ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
SANATÇI EROL İLELİ İLE SÖYLEŞİ / Burak Özcan 774 okunma - 26 Mart 2015

-Okurlarımızın sizi daha yakından tanımaları adına kendinizden bahseder misiniz?

Öncelikle, değerli gönüldaşlarıma yani yürekleri vatan aşkıyla yanıp tutuşan kutlu dava neferlerine sizin vesilenizle selamlarımı ve saygılarımı iletmek istiyorum. Yüce Allah’ın rahmeti, bereketi, feyzi ve selamı üzerlerine olsun.

Ben 1983 yılında, şuanda Kırıkkale iline bağlı Keskin ilçesinin Polatyurdu köyünde dünyaya geldim. Ateşin demiri erittiği, çeliğin çekiç ve balyoz darbeleriyle şekil aldığı bir demir doğrama atölyesinde, yani babamın yanında yeri geldi üşüyerek yeri geldi yanarak yetiştim. Demirci Harun ustanın üç erkek evladından ikincisiyim. 11 yaşında babamın vermiş olduğu cep harçlığı ve çalışarak kazandığım paraları biriktirerek ilk göz ağrımı, yani sazımı aldım. 16 yaşlarında Anadolu’nun muhteşem seslerinden ve ozanlarından ilham alarak ilk şiirim ve bestem olan “Nazlı Yârim” adlı eserimi yazdım. Buda benim için bitmeyen büyük bir sonun başlangıcı oldu. 20’li yaşlarımda albüm yapmak için hazırlık yaptım, bir çok eser ve şiir yazdım. Fakat imkansızlıklar nedeniyle yıllarca albüm yapma durumum olmadı ve hep ertelendi. Bu yüzden sanatımızı sanatsever insanlara ulaştırmamızda geç kalmış oldu.

-Sanatsal çalışmalarınız “Öldüğüm Yeter” isimli albümle taçlanmış. Albümünüzün hikayesini dinleyebilir miyiz?

“Öldüğüm Yeter” ismiyle değerli dinleyicilerimize uzun zahmetler sonucunda ulaştırdığımız bu albüm benim için çok değerli. Bizlerin yani her Anadolu delikanlısının bir Ayşe’si, bir Fatma’sı, bir Reyhan’ı bir Nazlı yari, yani kısacası bir Leyla’sı mutlaka vardır. Bizler aşk olmadan sevgi olmadan saygıyı bilmeden yaşayamayan bir toplumuz. Bizler sevgimizi yüreğimize, beynimize nakış nakış işleyen bir milletiz. Mutluluğun rehberini sevgi, saygı ve sadakatte ararız.

İşte bir ayrılığın ardından yüreğin dile gelmesinin diğer adıdır albümümün ismi. Rahmetle andığım, benim dertlerime sırdaş olan değerli bir arkadaşımla kaleme aldığım, her satırını gözyaşıyla yoğurduğum bir sevda türküsüdür “Öldüğüm Yeter”. Albümümün ismi bu yüzden benim için çok değerlidir. Uzun zahmetler neticesinde çıkan bir albüm olduğunu yinelemek istiyorum. Çünkü bizler sanatsal çalışmalarımızı bu tür albümlerle taçlandırırken gerçekten maddi ve manevi zorluklar yaşıyoruz. Tasavvuf ehillerinin de tabiriyle marifetin iltifata tabi olduğunu çok iyi biliyoruz. Yani yaptığımız eserler yerince milli hasletleri, büyük sevdaları, yaşanmış yada yaşanmasını istediğimiz güzellikleri dile getiren, yüreklerde filizlendiren duygulardır. İnsanların 5 dakikada dinleyip bir köşeye bıraktığı eserler aslında bizim maddi ve manevi uzun uğraşlar sonucunda dinleyiciye ulaştırdığımız eserlerdir. Sanat eserlerine bu yüzden saygı gösterilmesi bizler için çok önemli.

Değerli dinleyicilerimin bu yönden bir kez daha iltifatına tabi olduğumu yinelemek istiyorum. İnşallah nasip olursa gelecekte de daha güzel albümler ve eserlerle Türk müziğine katkıda bulunacağımı buradan bildiriyorum.

 -Ülkü Ocaklarıyla nasıl tanıştınız?

Sorularınız içerisinde en güzel ve en değerli sorunun bu soru olduğunu düşünüyorum. Çok teşekkür ederim. Bir atasözümüz var, “Ağaç yaş iken eğilir”. Evet, bu atasözünün en çok değer ve kıymet bulduğu eğitim yuvası şüphesiz Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfıdır. Çünkü bu ocaklarda İlay-ı Kelimetullah davasının yılmaz neferleri yetişmiştir ve halen de azim ve kararlılıkla yetiştirilmeye devam edilmektedir. Ulvi değerler uğruna, vatanın ve milletin bölünmemesi için geleceğe uzanan bu kutlu davada binlerce şehidimiz vardır. Evlerinden, yurtlarından, eşlerinden, çocuklarından ve özgürlüklerinden olan binlerce ülkü çiçeği ağabeylerimizde yine bu ocaklarda yetişmiş, ya şehit olmuş yada hayatlarının son anına kadar vücutlarından ve zihinlerinden silinmeyecek izleri şerefle taşır olmuşlardır.

İlkokul 1. sınıfa 6 yaşımda başladım. İlkokula başladığım günle birlikte Ülkü Ocaklarıyla tanışmam da aynı tarihte oldu. İlkokul çağlarında babamın,  kardeşlerimin ve benim elimden tutarak götürdüğü Ülkü Ocakları ile tanışmam sayesinde vatan, millet, devlet, bayrak ve din sevgisi ile yetiştirildim. Babam bizleri ocağa götürüyordu ki, toplum düzenini bozan kötü alışkanlıklardan uzak olalım. Vatana ve millete hayırlı birer birey olarak da yetişelim diye bize destek veriyordu. Ülkü Ocakları çatısı altında bu yaşıma kadar hak ettiğim ve uygun görüldüğüm görevlerde bulundum. 2005 yılında Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Merkezi Sosyal Faaliyetler masasında resmi olarak göreve atandım. Halen sanatçı olarak bu kutlu görevi devam ettirmekteyim. Üzerimde emeği olan başta babam olmak üzere bütün ülküdaşlarımdan Allah razı olsun.

 - Genel Merkez sanatçısı olarak, kutlu davaya inanmış ve ömrünü sanata adamak isteyen yolun başında olan Ülkü Ocaklı gençlere vermek istediğiniz öğüt ya da mesajınız var mı?

Yine çok güzel bir soru sordunuz. Daha önceki sorunuzda belirtmiş olduğum gibi Ülkü Ocaklarıyla çok erken yaşta tanıştım. Bunun için aileme ve sevenlerime ne kadar dua etsem azdır. Ocaklarımızda filizlenen ve yetişen gençlerimiz gerçekten hak davası üzerine yetişir ve yaşarlarsa bu işin başında öğrendikleriyle beraber yaşar ve huzur içinde terk-i dünya ederler.

Ocak kültürünü alan insan toplum nazarında hor görülen ve dışlanan davranışlardan uzak olurlar. Günümüz şartlarında teknolojinin de gelişmesiyle birlikte insanların ihtiyaçları da artar olmuştur. Bunun yanında amaçları sadece dünyalık menfaat elde etmek için maneviyatı tamamen reddeden ve materyalist düşüncelerle insanlara tehlike saçan ve üreten odaklar da azımsanamayacak kadar çoğalmıştır. Uyuşturucu ve benzeri kötü alışkanlıklardan gençlerimizin uzak tutulması için bende Ülkü Ocakları Genel Merkezimizin ve Ülkü Ocakları Genel Başkanımız Sayın Olcay Kılavuz Beyin başlatmış olduğu kampanyada olduğu gibi, “haydi gençler ocağa gidelim, bir bardak çay içelim diyorum”.

Sanatçı olmamdan dolayı bazı gittiğim konserlerde ve ocaklarda yanıma bağlamalarını alıp gelen genç kardeşlerim oluyor. Onlar bizleri örnek alıyorlar. Onlarla konumum itibariyle özel olarak ilgilenmek beni ayrıca memnun ediyor. Sanat anlamında ocaklarımızda bizlerin yerini ilerde doldurabilecek çok yetenekli kardeşlerimiz var. İnşallah sayıları da gün geçtikçe de artacaktır. Gençlerimiz yarının ozanları, şairleri, yazarları ve fikir adamları olacaklardır. Bu yüzden bizlere düşen en büyük görev onların geleceğini güvence altına almaktır. Vatan ve millet sevgisini gönüllerine nakşetmektir. Türk gençliğiyle gurur duyuyorum, vatanımızda yüreği hızla çarpan genç nesillerin, üstesinden gelemeyeceği hiçbir engel de göremiyorum. Her şeyden önce unutulmamalıdır ki, muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur. Ve yine cennet mekân Mustafa Kemal Atatürk’ ün “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” sözünü genç kardeşlerimize sizin vesilenizle bir kez daha hatırlatmak isterim.

-Bu keyifli söyleşi için teşekkür eder, sanat hayatınızda başarılar dilerim. Son olarak eklemek istedikleriniz?

Evet, bana böyle bir imkanı sunduğunuz için 1997 yılından günümüze kadar sağlam kararlılıkla yürüyen Türk milletinin haykıran sesi Kutlu Sesleniş Dergisine, Yıldıray Çiçek Beye ve özellikle de size çok teşekkür ediyorum. Türk milletinin milli ve manevi değerlerine milliyetçi duruş ile bağlı kalan, vatan hainlerine karşı amansızca mücadele veren bu güzel dergimizin, aynı cesaretle yayın hayatına devam edeceğine inanıyorum. İnşallah daha güzel ve bereketli günlerin beklentisi içerisindeyim.

Ayrıca Türk gençliğine olan umudum bir sanatçı olarak tamdır. Sizlerinde vesilesi ile buradan sevenlerimize ve gençliğimize ulaşmak gerçekten beni fazlasıyla memnun etti. Türk milletinin haykıran yiğit sesi ve ozanları olarak mücadelemize yılmadan, yıkılmadan başarmak için devam edeceğimizi buradan bir kez daha yinelemek istiyorum.

Sevgi, saygı, selam ve muhabbetlerimle. Yüce Allah yar ve yardımcımız olsun…

Makaleyi Hemen Yorumla