ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
Erciyes'in Ağustos Böcekleri / Kadir Yıldız 479 okunma - 5 Ağustos 2015

BİR çoğunuzun bildiği "Ağustos böceği ile karınca" hikâyesi vardır. O hikâye şöyledir;

Yazları eğlenmekten, kışları ona buna minnet etmekten kendini alamayan bir ağustos böceği varmış. Bu ağustos böceği sürekli saz çalar, şarkı söylermiş.  Karınca harıl harıl çalışıp kışa hazırlık yaparken, ağustos böceği eline aldığı sazıyla karıncaları gıcık edermiş. Bir gün kan ter içinde kalan karınca kendi boyunun beş misli olan çitlenmiş çekirdeği ve keman yayı kadar gerilmiş olan sinirleriyle şatodan bozma yuvasına girmiş. Kendi kendine; "Bu kalın kafalı hayvan anlamıyor. Yüzlerce yıldır kışın aç kalacağını duymayan kalmadı; ama bu onun umurunda bile değil" diye söylenmiş. "Ne de olsa kışın ağzının payını vereceğim" diyerek uyumuş. Ağustos böceği durur mu? "Cır cır cır..."

Derken kış gelmiş. Ağustos böceği komşusundan ödünç y'yecek istemeye gitmiş. Kapıyı çalmış. Karınca açmış kapıyı. Karşısında açlık ve soğuktan perişan olmuş Ağustos böceğini görmüş; "Ne istiyorsun ulan ağustos böceği" demiş. Minnet etmek zorunda kalan Ağustos böceği onun bu sert tavrı karşısında; "karınca kardeş havalar çok soğudu çok üşüyorum, üstelik karnımda çok aç ama yiyecek hiçbir şeyim yok. Bana ödünç yiyecek bir şeyler verir misin? Söz veriyorum Ağustos'ta borcumu ödeyeceğim sana" demiş. 

Karınca; "Elinde saz ile mega star gibi bütün yaz boyu kafamızı şişirmekten başta hiçbir şey yapmadın. 'Şeytan al o sazı sok gözüne gözüne' dedi ama komşudur sonuçta idare edelim diye kendimi yatıştırdım. Madem yiyeceğin yok, öyle tüm yaz saz çalıp, şarkı söyleyeceğine mutfağına bir iki lokma bir şey koysaydın" demiş. Ama dayananmış. Eline biraz yiyecek verip göndermiş. Ağustos böceği köşesine çekilip karnını doyurmuş. Karnı doyan ağustos böceği yine almış eline sazını; "Cır cır cır..."

Karınca bir sesle irkilmiş yataktan. "La havle…"

***

Ağustos ayı geldi ya, bizim böcekler de "Cır cır cır…" ötmeye başladı. 

***

Sayıları az ama niteliklilermiş, Başbuğ'un emanetine sahip çıkıyorlarmış, içlerinden ülkücü hareketin kendi kendini yöneteceği bir lider çıkmalıymış, legal-illegal ülkücüler sayesinde çözüm süreci çözülmeliymiş, MHP bugün yanlış ellerdeymiş, PKK'nın azmasının sebebi MHP'ymiş… miş miş miş de miş miş… Öyle diyor Erciyes'te toplanan kelle ağustos böcekleri. 

***

En önemli vurguları da 'az ama nitelikli olmaları'ymış. Kış boyu kapı kapı dilenen, yaz geldiğinde ise "cır cır cır…" öten bu nitelikli şahısların niteliklerine bakınca kendi niteliksizliğimden utandım…

Baş nitelikli komitacı Necip Dinçer; "PKK'nın azmasının tek sebebi MHP'dir" diyor. Yahu adam bunu derken bari 90'lı yıllarda verilen şehit sayısı ile 1999-2002 yılları arasındaki şehit sayılarına bir göz gezdirmiş olsaydın. Bu kadar nitelik bir adamda bu kadar mı çakma durur?

***

Örneğin; Namık Kemal Zeybek Erciyes'te yaptıkları toplantıda; "Bu davayı Atatürk'ten sonra Alparslan Türkeş aldı eline ve siyaset planında Türk birliği, Dünya Türklüğü davasını dalgalandırdı ve Türk Cumhuriyetlerinin bağımsız olacağı güne kadar getirdi" diyor.

Bunu diyen oryantal zeybek oyuncusu 1988 yılında ise; "ANAP kurulmuştur. Artık eski MHP gibi bir partiye ihtiyaç yoktur" diyerek ANAP'a geçmiştir. ANAP milletvekilliği yapmış, ardından Doğruyol Partisi'nde boy göstermiş, hızını alamamış BBP'ye transfer olmuş, yetmemiş DP Genel Başkanlığı yapmış…

Durur mu?  "Allah gökte falan değildir'', "Cami bir binadır. İhtiyaç olunursa yıkılır" diyerek vaizliğe soyunmuş, kapı kapı gezmesini ve "MHP bitti, misyonunu tamamladı ve tarihteki yerini aldı. Bugün artık MHP diye bir şey olduğuna inanmıyorum. MHP belli bir görev yapmıştır ve tarihteki yerine intikal etmiştir", "Ülkücü Hareket diye bir şeyi de ben bugün mevcut saymıyorum" sözlerini unutarak 2015 milletvekilliği genel seçimlerinde MHP'den aday olmaya yeltenmiştir. 

Genel seçim sonrası da HDP'ye "beraber iyi salladık" diyen CHP ile MHP'nin koalisyon kurması gerektiğini ifade etmiştir. Hakikaten on numara nitelikli bir insan…

***

Diğer nitelik sahibi Esat Kabaklı…

Yahu bu adam daha birkaç ay önce AKP'nin bahar şenliğinde sahne almaya çalışmadı mı? Bak sen şu işe! Başbuğun emanetini AKP'nin kucağında aramaya çalışmış da haberimiz olmamış. Peki, Esat Kabaklı'nın AKP'nin bahar şenliğinde sahne almasını Arif Şirin olarak bilinen Türkücü Şirine nasıl savunmuştu biliyor musunuz? 

"Sanatçılar sanatlarını belli bir ücret karşılığında sahnelerde icra ederek para kazanır, ihtiyaçlarını bu şekilde giderir, evlerine bu şekilde ekmek götürürler. Tıpkı doktorun, doktorluk... Mühendisin, mühendislik... Terzinin, terzilik yaparak ekmek kazanması gibi. Onlar da türkülerini, şarkılarını söyleyerek rızıklarını temin ederler. Onların da beğendikleri, beğenmedikleri, sevgileri, nefretleri, inandıkları, inanmadıkları vardır. O sebeple bazı sahnelere seve seve çıkar ve sanatlarını şevkle yaparlar. Bazı sahnelere de kerhen çıktıkları, orada bulunmaktan hiçte hoşnut olmadıkları her hallerinden belli olur. Bir doktora neden falanı tedavi ediyorsun diye sorulmayacağı gibi, bir sanatçıya da neden falanlara türkü söylüyorsun denmesini uygun bulmam."

Yahu parasını verseler HDP'nin sahnelerine de mi çıkacaksınız? Doktorların ettiği Hipokrat yemini gibi sizin de para yemininiz mi var? Yani "bas bas parayı Esat'a" öyle mi?

***

Bir diğeri az öne adı geçen Türkücü Şirine Arif Şirin ise toplantıda;  "Geleneklere erkek gibi sahip çıkarak, günü geldiğinde kadınlar gibi ağlamamak gerek. Orda nasıl varlar, niye varlar ona anlam giydiremiyorum ben. Yuvalarımız bizi temsil eden insanlarla idare edilmiyor" diyor.

Zamanında ülkücülere "Kartal yuvasını kargalar istila etmiş" diyerek hakaret eden bu Türkücü Şirine de Erciyes'te toplanan sözde nitelikli elemanlardan… Türkücü Şirine MHP'nin yaptıklarına bir anlam giydiremiyor ama geleneklerine erkek gibi sahip çıkan ülkücüler ona her fırsatta etek giydirmesini çok iyi biliyor…

***

Diğer nitelikli türkücümüz İsmail Türüt…

2009 yerel seçimlerinde "Medya özellikle bazı adaylara bilinçli olarak destek veriyor. Ben de böyle bir ortamda çok sevdiğim dostuma destek vermek istedim. Ankara onun döneminde Ankara oldu. Yaptığı hizmetleri sadece Başkentliler değil bütün Türkiye takdir ediyor. Yaptığım işle gurur duyuyorum ve her zaman onun arkasında yer alacağım" diyerek Melih Gökçek'i yere göğe sığdıramamış ve üstelik ona bir de seçim şarkısı yapmıştı. Dahası "Ben ülkücü değilim" diyerek bir eliyle rabia diğer eliyle bozkurt işareti yapan libido yüklü Sedat Peker'in solistliğine soyunmaktan da geri durmamıştı. Her fırsatta MHP'yi eleştirmeye kalkan ve AKP'nin taşeronluğuna soyunan esrar-engiz kafadarlar "başbuğun emanetini yaşatıyoruz" diye kendilerini avutmanın derdine düşmüşler.  Melih Gökçek'in Ankara festivalinde sahne alan, AKP'nin gezi olaylarında altına sığındığı yalan haberler ile yürütmeye çalıştığı algı yönetimin şakşakçılığını yapmaktan da geri durmamıştı. Eeeee Melih Gökçek'e de boşuna seçim şarkısı yapıp arkasında durduğunu söylemedi ya…  Türüt bu hızla Davutoğlu'na da, Erdoğan'a da, Demirtaş'a da şarkı yaparsa şaşkınlıkla karşılamayız. Allah muhafaza hızını alamaz bir de bebek katili Öcalan'a yazmaya kalkarsa bak sen o zaman ondaki nitelik patlamasına…

***

Bak bunu unutmak olmaz… İçlerinde en niteliklisi sayılabilecek isim Cerrah Mesut Türker… O da Erciyes'teki cır cırlamasında şöyle diyor; "MHP fikrimizi tam olarak temsil etmiyor"

Yahu bu adam MHP'nin milletvekiliydi. Hem de Genel Başkanı'nın Sayın Devlet Bahçeli olduğu zamanda… Bu adam bir de sağlıkçı… Cerrah Mesut verdiği bir sağlık röportajında şöyle diyor; "Benler üzerinde tek renk hâkimiyeti varsa ve görünümünde dikkat çeken herhangi bir değişiklik yoksa bu benleri zararsız olarak kabul edebiliriz."

O halde kafası adeta et beni gibi çalışan Mesut Türker'in sürekli renk değiştirmesini kanser belirtisi olarak değerlendirmemizde bir mahsur yok. Fikirleri plastik kadar esnek olan Mesut Türker'in acilen bir plastik cerrahiye görünmesinde fayda var. Nitelikli sağlık açısından…

***

Hele hele Selim Kaptanoğlu'nun MHP'liymiş gibi MHP'yi eleştirmesi yok mu? Aman Allah'ım! Be adam bari söze başlarken; "Ben, Demokrat Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Selim Kaptanoğlu" diye başla da insanlar ciyaklamanın nereden geldiğini bilsin! 

***

Yahu yıl boyu yatarsınız, sonra 3-5 sözde nitelikli saz ekibi bir araya gelir Ağustos böcekliği yaparsınız. Ülkemiz yangın yeri, millet şehidine ağlıyor, siz Erciyes'te saz çalayım Ağustos'u geçireyim derdindesiniz.

Yeter yahu! "Cır cır cır..."

Makaleyi Hemen Yorumla