle suçlamaktır. Bu densizlik ve pervasızca yapılan saldırılar o kadar çok artmıştır ki akşam işinizden eve gittiğinizde istediğiniz televizyon kanalını açın her birinde MHP ve ülkücüler suçlu olarak gösterilmekte, sözde aydınların tümü MHP’ye saldırma eyleminde bulunmaktadırlar.
Bu pervasızlığı da her fırsatta ülkücü düşmanı olduğunu aleni olarak ortaya koyan R. Tayyip ERDOĞAN, Bülent ARINÇ ve Hüseyin ÇELİK gibi isimlerden aldıkları cesaretle gerçekleştirme gayretine girişen kesimdir. Adına sözde aydın ve akdemiysen denen zevatlar bu değiştirilen anayasa ile PKK’nın kurulduğu günden buyana yegane amacı olan “demokratik özerkliğin” ülke için geri çevrilemez bir ihtiyaç olduğundan-yani bölünmenin-bahsederken, bunu planlayan ve bu koşulu destekleyenlerin doğru tarafta; bölünmeye, parçalanmaya, devletin üniter yapısının bozulmasına, ileriki safhalarda da topyekun bir teslimiyete karşı çıkan ülkücü ve MHP’lileri ise yanlış tarafta gösterip hedef tahtası yapma eğiliminde bulunmaktadırlar! 
Bunlara göre milletin canına, kanına ırzına, diline ve “dinine” kast etmiş olan teröristlerin bölünme ve özerklik istekleri kabul edilebilir ve desteklenir bir davranış iken milletin bölünmez bütünlüğünü korumak, bu uğurda mücadele vermek, özgürlükten yana olmak, tüm bunlardan da öte “TÜRK” olmak birer suçtur!
İşte böylesine haince ve vahim bir dönemi geçirdiğimiz günlerde tüm ülkücülerin MHP çatısı altında artık birleşmeleri zorunludur! Gün gelmiş bölünme tehlikesi artık alenen ortaya çıkmıştır! Bu şartlarda husumetlerin bir tarafa bırakılıp, başımızdaki belanın bir an önce defedilmesi şarttır. Tüm ülkücülerin mücadelesinin temeli, varlık sebebi olan Türk Milleti’nin birliği, bütünlüğü ve özgürlüğü tehdit altında iken ben yokum, benim bilmem kiminle sorunum var o yüzden bulunmam gibisinden görüşlerle hareket etmek ülkücü hareketin mücadelesine engel olmaktan, bunu ısrarla arzulayan ve milleti bölmek isteyen sırtlan kümelerinin de amaçlarına istemeden de olsa destek çıkmaktan başka bir şey değildir!

Referandumda herkim ne oy verirmişse kendi kararıdır, saygı duyulur. Ancak bugün gelinen noktada referandumun hemen sonrasında ülke gündemini işgal eden tek konunun “demokratik özerklik” olduğunu referandum oy kullanan tüm ülkücüler görmüştür! 

Referandum öncesi ülkücülerin çektikleri çileyi, işkenceyi, şahadetlerini istismar eden şerefsizler için asıl şerefin bu ülkenin bölünmesi olduğu artık ortaya çıkmıştır.
Gün bu zihniyete karşı topyekun mücadele edebilmek için birleşme günüdür. Dargınlıklar, kırgınlıklar, küslükler geride bırakılmalı Allah davası ve Kur’an hakkı için millet sevdalıları, ülkücüler yeniden birleşmeli yeniden milletin şerefli yarınlarını hazırlamalıdır.

Din üzerinden siyaset yapıp, Allah ile toplumu kandıran münafıklar için papazlarla kol kola gezme, Irak ve Afganistan’da Müslümanların öldürülmesine destek verme, yüce peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.)’e hakaret eden eski Danimarka Başbakanı Rassmusen’e övgüler yağdırma ve ona destek çıkma AKP’lilerin karakteri (!) olmuştur. Ancak aynı adamların Müslüman-muhafazakar duruşlarıyla toplumu aldatmaya yönelik çalışmalarına dur denilerek işe başlanılmalıdır.
Makaleyi Hemen Yorumla