ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
MİLLİ İRADEYE SAYGI SADECE MHP DE / İsmail Özdemir 23339 okunma -
TBMM 24. Dönemde çalışacak milletvekilleri geçtiğimiz Salı günü düzenlenen yemin töreni ile yürütecekleri görevlerinde ilk adımı atmış oldular. Cumhuriyet tarihinin en tartışmalı meclis açılışı olduğu fikri ortalarda dolaşa dursun ne %50 oy oranı alarak yeniden iktidar olan AKP’nin, ne bu ülkenin en eski siyasi partilerinden biri olan CHP’nin milletin iradesine olan saygılarının bulunmadığını gördük. 

BDP’yi ise zaten böyle bir hassasiyetinin olmadığına ve bölücü zihniyetin hizmetkârlığında bulunduğunu bildiğimiz için bunların dışında tutuyorum.

Bu yorumda bulunurken AKP ve CHP’nin yanlış bir tavır sergilediklerinin altını da çizmek gerekir. CHP, milletvekili olarak seçilen Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal adına yürüttüğü ve onlara sahip çıkma eğilimi gösterdiği açıklamalarında haklıdır ancak meclisi “boykot” ederek, milletin iradesine saygısızlıkta bulunmaları da hiç hoş bir davranış değildir. Kendileri milletin iradesi ile seçilen Haberal ve Balbay’ın tutukluluklarının kaldırılmamasını yine milletin kendisine karşı yapılan bir saygısızlık olarak görüyor ama milli iradenin temsilcilerinin bulunduğu TBMM’yi yemin etmeyerek boykot ediyorlar. 

Bu tezatlıkla kaos oluşturmaktan başka varmak istedikleri yer neresidir, mantıklı bir yol ortaya çıkmamaktadır. Mücadele verilmesi gereken yer meclisken CHP kendisini meclisin dışına bırakma eğilimindedir. Seçtikleri bu yol kendilerini yüce milletimize karşı ifade etmede yanlıştır. 

Kaldı ki BDP ile aynı tavırda bulunarak yemin etmemeleri CHP’yi haklı oldukları konularda milletin gözünde haksız ve daha da aşağı bir konuma getirdi. 

AKP ise tutukluluğu devam eden ancak halkın iradesiyle seçilen milletvekillerinin tahliyelerinin ret edilmesini dediğim dedik ve ukala bir tavırla karşıladılar. 

Söylemlerinin hepsinde “biz demiştik, seçilseler bile çıkmazlar” şeklinde alaylı, milletin kararını yok sayan ve bunlardan daha önemlisi R.Tayyip Erdoğan’ın 2002 yılında nasıl ve hangi şartlarda milletvekili olduğunu unutan yada unutturmak isteyen bir duruş sergilemektedirler. O dönemde R.Tayyip Erdoğan mahkûm olmuş ve milletvekili olması için anayasa ve ilgili yasa hükmünün değiştirilmesi gerekiyordu ve bu şartlar kendisi için demokrasi adına sağlanmıştı.

R.Tayyip Erdoğan’ın seçim öncesi miting meydanlarında bağırdığı gibi kendilerine “muhtar bile” olamaz demişlerdi ama sığındıkları millet iradesi onların önünü açan yol olmuştu. Şimdi aynı durum söz konusu olduğunda “aday gösterecek başka adam mı yoktu” şeklinde açıklamalarda bulunanlar sıkıysa mecliste kendileri hakkında bekletilen kararlara yol versinler, dokunulmazlıkları kaldırsınlar da bizlerde bir görelim bakalım benzer olaylarla kendileri karşılaştıklarında aynı şeyleri söyleyebiliyorlar mı? 
Dürüstlük ve ahlaklı duruş noktasında en son konuşacaklar AKP’lilerdir ancak her konuda olduğu gibi bu konuda da istismar ve çok yüzlülük duruşu sergilemektedirler. Millet iradesini yok saymakta, umursamamakta ve yaşananlardan kendilerine pay çıkarmaktadırlar. %50 oy alarak kendisine milletin iktidar görevi verdiği AKP bu süreci, siyasi çıkarlarını bir kenara bırakarak, aşma noktasında üzerine düşeni yapmalıdır. Bu ülkede yargının zaten kendi yandaşlarından oluştuğunu ve bağımsız kalma yolunda ki şüphelerin çoğaldığı bir ortamda artık sağduyulu davranmalıdırlar. 

%50 oy oranı aldıklarında milli iradeye saygılı olunması çağrısında bulunurlarken, milletvekili olan ancak hala tutuklu halde bulunan ve milletvekili olmaları sebebiyle tutukluk gerekçeleri (mesele dokunulmazlık değil, kaçma ve delilleri yok etme gibi gerekçeler artık geçerli değildir) ortadan kalkan isimlerin hala ceza evinde bulunmalarını doğru bulmak milli iradeye yönelik yapılan en büyük saygısızlık ve iki yüzlülük olur.

MHP İstanbul milletvekili seçilmiş, bölücü terör örgütüyle mücadele adına yıllarca bu ülkeye ordumuzun en seçkin birimi olan özel kuvvetlerde hizmet etmiş olan ve bu birliğin kuruluşunda da büyük çaba sarf eden emekli Korgeneral Engin Alan’ın tahliye edilmemesi, milletin vicdanını temsil eden hukuk açısından büyük bir ayıp ve yine milletin iradesine sürülmüş kara bir lekedir. Devletin ve milletin bölünmez bütünlüğü uğrunda hayatını ortaya koymuş, kendisini bu mücadeleye adamış bir şahsiyete yapılan büyük bir ayıptır. 

Buna rağmen MHP’nin Engin Alan’ın sürdürdüğü haklı mücadelesinde onu yalnız bırakmadan, kamuoyunu bu yönde aydınlatma çalışmalarına devam etmesi ve CHP’nin aksine TBMM’de düzenlenen yemin törenine katılarak çözümü yine milletin iradesinde araması oluşturulan hukuki ve siyasi krizin aşılması karşısındaki önemli bir adım olmuştur. MHP bu girişimle yaşanılan tüm sorunların çözümünü milletin iradesinde aramak gerektiğini işaret etmiştir. Nitekim MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli “Türkiye’nin içine düştüğü karanlık süreçte kaybolmaması için sorumluluk mevkiinde bulunanların akıllarını başlarına almalarında sonsuz yararlar olduğu şüphesizdir. Milliyetçi Hareket Partisi, TBMM’nin saygınlığına ve millet iradesinin vazgeçilmezliğine inandığından dolayı, yemin törenine tüm milletvekilleriyle eksiksiz katılacak ve demokrasinin işlemesine destek verecektir. Boykot kararı alanların, bunu aklından geçirenlerin, TBMM’ni kirli emellerine alet etmeye yeltenenlerin krizden, kavgadan ve kaostan beslenenler olacağı tartışmasızdır.” şeklinde tarihi ve önemli bir çağrıda daha bulunmuştur. 

İktidar MHP’nin tavrını ve duruşunu iyi algılamalıdır. Milli refleksin ne olduğunun farkına varmalı ve tutuklu halde bulunan milletvekillerinin bir an önce meclis çatısı altında çalışmalarına başlamaları için gerekli sorunların aşılmasını sağlayıcı adımlar atmalıdır. 

Bunun için İmralı’dan gelecek talimatları beklememeli ve sözde değil özde milli vicdana yönelmelidirler. Hukuk bir tek kişi ve oluşumun emrinde olamaz, bu ülkede hukuk mutlaka ve sadece Türk milletinin vicdanını yansıtmalıdır.
Makaleyi Hemen Yorumla