ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
VATAN BÖLÜNÜNCE Mİ? / Bahadır Çoban 617 okunma - 13 Ağustos 2015

Yapılan bir araştırmaya göre Türkiye'nin eğitim seviyesi en yüksek seçmen kitlesi CHP ve MHP'deymiş.

Eğitim seviyesi yüksek demek; araştıran, sorgulayan, hafızalı, denetimci, neyi neden yaptığının bilincinde olan demektir.

Gel gelelim pratikte baktığımızda CHP'li seçmenin tavır ve davranış biçimi, yüksek eğitim seviyesi tanımlamasıyla pek uyuşmuyor.

Amacım kimseyi tahkir etmek, seçmenin hür iradesini hor görmek değil ama ortada sürekli kabuk değiştirmesine karşı oy oranı stabil duran bir CHP var.

Aslında CHP için değişim Atatürk'ün vefatından beri "Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir" parolasıyla ilerliyor.

Atatürk'ün milliyetçi CHP'sinden İnönü ve Ecevit'in "ortanın solu" anlayışına; Baykal'ın ulusalcı CHP'sinden Kemal Kılıçdaroğlu'nun Kürtçü duruşuna kadar defalarca başkalaşım geçiren bir partiden bahsediyoruz.

CHP bu denli köklü değişikliklere rağmen seçmen kitlesini konsolide etmeyi başarabiliyorsa ortada bilinçlice kullanılan oyların varlığından bahsedebilir miyiz?

Yoksa CHP seçmeni "Partim neyler, neylerse güzel eyler" anlayışıyla dün ak dediğini bugün karalayan partisine her koşulda destek mi sağlamaktadır?

Öyleyse bunun adı hür irade değil, partizanlıktır.

2011 öncesindeki CHP'nin hoşumuza gitmeyen yönleri olsa da en azından AKP'nin Kürt açılımı sürecinin Türkiye'de estirdiği bölücü rüzgâra karşı kendilerince bir pozisyon almaya çalışıyorlardı.

Şimdiyse karşımızda terörist sevicisi AKP'ye adeta rahmet okutan bir CHP var.

2007 Cumhuriyet mitinglerinde ellerinde Türk bayraklarıyla Atatürk'ün huzuruna çıkan yüzbinlerin partisi; Atatürk'e hakaret eden, Atatürk büstlerini yakan yıkan PKK uzantılarıyla sıkı fıkı ilişkilere bulaşarak maalesef milli kimliğini yitirmiştir.

Teröristlerin kırmızı halılarda karşılandığı Habur kepazeliklerine "Türkiye'de hükümet işi gücü bıraktı, varsa açılım yoksa açılım, nedir söyleyin diyoruz bir şey söylemiyorlar, bir süreç diyorlar, ucu açık diyorlar, siz de gelin diye bileni bilmeyeni işin içine sokmaya çalışıyorlar, bunun altından bir şey çıkacağı belli derken dün neyin çıktığını gördük." diyen CHP'nin yerine Kürt açılımının devamını koalisyon şartı olarak sunan bir CHP gelmiştir.

Bu denli bir başkalaşım Darwin'in evrim teorisinde bile görülmez.

CHP'nin ulusalcı kadroları gitmiş; onların yerine Habur'dan inen PKK'lı teröristlerin gönüllü avukatlığını üstlenen, seçimlerde ailece PKK'nın partisine oy veren, mitinglerde Abdullah Öcalan'ın posterleri altında slogan atan militanlar gelmiştir.

Böyle bir CHP'nin kendisini "Milliyetçi, Atatürkçü, muhafazakâr" gören insanlardan oy alabilmesi beklenebilir mi?

Oysa SONAR'ın yaptığı araştırmaya göre CHP seçmeninin yüzde 28'i kendisini Atatürkçü, yüzde 25'i muhafazakâr, yüzde 17'si ise milliyetçi olarak tanımlıyor.

CHP seçmeninin yüzde 70'ini oluşturan bu insanlara kabaca "vatansever" kitle diyelim.

O halde 11 buçuk milyon oy alan CHP içerisinde yaklaşık 8 milyon vatansever bulunmaktadır.

Bu 8 milyon vatansever Türkiye'de her gün şehit cenazeleri kaldırılırken PKK'lı teröristlerle hemhal olan, teröristlerle kardeşlik türküsü çığıran partilerine gereken "vatansever" tepkiyi ne zaman verecektir, çok merak ediyorum.

Vatan bölündüğünde mi?

Makaleyi Hemen Yorumla