ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
SİYASETTE İLKESELLİĞİN ÖNEMİ VE KOALİSYON HESAPLARI / İsmail Özdemir 477 okunma - 20 Temmuz 2015

Bayram öncesi ilk turu tamamlanan koalisyon görüşmelerinin ikinci turu önümüzdeki günlerde gerçekleşecek.

Fakat neticenin ne olacağı az çok belli.

Aslına bakarsanız en başından bu yana, yani 7 Haziran akşamı seçim neticesi belirginleştiği andan itibaren koalisyonun formülü ortaya çıkmıştı.

Zihniyet ve programlar itibarıyla AKP-HDP en uygun, AKP-CHP formülü ise koalisyon için en makul seçenekti.

AKP ve CHP'nin kuracağı koalisyona HDP'nin de eklenmesi veya destek vermesi ise siyasi durum itibariyle doğal bir gelişmeydi.

Kaldı ki AKP, CHP ve HDP'nin seçim beyannamelerinde; sözde çözüm sürecinin terör örgütüyle müzakereler çerçevesinde sürdürüleceğini söylemeleri, yerel yönetimler konusunda "özerkliğe vurgu" yapmaları ve yeni anayasa başlığı altında da anayasanın ilk dört maddesi konusunda üç aşağı beş yukarı aynı tavrı takındıkları açıktı.

Dolayısıyla AKP-CHP koalisyonunun neye nasıl hizmet edeceğinin cevabı, bu üç konu başlığında karşılığını bulmaktadır.

Yine beyannamelerdeki müşterek duruma bakarak açıkça söylenebilir ki ortak payda, Türkiye'nin çözülmesi fikridir, bu fikrin yandaşları koalisyonu hayta geçirmek için şimdiki günlerde kamuoyunu bu sonuca hazırlayacak ısınma turlarını tamamlamak üzeredirler.

Bugün gelinen noktada AKP ve CHP'nin kurmayı arzuladığı koalisyon modeline HDP ve PKK'nın da destek vereceğini birincil ağızlardan duyurması Türkiye'deki örtülü paydaşlıkların mecburen gün yüzüne çıkmasına sebep olmuştur.

Kurulması planlanan HDP destekli AKP-CHP koalisyonu karşısında şerefli ve haysiyetli duruşuyla tek başına MHP'nin takındığı tavır, ilkeli siyasetin ve millet merkezli anlayışın tezahürü olmuştur.

Şüphesiz ki burada dikkatlerden kaçmayan durum CHP'nin içine düştüğü ve günden güne kendisini tükettiği tavırdır.

* * *

"Rövanşist olmayacağız" diyerek 17-25 Aralık yolsuzluklarıyla ilgili hesap sorulmasından yana olmadıklarını gösteren, "AKP ile kuracağımız koalisyonu zamanla tabanımıza kabullendiririz" sözleriyle koalisyon hazırlıklarına başlayan, "Sayın Davutoğlu diyor ki 'Sayın Cumhurbaşkanı'nı tartıştırmayız'. Tam da biz de bunu diyoruz" ifadeleriyle de seçim sonrası duyurdukları ilkesel beyanlarını bir tarafa bırakıp, AKP'nin hassasiyetlerini benimsediğini ilan eden CHP'li yetkililerin açıklamaları ne derecede vahim bir halde olduklarını ortaya koyuyor.

Koalisyon görüşmeleri sürerken CHP'deki yetkili ağızlarından bir biri ardına dökülen bu ifadelere bakarak siyasi omurga namına CHP'de neyin var olup olmadığı meselesi çoktan tartışılır hale gelmiştir.

Farklı kutuplarda görünse bile CHP çoktan AKP'ye payanda olmuş, peşine takılmıştır.

Sendelediği hangi alan varsa AKP'nin elinde kullanılmaya hazır bir formatta olduğunu gösterecek siyasi manevraları yapmaktan ya da halk diliyle taklaları atmaktan geri durmamaktadırlar.

Anlaşılan o ki Deniz Baykal ile CHP'de başlayan "Erdoğan'ın güdümüne girme süreci" AKP ile koalisyonun kurulması sayesinde amacına ulaşıp, bir üst seviyeye çıkacaktır.

Peki bu durumu CHP seçmeni nasıl karşılar?

Sorunun cevabı çok açık olsa da dikkatlere takıldığı kadarıyla CHP'de parti yönetimi şimdilik bunu umursamıyor.

Günü kurtarmanın, seçmenin hakkını savunmanın yerine kırmızı plakalar daha cazip hale gelmiş olmalı ki, hesap yapmanın çok daha ağır bastığı görülüyor.

Öte yandan meclis başkanı seçimlerinin ardından MHP'yi, AKP'ye destek vermekle ve AKP ile koalisyon kurmaya yatkın olmakla suçlayan CHP'lilerin tavırları da bir başka ibretlik vaka sürüsü haline gelmiştir.

* * *

Bu isimler arasında pek çokları mevcut mesela Barış Yarkadaş isimli kendine bile hayrı dokunmayan türlerle, önce "MHP'ye AKP'nin koltuk değneği olma" ithamında bulunup sonra da AKP'lilerle kapalı kapılar ardında koalisyon için özel görüşmeleri yürüten Haluk Koç'un durumu Nasreddin Hoca fıkralarını aratmayacak türden komiktir.

Bu saatten sonra özellikle bu isimlerin AKP ve CHP koalisyonu kurulduğunda ne yapıp, neler söyleyeceği de mutlaka takip edilecektir.

Atatürk'ün partisi olarak kitlelerin huzuruna çıkıp, Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyetin değerlerini yok edecek adımları atan AKP ile ortaklık kurmanın hayalleriyle yanıp tutuşan, milletin bütünlüğüne kast etmiş canilerle göbek bağı bulunan HDP'ye açıktan destek verip, karşılığında koalisyona yine HDP'den destek bularak milli olan hiçbir yönünün neredeyse kalmadığını gözler önüne serenler için siyasi ahlak, şeref, haysiyet ve gurur tanımları acaba ne ifade eder?

AKP'de siyasi etik namına herhangi bir değerin ve omurganın bulunmadığını özellikle HDP ile giriştikleri ihanet sürecinde görmüştük, dolayısıyla şimdi de CHP'nin de yönetimsel kademe olarak bu kervana katılmış olması artık kimseye şaşırtıcı gelmemelidir.

Aslına zuhur eden zihniyete umut bağlayanların sonu hüsran olmuştur.

Ve netice itibarıyla MHP'nin milli duruşun ortak sesi olduğu gerçeği de bir kez daha tescillenmiştir.

Herkes bir tarafa, MHP bir tarafa...

Varsın birileri kırmızı plakalar uğruna bölünme ve çözülmede gelecek arayışını sürdürsün, bir tek MHP safını milletten yana tutarak, milletten aldığı oyun kıymetinin ne olduğunun idrakiyle hareket etmektedir.

Tek başına MHP alayına yeter, bundan da kimsenin şüphesi olmasın...

Makaleyi Hemen Yorumla