ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
NAMLU UCUNU MİLLİ BÜTÜNLÜĞE TERCİH EDENLERE HUKUKUN GEREĞİ YAPILMALIDIR / İsmail Özdemir 420 okunma - 28 Temmuz 2015

7 Haziran'da yapılan genel seçimlerin ardından MHP'nin duruşu ve söylemleri uzun süre gündemden düşmedi.

Ölçüsü son derece açık ve net olmasına karşın pek çok çevre aynı sese bürünerek MHP'nin özellikle de HDP'ye yönelik aldığı tavrı sorgulayıp bunun üzerinden MHP'yi eleştirmeye kalktı.

Oysa seçimlerden hemen önce katıldığı televizyon programında, ülkede siyasi gerginlik çıkarmak isteyen çevrelerden geldiği su götürmez bir gerçek olan HDP'ye yönelik saldırılardan konu açıldığında MHP Lideri Devlet Bahçeli açık bir şekilde "HDP'yi muhatap almadıklarını" belirterek MHP'nin hiçbir zaman ülkede kavganın ve kutuplaştırmanın tarafı olmadığını söylemişti.

Seçimlerin ardından başlayan ilk süreç Meclis başkanlığı seçimleri iken Recep Tayyip Erdoğan'ın oltasına takılarak, Türkiye üzerinde 13 yıl aranın ardından yeniden bir siyaset dizaynı yapılmak istenildiği, isminin tıpkı Erdoğan'a milletvekilliği yolunu açan Dolmabahçe görüşmesi gibi bir başka kapalı buluşmayla daha ortaya çıkmasıyla anlaşılan Deniz Baykal'ın adaylığını desteklenmemekle suçlanan MHP, HDP'ye yönelik tavrını bir kez daha yineleyerek HDP'nin muhatap kabul edilmeyeceğini ve hiçbir koşul altında HDP ile yan yana gelinmeyeceğini tekrarladı.

Bu tutarlı ve her yönüyle haklı olan durum özellikle HDP'ye oy verdiklerini açıkça ilan edenleri bünyesinde barındıran CHP kanadında son derece ilginç bir şekilde eleştiri malzemesi yapıldı.

CHP meclis başkanlığı seçimlerini bahane göstererek siyasette sergileyemediği omurgalı duruşunu ve ayıbını, MHP'nin dosdoğru ve sarsılmaz ilkesel tavrını hedef seçerek örtmeye çalıştı.

MHP'nin hassasiyetlerini açık yüreklikle sıraladığı meseleleri bir türlü anlamayan yada anlamak istemeyen bu çevreler ve şahıslar "nasıl olup da 6 milyona yakın oy almış bir partinin muhatap kabul edilmeyeceğini" kendilerine dahi hayrı olmayan akıllarınca sorgulamaya kalkmıştı.

* * *

Oysa aynı çevreler "HDP'nin oyu nasıl aldığını ve terör örgütüyle arasına neden açık bir mesafe koymadığını" her ne hikmetse sorgulama gereği hissetmediler.

HDP'ye oy verildiğini söyleyenler, aynı HDP'nin oy aldığı yere değil, terör inlerine yaslanan zihniyetini bir türlü kınama gereği duymadılar.

Terör örgütüyle araya mesafe koyamama ve doğrudan ilintili olma durumu demokrasiye ters olduğu kadar, aslında milletin vicdanında kabul görmeyen bir durumdur.

MHP kendine has ve siyasi arenada başka bir örneği bulunmayan duruşuyla işte bu sesi haykıran bir tavrı ortaya koymuştu.

Suruç'ta patlayan bomba bir bakıma HDP'nin asıl suretinin görülmesine de olanak sağladı.

Kanlı eylemin yapıldığı günden saatler önce HDP'li Figen Yüksekdağ'ın söylediği "Biz sırtımızı YPJ'ye, YPG'ye ve PYD'ye yaslıyoruz bunu söylemekte ve savunmakta hiçbir sakınca görmüyoruz. Sırtımızı kime yasladığımızı söylüyoruz, bundan sonra da yaslamaya devam edeceğiz." sözler, eylem sonrasında Kandil ile ağız birliği yapan Selahattin Demirtaş'ın "öz savunma" söylemi adı altında halkı neredeyse silahlanmaya varan çağrısı bir anda CHP kanadından "HDP neden muhatap kabul edilmiyor?" diye feryat edenlerin derin bir suskunluğa bürünmelerine neden oldu.

Hakikaten de bugünlerde bakın geçmişte bu sözü kullananların bir anda sus pus olduklarını göreceksiniz.

Çünkü terör yüzüne taktığı maskesini indirmiş ve kanlı suretini her haliyle gözler önüne sermiştir.

Terörle birlikte, onunla yol yürüyen siyasi uzantılarının da gerçek niyetinin Türkiye'nin huzur ikliminde bir ve bütün olarak yaşamaktan yana olmadıkları da görülmüştür.

* * *

HDP demokraside asla yeri olmayan anlayışı, milli bütünlüğe karşı duymadığı saygıyı gel gelelim terörist inlerinde, namlunun ucunda, bombaların piminde arayarak çoktan niyetini ortaya koymuştur.

AKP'nin çözüm ortağı, Dolmabahçe'deki masa arkadaşı, süreç belasındaki yoldaşı çoktandır Anayasayı hiçe saymaktadır.

AKP'nin "çözüm" diyerek başlattığı ve neticesinin aslında "çözülme" olduğu süreç belası nedeniyle her gün gelen şehit cenazeleri MHP'nin bunca yıldır söylediği, ikaz ettiği, uyarıda bulunduğu ne varsa hepsinde ama hepsinde haklı çıktığı gerçeği ile herkesi şuanda baş başa bırakmıştır.

MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin geride bıraktığımız Pazar günü yapmış olduğu açıklama, Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı güvenlik zafiyeti ile nasıl başa çıkılacağı sorusuna son derece önemli cevaplar vermekle birlikte terörü siyasete taşımaya yeltenenlere yönelik yapılması gerekenler konusunda da kapsamlı değerlendirmelere sahiptir.

"Gün Kandil'e şanlı Türk bayrağını dikmenin, teröristlerin kökünü kazımanın günüdür. IŞİD ve PKK'nın yuvalandığı mücavir bölge ve alanlar tamamen imha edilmeden etrafımızdaki fitne kampanyası sona ermeyecek, huzursuzluk ve kayıplar bitmeyecektir." diyen Sayın Bahçeli, güvenlik tedbirlerinin yanında siyasetin kirlerinden arınmasına yönelik olaraksa "Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise teröristlere övgüler düzen, şehitlerimizin kanına giren çürümüşleri kınamaktan dahi imtina eden ve terörle arasına mesafe koyamayan Kandil siyasetçileri hakkında hemen devreye girmeli, hukuku çalıştırmalıdır." ifadelerini kullanmıştır.

Hukukun hükümleri açıktır ve HDP çoktandır, pek çok örnekleriyle beraber hukuk tanımazlığını ilan etmiştir.

Şimdi yapılması gereken milli vicdanın gereği olarak terör pisliğini milli iradeye tercih edenlere karşı hukukun gereğini yerine getirmektir.

Makaleyi Hemen Yorumla