ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
SURUÇ'TA DİKKATTEN KAÇANLAR / İsmail Özdemir 457 okunma - 24 Temmuz 2015

Suruç'ta patlayan bomba, öncesi ve sonrasında yaşananlarla beraber pek çok soru işaretini hafızalarda doğurdu.

En başından başlarsak, hayatını kaybedenler yola çıkmadan önce HDP'li kimi milletvekilleri ile beraber basın toplantısı yapmış olmalarına karşın, Suruç'ta kendilerine destek verdiği söylenen hiçbir HDP'li milletvekilinin olmayışı kafalardaki ilk soru işareti olmaktadır.

Oysa çok değil daha bir kaç gün evvel Suruç'ta olan HDP'li Figen Yüksekdağ, tıpkı bombalı eyleme kurban edilenlerin yapmak istedikleri gibi Ayn El Arap'a geçmiş ve akabinde Suruç'a gelerek buradan "Biz sırtımızı YPJ'ye, YPG'ye ve PYD'ye yaslıyoruz bunu söylemekte ve savunmakta hiçbir sakınca görmüyoruz. Sırtımızı kime yasladığımızı söylüyoruz, bundan sonra da yaslamaya devam edeceğiz." sözlerini söylemiştir.

Yani 6 milyon oy aldığı ve bu sebeple siyasette "muhatap kabul edilmesi gerektiği" başta bazı CHP'li milletvekilleri olmak üzere, kimi malum çevrelerce söylenen ve kamuoyuna da bu yönde takdim edilenler, "biz sırtımızı millete, oy aldıklarımıza yaslıyoruz" demiyor, bunun yerine ne kadar terör unsuru varsa alayının ismini sayıp "gerçekte ait oldukları" yerin açık bir tarifini yapıyor...

Dikkatlerden kaçırılan bir başka mesele daha var.

Hayatını kaybedenler Ayn El Arap (Kobani) için oyuncak ve tıbbi malzeme yardımı toplamışlar. Yani "insani yardım götürmek üzere"  yola çıkmış, Suriye'ye geçmek adına Suruç'a gelmişler.

Acaba Ayn El Arap'ta yani savaşın tam da ortasında, yani çatışmaların en şiddetli bir şekilde yaşandığı yerde, yani sivillerin topyekun terk ettiği bu yerleşim biriminde hangi çocuğa ne oyuncağı götürülüyordu?

Oyuncak meselesi hayli düşündürücüdür, zira ısrarla sürekli oyuncaklar üzerinden bir algı yürütülmeye çalışılıyor.

Ayn El Arap'ta "sivil nüfus" savaş sebebiyle neredeyse kalmamışken, sanki varmış gibi gösterilmeye, dahası oyuncak gibi son dere masum ve çocuksu bir obje üzerinden, bu bölgeyi kontrol eden PKK-PYD'nin "masumane bir yapı gibi" algılatılmasına yardımcı olunmak isteniyormuşçasına sanki bilinçli bir çalışma yürütülüyor.

Yakın zaman öncesinde AKP'ye yakın medya kuruluşlarının "PYD, IŞİD'den daha tehlikeli" manşetleri ve değerlendirmeleri ile sunduğu bilgilere sürekli atıf yapılarak, buna karşı "çözülme sürecinin" sol ve liberal ayağından şimdi ısrarla "IŞİD, PYD'den daha tehlikeleridir. PYD ve ona destek verenler masum insanlardır." kontrası yürütülüyor!

Oysa vahşet, cinayet ve insanlığa karşı suç işlemeyle beraber Türkiye'ye yönelik tehdit olma anlamında IŞİD'in PKK-PYD'den, PKK-PYD'nin de IŞİD'den bir farkının olmadığı üzerinde durulmuyor.

Sanki ikisi arasında bir seçim yapmak mecburiyeti varmışçasına geliştirilen söylemler, aslında terörün meşrulaştırılması gündemine ve bunun taraftarı olanları anlaşılan o ki önemli fırsatlar sunuyor!

Gel gelelim öbür yandan PKK'nın sınırlarımız içerisinde hızını artırdığı eylemleri ise aynı çevrelerde kınanmaya layık görülmüyor!

Adıyaman'da şehit edilen 1 askerimizin ardından, 2 polisimizin daha evlerine girilerek "suikast" tarzı metotla şehit edilmeleri (PKK sözde çözüm süreci boyunca Kandil'de kurduğu okullar arasında suikastçi yetiştiren yeni bir yapılanmayı da hayata geçirmiş ve geçtiğimiz yıl bu sözde okulun ilk mezunlarını verdiğini duyurmuştu) artık terör meselesinin çok farklı bir boyuta taşınmak istendiğini neredeyse kanıtlıyor.

PKK'lı Duran Kalkan bayramın hemen öncesinde "AKP-CHP koalisyonu tarihi fırsattır, bizde destekleriz" demişken, insanları "kendi savunmanızı sağlayın" diyerek aleni bir şekilde kışkırtmaya çağıran Selahattin Demirtaş ise Suruç olayı sonrası yaptığı açıklamasında sözde çözüm sürecine ısrarla vurgu yapmış olması, PKK ve HDP'nin kulağına bir şeyler fısıldayanların Türkiye ile ilgili neler planlanıldığının görülmesine olanak sağlamıştır.

AKP'nin sözde çözüm sürecindeki ısrarı Türkiye'yi işte böylesi günlere taşımış, çözülme hız kazanmış, terörün şiddet ve meşruiyet boyutu artmış ve en nihayetinde iktidarda olmasına rağmen AKP'yi her şeyiyle kontrolü altına almıştır.

Anlaşılan o ki dünün örtülü ortakları bugün günün açık koalisyon tarafları olarak ortaya çıkacaktır.

Makaleyi Hemen Yorumla