ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
KANDIRILDINIZ VE KANDIRILMAYA DEVAM EDiYORSUNUZ! - Rıfat Şener / Konuk Yazar 1168 okunma - 18 Ağustos 2015

RECEP TAYYİP ERDOĞAN: MHP'nin bir defa Hoca Efendi'ye saldırısı gerçekten bana göre ihanet derecesindedir. Çok çirkin bir şey. Hoca Efendi işi gücü bırakmış da Bahçeli ile mi uğraşacak? Bir defa onun bulunduğu makam, meşgalesi böyle bir şeye müsaade etmez. Çok çirkin, çok ayıp. Ben bunu ihanet derecesinde kınıyorum. Burada Bahçeli'nin kendisini çek etmesi, kendiyle uğraşması lazım. Ben inanıyorum ki aklıselim sahibi ülkücü kardeşlerim de bunun bu yaptıklarından ciddi manada rahatsızlar. Böyle bir yaklaşım olmaz. İhanet derecesinde.

Cemaat için Recep Tayyip Erdoğan, Bülent Arınç, Hüseyin Çelik ve daha nice AKP’li üst düzey yöneticinin, sevgi, saygı ve aşk dolu cümlelerini sayfalarca yazabilirim.

Cemaatin organizasyonu Türkçe Olimpiyatlarında bu şahısların övgü dolu cümlelerinin yer aldığı saatlerce görüntü paylaşabilirim, ama gerek yok hepsini benden iyi biliyorsunuz.

Bak gördün mü AKP’li kardeşim? Biz Fetullah Gülen hoca değildir, bu adamların maksadı devleti ele geçirmek, İslami yozlaştırmak, Türkiye’yi hem ekonomik hem de fikirsel olarak Amerika ve İsrail’e pazarlamak derken, siz Zaman Gazetesi’ni 3’er 5’er satın alıyor, kurbanlarınızı, zekatlarınızı cemaate yolluyor, cemaat evlerine okullarına himmette bulunup, oturmadan oturmaya koşuyordunuz. Bizi kafirlikle, terbiyesizlikle suçluyor, neredeyse evinizden, iş yerinizden kovacak kadar sinirleniyordunuz, hatta bazılarınız ticaretimize taş koyuyor, bize vebali gibi davranıyordunuz.

Maalesef kandırıldınız ama cemaat tarafından değil. Cemaatin ne olduğu bizler tarafından aşikârken, Devlet Bey defaten kamuoyunu uyarırken, “önce ülkem” diyerek oy kaybetme pahasına o zamanlar muhterem gördüğünüz hoca efendinizin gerçek niyetini ortaya dökerken; sizin uzun adam Recep Tayyip Erdoğan önce ben diyerek, kişisel menfaatleri uğruna şimdi haşhaşi dediği terör örgütü başı ilan ettiği Fetullah Gülen’i büyük bir aşkla savunuyor, arkasında duruyordu. Tabi sizde onun peşinden bu büyük hainin yanlışlarına ortak olup destek veriyordunuz. Sizin sucunuz yok tabi, dünya lideri olarak gördüğünüz her şeyin en iyisini yaptığını, her şeyin en iyisini bildiğini düşündüğünüz, Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı, dünyanın çekindiği adam lideriniz aşkla bu adamı savunurken siz nasıl karşısında durabilirdiniz ki…

Maalesef her iki halde de kandırıldınız. Eğer cemaat Erdoğan’ın iddia ettiği gibi onu kandırdı ise, Erdoğan yukarıda saydığımız aslanlı kaplanlı liderli vasıfların hiçbirini taşımayan basit bir siyasetçi idi. Sizi dünya lideri olduğuna bir şekilde inandırıp kandırdı. Diğer türlüsü daha üzücü sizin için. Çünkü Fetullah Gülen’in ne mal olduğunu bildiğini halde yıllarca kendi şahsi menfaatleri uğruna sizi kandırdı, emeğinizi, paranızı, zamanınızı kendi tabiri ile bu haşhaşiler için harcamanıza sebep oldu.

Yazık, sizin için gerçekten üzülüyorum.

Diğer taraftan bizim adımıza çok memnunum. Çünkü tarih bir kez daha Bilge Liderim Devlet Bahçeli’yi haklı çıkardı.

Gelelim çözüm süreci adi altında yürütülen çözülme süreci saçmalığına… Dünya lideriniz Erdoğan’ın çözüm sürecinde cemaat konusunda olduğu gibi sizi nasıl kandırdığına…

Erdoğan 23 Ağustos 2010’da şunları ifade etti: Bugüne kadar hiçbir zaman terör örgütü ile masaya oturmadım, hiçbir zaman da oturmayacağım. Bunlarla masaya oturduğumuz şerefsizliğini yapanlar var. PKK ile görüştüğümüzü söyleyen şerefsizdir. 

Erdoğan, 19 Eylül 2011’de ise ABD ziyareti öncesinde “PKK ile biz değil, devlet görüştü. Devletin MİT Müsteşarı herkesle istişare yapar. Onun görevi bu.” açıklamasında bulundu. Aynı Erdoğan, 27 Eylül 2012’de ise “Emre Taner Bey’i İmralı’ya gönderdim, Oslo'ya gönderdim. Daha sonra Hakan Fidan Bey döneminde bu adımları attık.” demişti.

Sonrası malum, akil adamlar, İmralı’ya gelip giden heyetler, kongresinde Barzani için “Türkiye seninle gurur duyuyor” diye slogan atılan bir iktidar partisi. Bakin dikkat edin HDP kongresi demiyorum, AKP kongresinde atıldı bu sloganlar… Rica etsem Barzani ile gurur duyan AKP’li arkadaşlarım bir adim öne çıksa da görsek kimmiş bunlar….

Habur rezaleti çok öncelerde kaldı diyebilirsiniz ama daha vahimi geçen Nevruz’da ve hatta bir öncekinde Apo’nun ulusa sesleniş konuşmaları yapmasına müsaade edilmesidir. Tabi ki yardakçı ve yandaşları tarafından Apo güzellemeleri yapılmaya başlanması da…

Yalçın Akdoğan: Öcalan’ın olayları okuma kabiliyeti ve tecrübesi var. Mesajları sürecin geleceğini düşünen bir hassasiyeti yansıtıyor.

Mehmet Metiner: Öcalan’ın durduğu yer, Türkiye’nin demokratikleşme sürecine katkı sağlayan bir yer. İmralı’da çok anlamlı, çok değerli şeyler söylüyor

Yiğit Bulut: Abdullah Öcalan Ortadoğu'da Türkiye'nin önünü açıyor.

Beşir Atalay: Abdullah Öcalan Kürtler’in lideridir.

Bülent Arınç: Dağa çıkışlar eskiye oranla daha nitelikli hal aldı.

Sadullah Ergin: Öcalan bölgenin ve Türkiye’nin reel politiğini daha sağlıklı değerlendiriyor.

Yukarıda ismi geçen şahıslardan en küçük sıfat taşıyanı Cumhurbaşkanı danışmanıdır.

Biz bu çözüm süreci değildir çözülme sürecidir, ülkeye ihanet ediyorsunuz derken siz maalesef sözde dünya liderinize inanarak yine bize saldırdınız.

“Kandan besleniyorsunuz.” dediniz.

“Anaların ağlamasını istiyorsunuz.” dediniz.

“Ülkenin huzurunu bozuyorsunuz.” dediniz.

“İstikrar” dediniz “para” dediniz, dediniz de dediniz…

Biz yine la havle çekip sabırla anlattık. “Bakın PKK şımartılıyor, doğuda devlet otoritesi kalmadı, PKK bırakın sınır dışına çekilmeyi güçleniyor, bu ülkeyi bölüyorsunuz.” dedikçe bize saldırmaya devam ettiniz.

Dağdakilerle sözde empati kurdunuz, kimi büyükleriniz “Ben olsam bende dağa çıkardım.” dedi,  yetmedi bir milletvekiliniz “Dağda ölen PKK’lılar benim kardeşimdir.” dedi.

Bülent Arınç abiniz çıktı, terörist başı Abdullah Öcalan’a sayın demeyi ve Öcalan posteri taşımayı suç olmaktan çıkardık dedi.

Biz yine “önce ülkem” dedik usanmadan terörle müzakere değil mücadele edilmesi gerektiğini anlattık, dinlemediniz sözde dünya lideriniz nasıl yanılabilirdi ki…

Neredeyse hepiniz PKK savunucusu olup çıktınız başımıza.

Sonuç?

Maalesef yine kandırıldınız, dünya lideriniz biranda yön değiştirdi.

Sebep?

Ülke menfaatlerimi, yoksa PKK’nın kalleşçe iki polisimizi şehit etmesi mi? Bakalım PKK sözde çözüm sürecinde neler yapmış…

Yol kesme, adam kaçırma, bayrak indirme, otobüs yakma, korucu şehit etme, karakollara taciz ateşi, şantiye basma, is makinesi yakma, doğuda bazı il ve ilçelere kaymakam ve vali atama, mahkeme kurma, sözde polis teşkilatı kurma gibi yüzlerce eylem…

Gördüğün bildiğin ama kabul etmek istemediğin gibi, tüm bu eylemler, oy kaybetmemek için hasıraltı edildi, üzerinde durulmadı, Apo seviciliğine devam edildi, ta ki AKP tek başına iktidar şansını kaybedene kadar.

Şimdi bakıyorum hepiniz bizden daha milliyetçi kesildiniz.

Sahi sizin uzun adam her türlü milliyetçiliği ayaklar altına almamış mıydı?

Maalesef yine kandırıldınız. Sizin için üzülüyorum, bu kadar kıvırmaya nasıl müsait hale geldiniz, sizi anlamıyorum.

Kendi adıma ise buruk bir mutluluk var içimde… Çünkü tarih Bilge Liderimiz Devlet Bahçeli’yi yine haklı çıkardı.

Cemaat konusunda, çözüm süreci safsatasında, Ergenekon’da, Balyozda… Bizim en başta durduğumuz noktaya, tükürdüğünüzü yalayarak en sonda gelmek sizin için pek hoş olamasa gerek. Hadi siz bunları düşüne durun, bir sonraki yazımızda, Türkiye’nin kaderini etkileyen davalar, yolsuzluklar ve ekonomi konusunda bizim yıllardır haykırdığımız doğruları, nasıl kabul etmek zorunda kaldığınızı ve kalacağınızı anlatayım size…

Başınızı önünüze eğmeyecek bir lider arıyorsanız, tükürdüğünüzü yalamaktan bıktıysanız ve en önemlisi “önce ülkem” diyen bir lider arıyorsanız MHP’nin kapıları size sonuna kadar açık.

Ama biz dönmeye, yalpalamaya, arsızca dün söylediklerimizi bugün inkar etmeye alıştık diyorsanız, size dua etmekten başka çaremiz kalmıyor…

Sevgiyle kalın…

Makaleyi Hemen Yorumla