ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
KİRLİ TEZGÂHIN AKP’DEKİ PARÇASI KABULLENİLDİ / İsmail Özdemir 24255 okunma -
Yaklaşan seçimler öncesi Türk Milleti’nin bütünlüğünün teminatı olan MHP’ye yönelik başlatılan kirli ve hayâsız saldırıların faillerine yaklaştıkça ve “millet” bu konuda farkına vardığı kirli oyunları dillendirip tepki gösterince AKP dört bir koldan, kendini savunma refleksine geçti.
CHP Eski Genel Başkanı Deniz Baykal’a henüz geçtiğimiz yıl tezgâhlanan benzer olay sonrası Recep Tayyip Erdoğan kurmaylarına olayı siyaset malzemesi olarak kullanmayın derken aradan geçen bir yılın sonunda MHP’ye yönelik yapılan kirli eylem sonrasında “bu ne özeli, genel…” diyerek siyasi ahlak(sızlığ)ını ortaya koymuştur. 
MHP’ye yönelik saldırılar ortaya çıkmışken, devletin emniyet güçleri, istihbarat teşkilatları ve tüm teknolojik imkânları elinde bulunan AKP uzun süredir sessiz kaldı, kılını bile kıpırdatmadı. Bunca imkân kendi ellerinde olmasına rağmen, MHP kendi imkânları ile ulaştığı en somut ve kesin delilleri Türk Milliyetçileri’nin lideri Sn. Devlet Bahçeli’nin ifadeleriyle kamuoyu ile paylaştıktan sonra toplum nazarında dumura uğrayan AKP’den henüz sesler çıkmaya başladı!
Profesyonel bir çalışmayla ve mutlaka bir istihbarat örgütü desteği ile organize bir biçimde hazırlandığı belli olan kirli tezgâha yönelik AKP’nin bu zamana kadar hiçbir delil, fail, bulgu ve belgeyi açıklayamaması ve bu çirkin girişim üzerinden yaklaşan seçimler öncesi oy avcılığına bürünüp, bu yönde söylemler geliştirmesi, yine bu kirli oyunun bir noktasında kendilerinin de var olduğu algısını kesin bir ifadeyle zihinlerde uyandırmaktadır.
Buna verilecek en net örnek, saldırıların üssü konumunda bulunan internet sitesinin kuruluşunda tüm masrafların AKP’den 12 Haziran seçimleri için aday adayı olan ve Küçük Çekmece İlçesi’nde yine aynı partiden meclis üyeliği yapan İbrahim Faruk Bayındır’a ait olan kredi kartından yapılmış olması. Ne ilginç ve acıdır ki sitenin ismi ülkücü gazete (!) ama kurucusu bir AKP’li! Şimdi kim kalkıp da bu işte AKP’nin bir parmağı yok diyebilir?
Failleri bulma noktasında kılını bile kıpırdatmayacaksın, bunun üzerinden siyaset yapacaksın ancak olay ayyuka çıktığında bön bön bakacaksın! Sonrasında Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla birden bunu siyaset malzemesi olarak kullanmayı bırakacaksın!
İşte böylesine ucuz ve kirli siyasetin yapıldığı bir ortamda Telekomünikasyon İletişim Başkanı yaptığı açıklamalarla özrü kabahatinde büyük olan savunmalarla kendini ortaya koydu! Koskoca ülkenin koskoca Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı saat farkına yenilmiş! Yada neymiş bu konuda şantajlar havada uçuşurken önceden harekete geçilmemesinin nedeni görüntülerin yayınlanmamış olmasıymış! Yahu bu ülkede yayınlanmadan toplatılan kitapları ne yapalım peki? Buradaki yaklaşımı nasıl değerlendirelim?
Durumun AKP açısından olası 2 vahameti mevcuttur. Birincisi bu eyleme girişen karanlık odaklar noktasında AKP’nin doğrudan ilgisi ve bilgisi vardır, ikincisi ise bu failleri ne yaparlarsa yapsınlar bir türlü bulamamaktadırlar ve bu kirli saldırıları önleme noktasında çaresiz kalarak ülkenin ne derecede aciz bir idare anlayışıyla yönetildiğini gözler önüne sermektedirler.
Bu noktada İbrahim Faruk Bayındır ismi, vasfı ve delilleri ortada bulunan belgeler sebebiyle birinci seçenek kesin görünüyor. Bunu anlayan AKP yönetimi de bizzat İstanbul il başkanlarının geçtiğimiz Salı günü katılmış olduğu bir televizyon programında söylediği üzere, İbrahim Faruk Bayındır’ı partiden ihraç kararı almıştır! Bunca zamandır sessiz kalan AKP yönetiminin MHP yetkililerinin savcılığa sunmuş olduğu belgeler sonrasında atmış olduğu ilk adımda İ.Faruk Bayındırı partiden ihraç kararı almaları, olayı bütün çıplaklığı ile gözler önüne sermektedir. Başka bir deyişle kirli tezgâhın AKP’deki parçası kabullenilmiş oldu.
Tamda bu noktada yayılan, başka siyasi partilerde bulunan binlerce kişiye yönelik bazı kasetlerinde bulunduğu dedikodusunun kapladığı bir atmosferde, AKP’nin böyle bir adım atması dikkatle takip edilmelidir. Dikkatle değerlendirilmesi gereken bir başka konuda, ülkenin en köklü siyasi partilerinden biri olan, milyonlarla kucaklaşmış, devletin kuruluş felsefesinden ve milletinden asla uzaklaşmamış, yarım asra yaklaşmış çalışmaları bulunan MHP’ye yönelik bu tür saldırılar devam ederken sessiz kalan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ünde yine aynı gün “Bugün buna olur, yarın başkasına olur. Bu konularda gayet prensipli ve ilkeli durmak, hiç prim vermemek gerekir. Savcılar ve yargıyla ilgili kurumların olayı titizlikle takip etmesi ve bu tip işleri organize edenleri ortaya çıkarması gerekir...” şeklinde özünde çok geç kalan bir açıklama yapmıştır. 
Türk Milliyetçileri bu sahneleri asla unutmamalıdır! Geçmişinden bugüne kadar gelen zaman zarfında böylesine kahpe ve kalleşçe bir saldırıyla karşılaşmamıştık! Eminim ki adli merciler ve devletin ilgili istihbarat birimleri bu olayın üzerine sağlıklı bir biçimde gittiğinde ortaya çıkacak sonuçta faillerin aziz milletimizin bölünmez bütünlüğüne kast eden hainlere ve karanlık odakların açık kimliklerine ulaşacaklardır.
Bir önceki yazımda da sizlerle paylaştığım gibi, SON KALE MHP’dir! Ona sahip çıkmak tüm vatan sevdalılarının boynunun borcudur. Bilge Lider Sayın Devlet Bahçeli’nin dediği gibi “Yalnızca Allah (C.C.)’a sığınarak” yolumuza kararlı bir biçimde devam etmeliyiz. Türk Milliyetçileri tarihin bu ağır imtihanından da başarıla geçecektir.
Makaleyi Hemen Yorumla