ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
YAPRAK DÖKÜMÜ / Mehmet Gülsoy / Konuk Yazar 944 okunma - 28 Aralık 2013

Akp hükümetinin adının geçtiği yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun üzerinden geçen bir haftadan sonra, adı geçen bakanlar istifalarının vererek görevlerinden ayrıldılar. Ayrıldılar ayrılmasına da bu kez de istifa dilekçelerindeki açıklamalar bomba etkisi yaptı.

Aslına baktığımız zaman Güler, Çağlayan ve Bayraktar’a gönderilen istifa dilekçelerindeki metinler tek elden çıkmıştı, kendilerine sadece altlarına imza atmak kalıyordu. Nitekim Çağlayan ve Güler aynı açıklamalarla istifalarını yazılı bir biçimde kamuoyu ile paylaştılar.

Asıl bomba etkisi Çevre ve Şehircilik Bakanı Bayraktar’ın yaptığı açıklamadan sonra ortaya çıktı. Bayraktar bir televizyon kanalına bağlanarak yaptığı açıklamada “İstifa edin ve beni rahatlatacak deklarasyonu yayınlayın, diye yapılan baskıyı kabul etmiyorum. Soruşturma dosyasındaki imar planlarının büyük bir bölümü Başbakanın talimatıyla yapıldı. Başbakan’da istifa etmeli. İstifa ederek bu milleti ve vatanı rahatlatmalı.”söylemiyle, Başbakanın bu yolsuzlukların en üstündeki kişi olduğunu ima ediyor ve asıl bombayı patlatıyordu. Yirmi yılı aşkın süredir dostlukları olan, hemen hemen her görevde birlikte çalışan Başbakan ve Bayraktar’ın arasına yolsuzluk ve para girmiş oluyordu.

Tabiki de bir gerçeği de söylemek gerekiyor. Bayraktar’ın bakanlıktan ve milletvekilliğinden istifa ederek dokunulmazlığını bir kenara koyması ve söylediği ağır sözler Başbakana yirmi yıllık arkadaşlığın hatırına bir uyarı niteliğindedir.

Aslına bakarsanız Akp içerisindeki çatırdamalar uzun suredir kamuoyunun gündemindeydi. Operasyon öncesi milletvekillerinin istifası ve bazı milletvekillerinin istifa hazırlıkları, en son olarak da yolsuzluk ve rüşvet operasyonu ile açığa çıkan keşmekeş durum akp içerisindeki yaprak dökümünü tümüyle ortaya koyuyor ve sonun başlangıcını gözler önüne seriyordu.

Dün eski İç İşleri Bakanı İdris Naim Şahin’de, “Bölücü terör örgütünün unsurlarıyla yürütülen ancak milli vicdan ve haysiyeti inciten ve mevzu hukuku zorlayan sürecin çözüm özelliği- belki istenmeden- çözülme hayalcilerine fırsat ve olanak sağlar duruma evrilmiştir.”diyerek çözüm süreci adı altında uygulamaların aslında çözülme sürecine gittiğini kabul etmiş ve partisinden istifa etmiştir. Bakan olarak görev yapmış bir kişi bu nedenle istifa ettiyse akp içinde kim bilir kaç kişi daha bu ve buna benzer söylemlerle istifanın eşiğindedir siz düşünün.

Başbakan son çırpınışını yapmış ve Akp’li milletvekillerini yeterli bulmamış olsa gerek ki dışarıdan yapılan atama bakanlarla kendi etrafını sağlama alma gayretindedir. Lakin artık ne yaparsa yapsın geri dönüş ve kurtuluşu olmayacaktır.

Yapması gereken tek bir şey kalmıştır.30 Mart 2014 yerel seçimlerini genel seçimlerle birleştirerek sıkışan ve kokuşan siyasi ortamı rahatlatmalıdır. Tabi kendine güveniyor ise. Hani kendisi birçok defa söylediği “sandık” varya bu hesap orada görülmelidir.

Bu durumda Türk Milleti artık oyunlara yalanlara kanmayacağı kesindir. Türk Milletinin istediği adı hiçbir şekilde yolsuzluğa, hırsızlığa ve ihanete karışmamış, önceliği daima ülke ve millet olan liderden yana kullanacağı kesindir. Bu da Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den başkası değildir. Bir söylem artık gerçek oluyor: Devletin başına Devlet gelecek.

Makaleyi Hemen Yorumla