Milliyetçi Hareket Partisi 2011 Genel seçimlerinde, “Önce Ülkem ve Milletim Sonra Partim ve Ben” ilkes" />
ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
TÜNELİN SONU / Mehmet Gülsoy / Konuk Yazar 683 okunma - 19 Aralık 2013

Milliyetçi Hareket Partisi 2011 Genel seçimlerinde, “Önce Ülkem ve Milletim Sonra Partim ve
Ben”
ilkesiyle hareket etmiş, Türkiye Cumhuriyetini “Lider Ülke” konumuna yükseltmek amacıyla hazırladığı parti programı
ve uzman kadrosuyla, bu seçimin ‘’Tünelden
önceki son çıkış’’
olduğunu belirterek,
Türk milletini ve Türkiye Cumhuriyetini bekleyen tehditlere ve tehlikelere
dikkatleri çekmiş, bunların bertaraf edilmesinin tek yolunun milletin bölünmez
bütünlüğünü savunan her zaman ülke menfaatlerini ön planda tutan Milliyetçi
Hareket Partisi olduğunu savunmuş ve 2011 yılından günümüze kadar geçen zaman
içerisinde Türk Milleti de bu söylemlerin ne kadar yerinde ve haklı olduğunu
görmüştür.



Türkiye Cumhuriyetinin iktidarına talip; güçlü,
köklü bir parti olan Milliyetçi Hareket Partisi iktidar yürüşünde en ön sırada
yerini almış, söz konusu seçimlerde başarısını gölgede bırakmak isteyen, hatta
milletin gözünde itibar kaybetmesi adına yapılan her türlü çirkin, ucuz, basit
bir şekilde tezgahlanmış oyunlara rağmen meclisteki yerini almış ve ne dış ne
de iç kaynaklı bir fikre hizmet etmeden mecliste Türk Milletinin temsilcisi
olmayı gururla ve onurla taşıyarak Türkiye’nin aleyhinde planlanan her türlü
faaliyete karşı dimdik durmuştur.



O günden bugüne hükümetin uyguladığı yanlış
programlar Milliyetçi Hareket Partisi Lideri Devlet Bahçeli’nin ve kadrolarının
ne kadar haklı olduğunun açık ve net  bir
şekilde ispatı niteliğindedir. 2011 seçimleri Türk Milleti için tünelden önceki
son çıkıştı ama artık tünelin içerisindeyiz ya tünelin içerisine bir ışık
yakılacak ve o ışık Türk Milletini aydınlığa kavuşturacak yada son yurdumuzda
garip kalacağız. Bu ışığın ve bu çıkışın kaynağı Türk Milleti’ne hizmet etmeyi
ilahi bir borç olarak benimseyen Ülkücü Hareketin yetişmiş kadrolarıdır.
Milliyetçi Hareket Partisi yarım asırlık 
mazisinin her döneminde Türk Milletine hizmet etmek  için varını, yoğunu, canını ortaya koymuştur
ve asla şüphe edilmesin ki koymaya devam edecektir. Türkiye’nin özellikle de
2009 yılından beri içinde bulunduğu bu sancılı süreç ve vahim durum Türk’e ait
olan her şeye dur durak bilmeksizin yapılan bu saldırılar, “Ben Türk’üm, ben Türk milletine gönülden bağlıyım, geçmişim Türkiye
geleceğim Türkiye…”
diyen hiçbir ferdin kabul edebileceği şeyler değildir.



Akp’ye bir ders verme zamanı gelmiştir. Kendilerini
yenilmez zanneden, herşeyi yaparız ama bize bir şey olmaz düşüncesiyle hareket
eder, kendilerini dev aynasında gören bu akıldan yoksun ihanet şebekesini “Tarihin Kara Lekesi” olarak Türk
Milleti hayatından çıkarmalıdır. Bunun başlangıcı ve  ilk adımı 30 Mart seçimleri olmalıdır.



Türk Milleti, Milliyetçi duruşlarından taviz
vermeyen ve vatan aşığı olan Milliyetçi Hareket Partisine ilk iktidar yetkisini
yerel seçimlerde vermeli, ardından gelecek olan genel seçimlerde de iktidarı
hediye etmelidir. Bilinçli her Türk vatandaşı bunu görebilmeli ve tünelin
karanlığını aydınlığa kavuşturmak için var gücüyle mücadele etmelidir.



Akp Türk milletini bir tarafa koymuş, yıllarca Türk
vatanını bölmeye çalışan, kadın çoluk çocuk demeden katliamlar yapan, Yüce Dinimize
dil uzatan, eli kanlı tereröstlerle işbirliği içerisine girmiş, vatanın
bölünmez bütünlüğüne kast etmiş hainlere kucak açmış ve onların isteklerini bir
bir yerine getirmiştir ve getirmeye de devam etmektedir. Öyleki Akp’nin bu
tutumu hainleri cesaretlendirmiştir. Geçtiğimiz günlerde Başbakan Erdoğan,
Diyarbakır'da kaçırılan 4 askerle ilgili sorular üzerine, “Zaten bunlar sürece zarar vermek isteyenlerin yaptığı eylemler, bir an
önce askerlerimizi serbest bırakmalıdırlar.’’
diyerek korkaklığını ve
hainlere karşı yumuşak tutumlu bir başbakan olduğunu bir kez daha göstermiştir.



Türk Milletinin bir türlü içeriğini ve sonuçlarını
öğrenemedi, adına “Süreç” denilen
planda acaba neler vaadedilmektedir ki PKK’lılar Başbakanın sözlerini emir
telakki etmekte ve ikiletmemektedir. Tabiki askerlerimizin sağsalim
bırakılmalarına sevinçliyiz fakat burda anlatmak istediğim kapalı kapılar
arkasında oynanan kirli hesaplaşmalardır.



Yaşanılan bütün olayları gözümüzün önünden
geçirirsek; çok iyi hatırlayacağız ki bir sanatçı gibi sadece tribünlere
oynayarak ve oy avcılığı yaparak kendi çıkar ve menfaatleri doğruştusunda
hareket ettiğini hatırlayacak ve göreceksiniz.



Türk Milletinin değerleriyle bir bir  oynanırken ve yok edilirken artık yeter
demenin zamanı gelmiştir.Türk Milleti Akp’ye ilk tokatını 30 Mart yerel
seçimlerinde atacaktır.Varlığını Türk varlığına adayan bu nesil hainlere geçit
vermeyecektir ve ilk olarak yerel seçimlerde yetkiyi Milliyetçi Hareket
Partisine  vererek iktidara
hazırlayacaktır.



Unutulmamalıdır ki: Namık
Kemal’in şiirinde dediği " Vatanın
bağrına düşman dayamış hançerini; Yok mudur kurtaracak baht-ı kara
mâderini?"
sözüne Gazi Mustafa Kemal Atatürk şu yanıtı vermiştir:
"Vatanın bağrına düşman dayasın
hançerini; bulunur kurtaracak baht-ı kara mâderini."



Evet!
Türk Milleti bu hainliklerden kurtarılmak ve tünelin sonunda aydınlığı görmek
istiyorsa adres belli: Milliyetçi
Hareket Partisi.
Makaleyi Hemen Yorumla