ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
MHP VARKEN ASLA OLMAZ / İsmail Özdemir 23762 okunma -
Terörist başı İmralı’dan AKP hükümetinden gördüğü yoğun ilgi ve aldığı sözler ile açıkça tüm kamuoyuna yakında yattığı yerden çıkarılacağı sinyalini vermektedir. Bugüne kadar hapishanede yatan bir mahkûm olduğu, eli kanlı bir terörist olduğu, bebek katili olduğu, memleketimize en büyük acıları yaşattığı belli ki unutulmakta yada umursanmamakta ve ülkenin geleceği bu adamdan sorulmaktadır. Bu ülkenin yetişmiş binlerce bilgili, alanında uzman ve bu konuya hâkim gerek askeri gerekse bürokratları yok sayılmaktadır. Milleti birbirine düşüren, on binlerce cana mal olan ve ülkeyi bölmek isteyen caniden devlet yol haritası alır ve bu yönde hareket eder konuma gelmiştir.

Bu acı ve vahim tablo karşısında MHP’den başka bir Allah’ın kulu da ağzını açıp, sesini çıkarmıyor. Bununla da kalmayıp toplumu terörist başı alçağa karşı öyle bir hazırlıyorlar ki, adam zannedersiniz bu ülkenin halk kahramanı ve kurtarıcısı! Ülkeyle alakalı hangi mesele olursa olsun, yandaş medyaya bakıyorsunuz hemen İmralı’nın görüşleri önemsenmeli şeklinde beyanatlar kamuoyunda dolaşmaya başlıyor. AKP’liler de Öcalan’dan aldıkları yol haritalarıyla hareket ediyor. Bununla da kalınmıyor birileri yine aynı caninin ev hapsine alınması ve hatta tümden salıverilmesi fikrini savunuyorlar. 

Bu kesimin başında da eski eşi AKP’den milletvekili olan, kendisi de AKP’den milletvekilliği aday adayı olmuş Mümtazer Türköne gelmektedir. “APO bırakılsın ve Bodrum Türk Büküne konsun” diyen Mümtazer Türköne ve onun içerisinde bulunduğu AKP sayesinde bu ülkedeki bölücü zihniyet amaçlarına ulaşma noktasında büyük mesafeler kat etmişlerdir. Öyle ki bunların yumuşatarak, alıştırarak hazırladığı ve dönüştürdüğü böyle bir ülkeyi ve toplumu ne PKK, ne bebek katili, ne BDP hayallerinde bile göremezlerdi. Başbakanın da dediği gibi topluma hazmede hazmede, hazmettire hazmettire bu süreç kabullendiriliyor.

12 Eylül referandumunda birbirlerinin ruh ikizi olan AKP ve BDP beraber hareket etmiş ve bunu BDP’liler açıkça ifade etmişlerdir. Ne gariptir ki referandum sonuçlarına AKP’lilerle birlikte BDP’liler sevinmiştir. Ve yine referandum sonuçları Kandil Dağı’nda bulunan teröristler tarafından günlerce kutlanmıştır. İfade ettiğim tüm kesim de ülkenin “demokratikleşmesi” yolunda önemli adımlar atıldığını belirtmiştir. Açıkça bu ülkeyi bölme niyetinde olan bir kesimin demokrasi tanımıyla, iktidar partisinin tanımı birbirine uymaktadır. Çünkü bu kesimler adına demokrasi, amaçlarına ulaşabilmeleri için bir araçtır. Bu sebeple Habur hadisesi yaşanmış ve demokratik özerklik talepleri hız kazanmıştır. Tüm olan bitenin fikir babası, yol göstericisi de İmralı canisidir.

Süreç bu şekilde ilerleyip seçime doğru yaklaşılırken, Diyarbakır’da Leyla Zana yaptığı bir konuşmasında terörist başını işaret ederek "Seçimlerden sonra devlet onu da aranıza getirecek" şeklinde beyanatta bulunmuştur. Bu konuyla ilgili de AKP’li kimse bir deeç vermemiştir. MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin seçim öncesinde İzmir mitinginde yapmış olduğu konuşmasında Başbakana yönlendirdiği “Eğer tekrar bir iktidar şansın olursa İmralı canisini serbest bırakacak mısın?” sorusuna Başbakan net bir cevap verebilmiş değildir. Hoş vermiş olsa da geçmişte İmralı ile görüşmüyoruz demişler ve şeref polemiklerine girmişlerdi ama ne yazık ki bu ulvi kavram karşısında kaybeden yine kendileri olmuştu.

Seçimlerden hemen sonra ise bölücü başı hangi yetkiye (!) dayandığı bilinmez ama "TBMM'ye çağrı yapıyorum. Olağanüstü bir dönemden geçiyoruz. Nasıl ki 1920'lerdeki birinci meclis olağanüstü toplandı, gece-gündüz çalışıp tatil yapmadıysa, bu meclis de öyle yapmalıdır, tatile girmemelidir. Çalışma yapmak için Ekim ayını beklememelidir. Çünkü yine 1920'lerdeki gibi tarihi bir süreçten geçiyoruz. Bu nedenle yeni Meclis derhal toplanmalıdır, benim önerim budur. Çözüm konusunda rolümü oynayabilmem için Meclis'in bana bir çağrı yapması, hakikatleri araştırma komisyonu kurulması ve demokratik anayasa meclisinin oluşturulması için harekete geçilmesi gerekiyor.” çağrısı yapmıştır.

Bu süreci gözünün önünden geçiren, aklı ve mantığı yerinde olan herkes İmralı canisinin AKP tarafından serbest bırakılacağı gerçeğine rahatlıkla ulaşabilir. AKP eliyle yapılan Habur hadisesi bir yana dursun, yine kendileri ile beraber BDP’lilerin yaptıkları açıklamalar göz önünde bulundurulursa bunun aksini kim iddia edebilir? 

Bu çarpık zihniyetin karşındaki en büyük engel, ayakta dim dik kalan ve inandığı değerler uğruna taviz vermeden hareket eden MHP ve Lideri Sayın Devlet Bahçeli’dir. Bunun için Mümtazer Türköne, “Devlet Bahçeli istifa etmelidir” demektedir. Yine aynı zihniyetteki birçok yandaş yazarlar benzer söylemlerde bulunmaktadır. MHP ve Lideri varken bölücü zihniyet ve okyanus ötesi amaçlarına asla ulaşamayacaklarının farkındadır. Bu nedenle MHP, türlü çirkin oyunlarla 40 yılı aşkın süredir mücadele verdiği çizgisinden saptırılmak, yumuşatılmak ve dönüştürülmek istenmektedir.

Türk milliyetçileri bu süreci yakından takip etmeli ve uyanık olmadır. Saygı ve sevgiyle bağlı olduğumuz ve uğruna mücadele verdiğimiz tüm değerlerimize yönelik saldırıların altında yatan asıl gerçek budur. Ellerinden gelse, Türkiye yeni Osmanlı oluyor yalanıyla –ki bu fikir CIA eski Türkiye masası şefi Graham E. Fuller’a aittir- top yekûn tasfiye edilmek istenmektedir.

Terörist başı daha öncede denendiği gibi, yapılacak olası bir genel afla önümüzdeki süreçte serbest bırakılmak istenecektir. Buna hep birlikte yeniden şahit olacağız.
Ama bilinmelidir ki MHP ve ülkücüler varken birileri asla bu amaçlarına ulaşamayacaklardır.
Makaleyi Hemen Yorumla