ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
PKK'yı Vurur Gibi Yapıp PYD'ye Yol Açmak / İsmail Özdemir 611 okunma - 12 Ağustos 2015

Sözde çözüm süreci belasının Türkiye'ye yaşattığı kaybın faturası günden güne ağırlaşıyor.

Her güne yeni bir şehit haberi ile başlar olduk.

Terör bitecek, PKK çözülecek, sınır dışına çıkacaklar, silah bırakacaklar mantığının boş laflar olduğu şimdi geldiğimiz noktada su götürmez bir gerçek olarak karşımızda duruyor.

Terörle mücadele kavramını terörle müzakereye dönüştüren AKP iktidarı son iki buçuk yıllık süreyi başta TSK olmak üzere güvenlik güçlerini geri çekerek zaafa uğratmış ve açıkça PKK'nın güçlenmesine yol açmıştır.

Gerçekler, içerisinde bulunduğumuz mevcut dönemde ortaya çıkmış olsa da, şüphesiz ki sözde çözüm süreci belasına bulaşılmamış olunsaydı, bugün PKK mevcut halde göründüğü gibi rahat bir eylem alanını kendisinde bulamazdı.

Ne yazık ki birilerinin aklı başına, iki polisimizin evlerinde uyurken PKK'lılar tarafından şehit edilmesi sonrasında gelebildi.

Oysa çok değil 9 ay kadar önce PKK yine kanlı eylemlerde bulunmuş, örneğin Hakkâri ve Diyarbakır'da üstelik gündüz vakti askerlerimizi başlarından vurarak şehit ettiğinde sesleri çıkmamıştı.

6-8 Ekim hadiselerinde 50'ye yakın vatandaşımız hayatını kaybederken, şehirlerin yangın yerine çevrilmesine, il ve ilçe merkezlerine hendekler kazılıp sözde "kurtarılmış bölgeler" yaratma çabalarına ise gerektiği tarzda, devlet olmanın verdiği sorumlulukla cevap verilmemişti.

İşte bu yanlışların hepsi bizleri şimdiki duruma getirdi. 

Peki, şimdi yapılanlar doğru mu?

PKK'nın Kandil'deki inlerinin hedef alınması, yurt içerisinde PKK'ya yönelik başlatılan operasyonlar doğru, gerekli ve yerinde bir karardır.

En büyük sıkıntısı bunda yaşanan uzun süreli gecikme ve buna bağlı olarak terör örgütü ile birlikte İmralı canisine meşruiyet kazandırma zemini olmuştur.

* * *

Öte yandan PKK'nın hedef alınırken örgütün Suriye'deki kolu olan PYD'nin görmezden gelinmesi ise daha büyük sıkıntılara gebedir.

Güvenlik güçlerinin tespitlerine göre, Kandil'in bombalanmaya başladığı günlere kadar PYD'ye Türkiye'den 4500 dolayında (Çoğu PKK'nın yurt içi yapılanması olan YDG-H'ye mensup), Kandil'den ise 5000 civarında terörist katılmıştır. 

Unutulmamalıdır ki Kandil'in TSK tarafından bombalanmaya başlaması ile birlikte, burada yuvalanan bazı teröristler de Suriye'nin kuzeyine geçerek PYD kontrolündeki alanlara sığınmış olabilir.

Bu son derece kuvvetli bir ihtimaldir.

Zira mevcut koşullar PKK açısından şuanda en güvenli bölgenin Suriye'nin kuzeyinde yer alan ve PYD tarafından kontrol edilen Ayn El Arap, Haseke ve Kamışlı arasında kalan alanı işaret etmektedir.

Neticede bu bölge ABD tarafından koruma altına alınan bir alan olarak gösterilmekte.

ABD Başkanı Obama'nın deyimiyle "sahada iş birliği yapılan unsurlar" olarak görülen PYD'li teröristlerin yuvalandığı alanlar Türkiye açısından Kandil'den dahi daha tehlikeli bir terör odağının oluşturulmaya başlandığını işaret ediyor.

Farklı zamanlarda ABD'li yetkililerden yapılan açıklamalara bakıldığında ise PYD'nin, IŞİD'le mücadele kapsamında ABD tarafından desteklenmesinin süreceği, üstelik ABD'nin verdiği bu desteğin İncirlik'e konuşlandırılan hava unsurlarıyla sağlanacağı bilgisi sunulmaktadır.

Yani Türkiye kendi eliyle, IŞİD bahanesiyle sürdürülen operasyonlarda PKK'lı teröristleri koruyacak çabalara da bu açıdan destek vermiş oluyor.

Bu izahı mümkün olmayan bir durumdur.

Son verilen bilgilere göre İncirlik'e ABD'ye ait 6 F-16 savaş uçağı, 2 diğer sınıf uçak ve 300 askeri personel konuşlandırılmıştır.

Açık ki ABD'ye ait bu askeri takviyelerin arkası gelecektir.

* * *

Türkiye ve ABD arasında mutabakata varıldığı söylenen mevzunun medyaya yansıdığı bilgilerine bakıldığında, İncirlik'in yanı sıra Malatya ve Diyarbakır'a da ABD askerlerinin ve hava güçlerinin yerleştirilebileceği söylenmektedir.

Yani bu durum ABD'ye ait onlarca savaş uçağı ve binleri bulan askeri personelin daha ülkemize gelerek yerleşeceği anlamına gelmektedir!

Dikkatlerden kaçan mesele ise 1 Mart tezkeresinde, meclis iradesinin gereği olarak yaşanmayanların, bugün yaşanmaya başlamış olması ve Kandil'in bombalanması sebebiyle oluşturulan toplumsal duyarlılığın perde olarak kullanılarak, ABD'li askerlerin Türkiye'ye günden güne yerleşmeye başlamasıdır.

IŞİD'le mücadelenin ne zaman biteceğine dair açık bir bilginin verilmeyişi ve ABD'lilerin yaptığı "bu uzun sürecek bir mücadele olacak" söylemine bakıldığında, ABD'li askerlerin ve hava gücünün ülkemizde ne kadar süreyle kalacağı konusu da tam bir muammadır.

İşi daha sorunlu hale getiren ise ABD'lilerin Türkiye'ye yerleştirdiği hava gücünün PKK-PYD'ye Suriye'nin kuzeyinde açıktan destek vermeyi sürdüreceklerini söylemeleridir.

ABD'nin bu yöndeki politik söylemleri de kendileri açısından son derece profesyonel olarak yürütülüyor. 

ABD, Türkiye'nin PKK'ya karşı yaptığı askeri operasyonları lütfedip meşru olarak gördüğünü söylerken, diğer yandan aynı PKK'lılar Suriye'ye geçtiği takdir de ise bu kez koruması altında olacağını ilan ediyor!

İşte bu nedenle Türkiye kendi eliyle bir bakıma Ortadoğu coğrafyası ile beraber kendi sınırlarını ve yapısını tehdit eden girişimlere kapı aralamaktadır.

Kabulü mümkün olmayan bu durum derhal gözden geçirilmelidir.

Türkiye PKK'lı teröristleri koruması altına aldığını açıklayan ABD'ye karşı cesur davranıp, ABD'nin PYD'ye destek sunma merkezli olduğu görülen anlaşmayı derhal gözden geçirmeli, Irak'ın ardından, şimdi Suriye'nin kuzeyinde de benzer bir alan yaratma çabalarına kesinlikle olanak sağlamamalıdır.

Makaleyi Hemen Yorumla