ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
TİYATRO DEVAM EDİYOR / Bahadır Çoban 9376 okunma -
MHP’yi meclis dışında bırakmak için seçim arifesinde ortaya atılan kasetlerin arkasında gizli ve derin bir takım güçlerin varlığına işaret ettiğimizde ''İyi ama hırsızın hiç mi suçu yok?’’ diyen badem bıyıklı ahlak zabıtalarının benzer bir durum karşısında ne yapacaklarını çok merak etmiştik. 

Nitekim MİT-PKK rezaleti ayyuka çıkınca hükümet cephesinden birilerinin bu küçük düşürücü tablo karşısında yüzünün kızarmasını, tarihi bir hataya imza attıkları için en azından yanlış yaptıklarını açıklamalarını umar gibi olmuştuk. Lakin onlar yüzde ellinin verdiği açık çekin yarattığı vurdum duymazlıkla olaydan İsrail’i sorumlu tutarak işin içinden çıkmayı bildiler. 




Şimdi de MİT müsteşarının sorguya çağrılmasından dolayı mevzuyu İsrail’e ihale etmeye kalkıyorlar. Devletin çok gizli istihbarat bilgileri basına manşet oldukça olayları İsrail'le ilişkilendirmeleri acaba bu kaset tezgahında da bir İsrail-AKP-MİT işbirliği var mı diye düşündürüyor beni. Neyse bu komplo(!) teorilerini boşverelim de AKP'li dostlarımıza soralım. İyi de muhteremler! Şu sizin hırsızın hiç mi suçu yok?




Devletin en hassas kurumu olan MİT’in terör örgütü PKK ile yürüttüğü ihanet ortaklığı hiçbir şey yaşanmamış gibi görmezlikten mi gelinecek? 




Milli haklarımızı hain sofralarda meze edip mideye indirenlerin sırtını sıvazlamak mı olacak vereceğiniz tepki? 




Ya da onlar hakkında soruşturma açan savcıları görevden alarak mı sümen altı edeceksiniz işlenen ihanetleri?




İleri demokrasiyle taçlanmış halk iradesinin tecellisi bu olsa gerek! 




Bu karamsar ortamda aklı başında bir kaç savcı, vekil vs. devlet görevlisi kalmış diyeceğiz ama bildiklerimiz gördüklerimizden ibaret değil. 




Şöyle ki..



İlk defa şike yasası tartışılırken gün yüzüne çıkan AKP-cemaat çekişmesi akıllara 'acaba' sorusunu getirmişti. Cemaatin Anadolu klüplerinde etkin olduğu ve bu nedenle şike yasasına karşı çıktığı söyleniyordu. Lakin daha önce bu tarz bir iç çekişmenin yaşanmamış olmasından dolayı bu söylenti pek dillenmedi. Açığa çıkan MİT-PKK pazarlıklarından sonra ise AKP ve cemaat arasında soğuk yellerin estiği kesinlik kazandı. 




Dikkatinizi bir noktaya çekmek istiyorum. MİT’in PKK ile yürüttüğü ortak çalışmalar neticesinde sorgulanır hale gelmesinin yada şikeyi legalleştirecek olan şike yasasının başta Cumhurbaşkanı ve AKP içindeki bazı vekiller tarafından engellenmeye çalışılmasının dürüstlük, vatanseverlik, ahlak ve erdem değerlerinden hiçbirisiyle alakası yok. Anayasa, kanun, gelenek, töre, dini terbiye ya da soy ahlakı ile de bağlantılı değil. Bütün bu olan bitenler hükümet ve cemaat arasındaki iktidar kavgasından ibaret. Bir diğer deyişle AKP ve cemaatin ilişkileri tıkırında olsaydı ne şike yasasına bir itiraz olacaktı ne de PKK ile seksek oynayan MİT görevlilerine soruşturma açılacaktı! 




Yani milletimizin memlekette neler olup bittiğini anlama hakkı cemaat ve AKP arasındaki güç kapışmasının yansımalarına göre biçimleniyor. Doğruluk, dürüstlük, ilkeli siyaset, vatanperverlik gibi temiz kavramlar ise cemaatin yahut AKP'nin işine geldiği ölçüde değer kazanıyor, gündeme getiriliyor.




Cemaat ve AKP arasındaki düello emniyetteki 9 personelin görev yerlerinin değiştirilmesi ve soruşturmayı başlatan savcının görevden alınmasıyla sonuçlandı. Direkt olarak başbakana bağlı olan MİT müsteşarı ise hakkında özel yasa çıkarılarak ileri demokrasinin kanatları altında korumaya alındı.




''MHP’ye benzemeyi hakaret kabul ederim.'' diyen başbakanın Abdullah Öcalan ile yüzde 95 oranında benzediğini açıklayan Başbakan Özel Temsilcisi ve Mit Müsteşarı Hakan Fidan şimdilik yaptıklarının hesabını vermekten kurtuldu.




Zaten en büyük zararı AKP ve cemaat çıkarları arasında tost olan Türk milleti ödüyor.


Şu AKP zihniyeti keşke MHP'ye bir gram benzeyebilseydi. Hiç değilse milli mefahir nedir, devlet terbiyesi nasıl olur az biraz nasiplenmiş olurlardı.
Makaleyi Hemen Yorumla