ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
UKRAYNA ÜZERİNDE ÖRTÜLÜ ABD-RUSYA ANLAŞMASI / İsmail Özdemir 705 okunma - 05 Mayıs 2014

Uzun süredir Ukrayna'da ciddi olaylar yaşanıyor.

Kimilerinin ifadeleriyle "Ortadoğu ülkelerinde görülmeye alışık olunun hadiseler" bu kez bambaşka bir coğrafyada ortaya çıktı.

Malumunuz, ülkenin AB ile mi yoksa Rusya ile mi uyumlu olarak yoluna devam edeceğine yönelik görüş ayrılığı ve bunun akabinde başlayan tartışmalar, Ukrayna'daki karışıklığın sebebi olarak sunuluyor.

Meselenin Ukrayna açısından ne derecede vahim olduğu, iç savaş havasının günden güne ülkenin üzerine sis bulutu gibi çöktüğü açıkken, bir başka sorun ise Rusya ve ABD-AB arasında ki gerginlik şeklinde kendisini gösteriyor. 

Kırım'ın "hukuksuzca" Rusya'ya bağlanma kararının ardından başlayan tartışma ve restleşmeler şimdilik sadece bazı Rus işadamı ve şirketlere yaptırım uygulanması konularında kalsa da, sorunun daha da büyümesi yani Kırım haricinde diğer bazı bölgelerinde yine gayrihukuki ve asılsız metotlarla Rusya'ya bağlanması gerçekleşirse, etki alanı geniş olan başka bazı ciddi problemlerin ortaya çıkıp çıkmayacağı da bugünlerde tartışılıyor.

Ukrayna'da yaşanılan hadiseleri bu kadar önemli kılan sadece Rusya'nın Soğuk Savaş sonrasında ilk kez ciddi bir yayılmacılık hamlesi başlatması değil, aynı zamanda doğalgaz ihtiyacının büyük bölümünü Rusya'dan sağlayan ve bunu da Ukrayna üzerinden tedarik eden Avrupa Birliği'nin, yaşanılacak herhangi bir problemde, mesela vanaların kapanması yada gaz akışının kesilmesi halinde içerisine düşebileceği büyük krizdir. 

Zira böylesi bir durumda, hali hazırda ekonomik problemlerini atlatamayan birlik üyeleri enerji ile başlayan sıkıntılarının ekonomik problemlere ve ardından da büyük siyasi sorunlara dönüşmesine engel olamayacaklardır. Dolayısı ile bu durum Avrupa'nın birliği konusunda çok büyük tehditleri beraberinde getirebileceği gibi, birliğin en riskli bölgesi olan Balkanlar'da da çok büyük olayların patlamasına sebep olabilir. 

Neticede Avrupa'nın tıpkı 2009 yılında Rusya-Ukrayna arasında yaşanılan doğalgaz krizinde tecrübe edildiği gibi, böylesi sıkıntılı bir dönemde talep ettiği enerjiye ulaşamaması tamiri mümkün olmayacak sıkıntılara neden olabilir.

Büyük resimdeki bu durumu çok iyi tahlil eden Rusya'nın, Ukrayna ile ilgili meydan okuyan tavrının altında da bu gerçekler yatıyor. Her ne kadar Putin yönetimi, Avrupa'ya giden gazın vanalarını kapatmayacaklarına dair birşey beyan etmese de, kapatacaklarına dair de bir görüş sunmamışlardır. Dolayısı ile elindeki enerji kartını iyi kullanarak hamlelerini gerçekleştirmektedir.

Burada dikkat edilmesi gereken asıl mesele Avrupa'nın gaz ihtiyacının budan sonra nasıl karşılanacağıdır. 2 Mayıs 2014'te BBC'de yayınlanan bir habere göre Avrupa'nın, Ukrayna'da yaşanılan krizin ardından yeni gaz tedarik planlarını "acil" koduyla uygulamaya koyduğu ifade edilmiştir. Avrupa Birliği üyesi 4 ülkenin gaz ihtiyacının tümünü, 12'sinin de yarısından fazlasını Rusya'dan aldığına değinilen haberde, G7 ülkelerinin bu sorunu merkeze aldığı tartışmalar neticesinde LNG yani gemilerle taşınan sıvılaştırılmış doğalgaz tedariği ile alternatif yaratma çabasında olduğu belirtilmiştir. Bu anlamda birçok ülkenin çoktan LNG terminalleri yapımına başlandığı da söylenmektedir.

Dikkat ederseniz buraya kadar ABD'nin ismini hiç zikretmedim. Zira dikkat çekmek istediğim nokta tam da burası. Çünkü Avrupa ülkelerinin alternatif gaz tedarik yollarının başında ABD geliyor! Son yıllarda yapılan keşiflerle çok büyük oranda "kaya gazına" sahip olduğu anlaşılan ABD için en büyük problem bu gazın nasıl ve hangi yollarla, hangi pazara sunulacağı idi. Çünkü çıkarma ve taşıma maliyeti sabit haldeki doğalgaz nakli ile karşılaştırıldığında daha pahalı bir yol olarak göze çarpmaktaydı. 

Öyle görünüyor ki Ukrayna krizini fırsata dönüştürme yolunda ABD'nin eline büyük bir koz geçmiştir. Üstelik küresel rekabette ekonomik anlamda bu yılın sonlarına doğru üstünlüğünü ve birinciliğini Çin'e kaptırmanın hemen öncesinde ABD, yeni koşullar sayesinde üstünlüğünü koruyabilecek bir başka alan bulmuştur. 

Aslında daha doğru bir ifade ile bu fırsatı ABD'nin kendisinin yarattığı da konuşulabilir. Çünkü Ukrayna krizinin belirli oranda derinleşmesi, Rusya'ya uygulanacak ekonomik yaptırımlar ve beraberinde buna misilleme olarak Rusya'nın Avrupa'ya akan gazın vanasını kapatma tehdidinde bulunması dünya pazarındaki doğalgaz fiyatını artırabilir. Böylesi bir sonuçta da ABD için düne kadar maliyeti problem olan kaya gazının kafalarda yarattığı soru işaretleri de ortadan kaldırılmış olur.

Duruma bu açıdan bakıldığında Ukrayna üzerinde ABD ve Rusya'nın "örtülü bir ortaklık" yürüttüğü de söylenebilir. Çünkü biri Soğuk Savaş'ın ardından yayılmacılığını sürdürüp, kendi aklındaki Avrasyacılık projesi yolunda kazanımlar elde ederken, diğeri ise dünya enerji pazarında üstelik ekonomik üstünlüğünü Çin'e kaptırmanın hemen akabinde çok büyük atılımlar yapmayı hedefliyor. Zira tek başına küresel güç olma vasfını 20 yıldan fazla sürdürmüş olan ABD, bunun gerçek sebebinin sadece askeri nedenlerde yatmadığını, küresel pazara hakim olmanın esas olduğunu biliyor.

Ukrayna konusunda görülmeyen ve konuşulmayan bir başka problem ise ortaya çıkacak yeni koşullar ve dengelerin sadece Avrupa'yı değil, diğer bölgeleri de nasıl etkileyeceğidir. Zira Ukrayna merkezli başlayan mücadele (yada uzlaşı) ortamı Kafkaslar ve Orta Asya Türk ülkelerini nasıl etkileyebilir, bu mesele üzerinde de düşünülmelidir. Türkiye'nin bu yeni koşullarda karşısında bulunan tehdit, fırsat ve üstünlükleri nelerdir, şimdiden konuşulmalıdır.

Önümüzdeki günlerde bu konuya da değineceğiz...

Makaleyi Hemen Yorumla