ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
HAKLILIK MHP’NİN ÖN KİMLİĞİDİR / İsmail Özdemir 22599 okunma -
-Başbakan Erdoğan'a uyarımız ve çağrımız, Anayasa referandumu sonuçlarından cesaret alarak PKK açılımını ilerletmeye çalışmasının altından kalkamayacağı sonuçlar doğuracağını bir an önce anlamasıdır...
-Başbakan Erdoğan ve AKP’nin bölücülük ve yolsuzluk siciline uygun yandaş yargı yaratma gizli amaçlarına hizmet edecek Anayasa değişikliklerinin Türk milleti tarafından kabul edilmesiyle Türkiye için hayati risk ve tehlikelerle dolu karanlık bir döneme girilmiştir. 
-Başbakan Erdoğan’ın önümüzdeki yıl gündeme getireceğini açıkladığı kapsamlı Anayasa değişikliğinde PKK açılımının ilerletilmesi kapsamında Türkiye’nin milli birliği, milli devlet niteliği ve üniter siyasi yapısının temellerinin yıkılmasını amaçlayan düzenlemelerin yer almasının Türkiye’yi etnik temelde ayrışma, çatışma ve bölünme sürecine mahkûm etmesi kaçınılmazdır. Böyle bir gelişmenin doğuracağı vahim ve ağır sonuçlar açıktır. Milliyetçi Hareket Partisi önümüzdeki zor ve sıkıntılı dönemde Türkiye’nin ve Büyük Türk Milleti’nin huzuru, güvenliği, birliği ve bin yıllık kardeşliğini korumak için üzerine düşeni yapmaya azimli ve kararlıdır.
-Referandumda evet çıkması haline başbakanın ayağı yerden kesilecek ve PKK terörü cesaretlenecektir.
Yukarıda yer alan açıklamaların hepsi MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye aittir ve hepside 12 Eylül 2010 günü yapılan referandumun arifesinde ve sonrasında söylenmişlerdir.
Bugün gelinen noktada ülkemizde yaşanan sıkıntılar göz önünde bulundurulduğunda tarih bir kez daha Ülkücüleri haklı çıkarmıştır. Referandum sürecinde, eğer referandumdan “evet” kararı çıkarsa PKK’nın eylemlerini artıracağını ısrarla vurgulamıştık. Şimdi haklılığımızı üzüntüyle bir kez daha yaşıyoruz. 
Bölücü terör örgütü PKK kanlı eylemlerine günden güne hız kesmeden devam etmektedir. Önce sokak ortasında güpe gündüz 2 askerin şehit edilmesi, sonra kaçırılan 2 askerimizin durumları, akabinde yüreğimizde derin yaralar açan 13 askerimizin şehit edilmesi ve son olarak da yeni görev yerlerine gitmeden önce şehit düşen 3 kahraman askerimizin hazin sonları…
Görülüyor ki karşımızda günden güne gücüne güç katan bir PKK, konumunu topluma verdiği mesajlarla güçlendirme gayretinde olan İmralı canisi, ülkeyi açıkça böldüklerini ilan eden ve demokratik özerklik arayışında olan terör örgütünün siyasi temsilcisi BDP’liler bulunmaktadır!
Ne acıdır ki bu bölücü mihraklar gerek eylemlerini, gerekse etki alanlarını AKP’nin savunduğu politikaların kabul edildiği tüm seçimlerin sonrasında artırmaktadır. AKP’nin istediği tüm sonuçları aldığı seçimler ve referandumlar sonrasında sevinen hep bu şer odakları olmuştur. Hatırlayın referandum sonrasını, AKP’lilerden daha büyük sevinç gösterilerini Kandil Dağı’nda sergileyen PKK’lılar değil miydi? Yaptığı açıklamalarla AKP’lilerden daha çok mutlu görünen BDP’liler ve İmralı canisi değil miydi? Kimsenin bir arayışa girmesine gerek yoktur çünkü yaşanılanlar tüm çıplaklığıyla ortadadır.
Ülkücüler ne zaman AKP’nin yürüttüğü ve vaat ettiği şartların ülkeyi bölünmeye doğru adım adım sürüklediğini söylese; hep statükocu olmakla, ülkenin önünü tıkamakla ve felaket tellallığı yapmakla suçlanmıştır. Bugün içimizi sızlatan bunca olay varken Ülkücü Hareketin hassasiyetlerine ve duruşuna kim sesini çıkarabilir?
Hayatı ve misyonu aldatma ve kandırma üzerine kurulu olan AKP’nin ülkemize yaşattığı bunca acıdan sonra eleştirdiği Ülkücü Hareketin söylemlerine bürünmesi sadece iki yüzlülükle açıklanabilir. Sabah söylediğini akşam inkâr eden ve toplum karşısında hangi sözü tutuyorsa bu söylemlerini isteğine göre kullanan AKP’lilerin bu riyakârlığı kendilerinin en belirgin özelliğidir. Ancak ısrarlarla bu tavırlarına devam etmekte ve milli hassasiyetleri umursamamaktadırlar. Onlar için şahsi ve siyasi menfaatleri ülkenin menfaatinden önce gelmektedir.
Bu zihniyetle hareket eden ve kendilerine başarı kazandıran son seçimlerin ardından “ne yaparsak yapalım bu toplum bizi destekler” anlayışı maalesef ülkenin sonunu getirmektedir. Milli birlik ve bütünlüğümüz günden güne sarsılmaktadır. Açıkça söylemek gerekir ki bugün AKP’nin ülkemizi getirdiği noktayı ne PKK ne İmralı canisi nede bu ülke ve aziz milletimiz üzerinde gözü olan hiçbir dış güç hayal dahi edemezdi. Ancak bu durum kendilerince “hayaldi, gerçek oldu” anlayışını gerçek kıldı.
40 yılı aşkın süredir verdiği mücadelesinde söylediği ne varsa tarihin yanıltmadığı Ülkücü hareketin bu kutlu duruşu ortadadır. Bizler şahsi menfaatlerimizi ve arzularımızı bir kenara bırakıp önce ülkem ve milletim anlayışıyla mücadelemize devam ediyoruz. Bunca acıların yaşandığı günümüzde tarihin bizleri haklı çıkarmanın acısını yaşamaktayız, ancak bizler açık açık yüce milletimizi bu şartlar için uyarmıştık!
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin, MHP’nin 40. yılının kutlama töreninde yapmış oldukları “Alınan mesafe ve gidişat bu kutlu hedefi (tek başına iktidar olmak) işaret etmektedir. Ve verdiğimiz kırk yıllık mücadele buna fazlasıyla layıktır. Bu kadar haklı olan, Bu kadar haklı çıkan, Ancak, bu kadar da hakkı yenmiş bir dava olmamıştır. İşte biz, bu hakkın peşindeyiz. İktidarı da hak ettiğimize inanıyoruz.” açıklamaları bugün hepimizin duygularına tercüman olmaktadır.
Bizler yılmadan, yorulmadan ve usanmadan haklı davamız için mücadelemizi sürdürmeye tüm kararlılığımızla devam edeceğiz. Tarih bizlerle var oldu ve geleceği de tüm güzelliklerle, refahla, barış ve umutla aziz milletimiz için bizler var edeceğiz. Bu kudreti Cenabı Allah Ülkücü Harekete nasip eylemiştir.
Makaleyi Hemen Yorumla