ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
YOLSUZLUK FENERİ / İsmail Özdemir 20751 okunma -
Geçtiğimiz hafta CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin mecliste gerçekleştirdiği grup toplantısında Deniz Feneri davası ile ilgili oldukça önemli bir bilgiyi kamuoyu ile paylaştı. Haftalardır Deniz Feneri davasında Başbakan’a çok yakın bir bakanın köstebeklik yaptığını, aramalardan önce bazı kişilerin önceden haberdar edildiği iddiasını savundu ve sonunda köstebeklik yapan bakanın Eski İç İşleri Bakanı, şimdi Başbakan Yardımcısı olan Beşir Atalay olduğunu açıkladı.

Kılıçdaroğlu’nun elindeki belge ve bilgilere göre Beşir Atalay ile ilgili ortaya atılan iddialar ve Deniz Feneri davasında savcıların garip bir bahaneyle görevden alınması ile Beşir Atalay’ın aynı davada zanlı konumunda olan birçok isimle geçmişten gelen yakın ticari ilişkilerinin olması, AKP’lilerin bu dava ile ilgili rahatsızlıklarını açıkça ortaya koyduğu bir atmosferde taşları gün geçtikçe yerine oturtmaktadır.

Gerek Almanya’da yürütülen ve sonuca ulaşan dava ile suçluluğu kanıtlanan isimlerin, gerekse ülkemizde yürütülen soruşturmada zanlı konumunda olan isimlerin AKP ile yakın ilişkiler içerisinde olması AKP’lilerin en büyük telaşını oluşturmaktadır. Çünkü neresinden bakarsanız bakın “100 yılın yolsuzluğu” diye adlandırılan bu kirli olayın izleri ne kadar saklamaya, gizlemeye çalışsalar da AKP üzerinde gözükmektedir.

Tüyü bitmemiş yetimin hakkını savunmayı dillerine dolayanların ve bunu siyasi slogan haline getirip her yerde kullananların tüyü bitmemiş yetimlerin hakkıyla bir yerlere geldiğini gözlemlemek oldukça manidardır. 

Anlaşılıyor ki Deniz Feneri, samimi ve inançlı insanların sadece Allah rızasını güderek gerçekleştirmek istedikleri hayırlar ile yoksullara ve yoksulluğa değil, yandaşlara ve yolsuzluğa ışık tutmuştur.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun köstebek şeklinde tarif ettiği ismi açıklamadan önce AKP’lilerin bu dava ile ilgili kamuoyuna hiçbir açıklamada bulunmaması ve hatta açıklama yapmaktan kaçınmaları da düşündürücüdür. 

Ancak işin çok daha komik tarafı Beşir Atalay’ın, köstebek iddialarına vermiş olduğu yazılı cevabındaki “Devam etmekte olan bir soruşturmayla ilgili yorum ve değerlendirmede bulunmak suçtur. Masum insanları suçlu ilan etmek, onur ve haysiyetleriyle oynamak hem suçtur hem ahlak yoksunluğudur. Gizli olan soruşturma dosyasından bilgiler aktarmak, sızdırılan bilgileri henüz doğruluğu bilinmeden ve avukatların dahi bilgisi olmadan kamuoyuyla paylaşmak hukuk ihlalidir.” açıklamaları olmuştur.

Ergenekon ve Balyoz olarak adlandırılan davalarda şahıslara ait olan soruşturma sürecindeki bilgilerin ve iddianamede ki konuların doğrudan fertlerin özel hayatlarını ilgilendirmesine rağmen, çarşaf çarşaf AKP’ye yakın gazetelerde manşete taşındığı günlerde ve yine televizyon ekranlarından sunulurken, o dönem İç İşleri Bakanlığı 
koltuğunda oturan Beşir Atalay acaba ne yapıyordu? 

Bu kadar vicdan ve ahlak sahibi olan, hukuka inanan bir isim neden o dönem konuşmuyordu da bugün, bu konu hakkında konuşma gereği duymuştur? Hukukun gereği gibi işlemesi için illaki birilerinin canının yanması mı gerekmektedir?

AKP tam anlamıyla Deniz Feneri yolsuzluğunda bataklığa gömülmüş durumdadır. Çırpındıkça, didindikçe bu bataklığa daha da çok batmaktadır. 

Aslında Beşir Atalay gerçek köstebekliği Habur hadisesi yaşanmadan hemen önce Atatürk Orman Çiftliği’nde Ahmet Türk ile gerçekleştirdiği görüşmede yapmıştır. Habur’dan giren ve kahraman edalarıyla karşılanan eli kanlı teröristlerin kurulacak olan seyyar mahkemelerce serbest bırakılacağı bilgisinin o görüşmede konuşulduğu daha sonra medyaya yansımıştı.

Açılım denen milli bütünlüğümüzü zedelemeye yönelik ortaya konan projede başı çeken Beşir Atalay, aynı davranışını Deniz Feneri’nde de ortaya koymuş gözükmektedir.

Memleketin bütünlüğüne zarar veren ve milletin masumane duygularını istismar edildiği her projede görev aldığı ortada olan Beşir Atalay bundan sonra nasıl duruş sergileyecek, hep birlikte göreceğiz.

Cenabı Allah Türk Devleti’ne zeval vermesin…
Makaleyi Hemen Yorumla