ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
AL TAKKE VER KÜLAH / Bahadır Çoban 11973 okunma -
Türkiye ve İsrail ilişkileri kopma noktasına kadar gelmişken ya da gidişat bizlere öyle gösterilirken ''Ermenilerle aranızı düzeltin, Kürtlere haklar tanıyın.'' demek için Türkiye'ye kadar gelen Amerika başkanı iki önemli müttefikinin arasında kopan kızılca kıyamete karşı anlamsız bir sessizliğe bürünmüştür. 


Amerikalı yetkililerinin bu garip sessizliği şüphesiz ki Türkiye ile İsrail arasında yaratılan çatışma ortamının yapaylığından kaynaklanmaktadır. Dışarıya karşı düşman imajı çizilirken kapalı kapılar ardında derin muhabbet, kucaklaşma ve işbirliği vardır. Çünkü, Büyük Orta Doğu Projesi'nde ABD'nin yatırım ortağı olan İsrail ile projenin amelesi durumundaki AKP'nin gerçek anlamda bir zıtlaşma içine girmesinin mümkünatı yoktur. ABD ve İsrail karar alır ve AKP uygular. Projenin işleyiş şeması budur. 


ABD öncülüğünde Türkiye topraklarına kurulması gündemde olan füze kalkanı projesinin de hedefinde İsrail’in olmadığı apaçıktır. Öyleyse bu savunma tedbiri hangi ülke ya da ülkeler hesaba katılarak alınmak istenmektedir? Ermenistan, Irak gibi ABD'nin peyki haline gelmiş ülkeleri de konu dışında bırakırsak geriye ABD muhalifi Suriye ve İran devletleri kalmaktadır. Hal böyleyken bu zamana kadar Suriye ve İran ile ilişkileri rayında olan Türkiye Cumhuriyeti neden bu devletlere karşı savunma önlemleri alma ihtiyacına gidiyor sorusu akla gelmektedir. Bu sorunun cevabı da herhalde AKP'nin ameleliğini üstlendiği Büyük Orta Doğu Projesi'nin komşu ülkelerimizin ulusal yapılarına vereceği tahribatın içinde gizlidir.


İsrail eski Başbakanı Olmert 2008'deki Gazze saldırılarından beş gün önce Türkiye'yi ziyaret etmişti. İsrail başbakanının geliş sebebi çay kahve içmek değilse düzenlenecek saldırıların sinyalini AKP hükümetine vermiş olmalıdır. MHP lideri Devlet Bahçeli bu konudaki şüphelerini aktardığı yorumunda:


''Bir merakımız da İsrail’in gerçekleştirdiği saldırıyı, önce AKP hükümetine bildirip bildirmediği noktasında düğümlenmektedir. Basına yansıyan bazı haberler, İsrail’in saldırıları için önceden Başbakan Erdoğan’a bilgi verdiği yönündedir. Eğer böyleyse, AKP hükümeti bu insanlık suçuna iştirak etmiştir ve meselenin en küçük bir mazereti daha olmayacaktır.’’ demişti.


Bir buçuk sene kadar önce Mavi Marmara Yardım Gemisi'ne İsrail’in düzenlediği operasyonda gemiye katılacak olan bazı AKP milletvekillerinin son anda karar değiştirerek gemiye binmemesi Bahçeli’nin şüphelerinin ne kadar yerinde olduğunu doğrulamıştır. MHP lideri bu konudaki açıklamasında ise: 


''Şayet bu iddialar doğru ise bu durumda AKP hükümetinin Gazze’ye doğru yola çıkanların başına gelecek vahim gelişmelerden haberdar olduğu anlaşılmaktadır. Yok, eğer gerekçe İsrail’in müdahale ihtimali değilse, o takdirde de AKP’nin sivil yardım faaliyetlerini gerçekte desteklemediği, ancak sonucundan ortaya çıkan trajediyi istismar ettiği ortaya çıkacaktır.'' diyerek hükmet nezdinde yanıt verilmesi gereken yorumlarını kamuoyuna sunmuştu. 


Dost düşman ayırt etme hususundaki öngörüleri tarihte olduğu gibi bugün de herkesimden daha gerçekçi olan Milliyetçi Hareket mensupları iyi bilmektedir ki; ABD, İsrail ve AKP üçlüsü arasında tarihin en büyük filmlerinden biri çevrilmektedir. Bol bol çatışmanın, kutuplaşmaların yer aldığı filmin kamera arkasında ise Orta Doğu'yu Amerika ve İsrail'in kucağına oturtacak pazarlıklar dönmektedir.


İsrail AKP'ye ne kadar ihtiyaç duyuyorsa AKP de İsrail'e o denli ihtiyaç duymaktadır. Suni gerginlik rollerini başarıyla yerine getiren sözde düşman özde yoldaş bu iki yapılanma birbirinin devamlılığını sağlamaktadır. Her seçim döneminde İsrail'le olan ilişkilerimize yeni boyutlar kazandıran gerginlik stratejilerinin bir yenisini yaşayacağımızı iki kere ikinin dört ettiği gibi biliyoruz. Çünkü; İsrail AKP’nin en büyük seçim yatırımıdır. İsrail'le AKP'nin arası ne kadar bozuk görünürse AKP'nin hükümet koltuğunda oturduğu sürenin vakti o kadar uzayacaktır. Üç maymunu oynayan ABD, İsrail ve AKP üçlüsü emellerine ulaşana kadar bu devran böyle gidecektir.


Ve ne hazin ki, Türk milleti kandırılmışlığın farkındalığına varıp kendini prangalayan her türlü fikir ve düşünceden sıyrılarak milli düşünceye erişemediği sürece AKP'nin seçim yatırımları % 50'leri de aşarak tekrar tekrar Türklüğün ve İslam dünyasının üzerinde kara bulutlarını estirecektir.
Makaleyi Hemen Yorumla