ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
NERDEN NEREYE? / Gökçenay Saka 1407 okunma - 10 Eylül 2015

Saflarımız seyrelse de yine ileri!.. 
Düşenlerin kanlarından doğar bir şafak! 
Haydi sarssın yeri, göğü cenk türküleri; 
Kanımızla burda yarın güller açacak.
  H.N.ATSIZ

Yer yer değilken; su, su idi. Ulukayın'dan dokuz boy türedi, bu Türklerin 9 kavmiydi. Daha sonra M.Ö 1700 yıllarında ise Türkler, Altay Dağları ve Tanrı Dağı çevresine yerleşmişlerdi. Göçebe ve savaşçı karakterleri ile tüm dünyaya yayılmaları fazla uzun sürmedi. 1071’de Anadolu’nun kapıları şanlı han Alparslan ile Türklere açıldığında artık buranın Türklerin ebedi yurdu olacağına tarih tanıklık etmişti. Anadolu'ya yerleşen Türklere iç ve dış düşmanlar dirlik vermeme adına Anadolu üzerinde hâkimiyet kurma emelleri olmuş, hiçbir millet ve onların Anadolu’daki azınlık(hain) grupları bu emel üzerinde muvaffak olamamıştır.

Ve yıl 2015..

Malazgirt Meydan Muharebesi’nin üzerinden 944 yıl sonra…

Yaklaşık bu bin yıl içerisinde de düşmanlar boş durmamış, hükmünü sürdüğü topraklarda elbette ki hainliklerle karşı kalan Türk Milleti, bu hainliklerin sırtını yere getirip galip gelmiştir. Yakın tarihte Cumhuriyetin ve üniter yapının yeni kurulduğu dönemde birçok isyanla karşı karşıya kalmış Türkiye, bu zor durumdan da çıkarak rahat nefes almayı başarmıştır. Gel gör ki daha da yakın tarihimiz olan 2002 tarihinden bugün 2015'e kadar görülmemiş vatan savruluşlarına bu ülke şahit olmuştur. Eski yönetim şekliyle ne Türk Hükümdarları ne de Cumhuriyet yönetimindeki hükümetler, yönetim şekillerinde etnik ayrımcılığa yer vermemiştir. Ta ki AKP devrine kadar...

Ve o devir 2005 yılında Diyarbakır ilinde o zamanın başbakanı Erdoğan konuşma yapıyor , Kürt sorununun var olduğunu işaret etmekle yetmeyip 30’dan fazla etnik köken olduğu belirtiyor.

Açılımı belki burada yapmıyor ama açılışını bu konuşma ile başlatıyor.

Bu tarihten sonra ne yaşandığını çoğumuz bilmekle beraber, inatla kabullenmekte zorluk çeken o insanlara soru sormakta zarar görmüyorum.

Barzani'yi AKP kongresinde onur konuğu yapan kimdi?

PKK ile masaya oturan, Oslo görüşmelerini yapan kimdi?

İmralı heyetinin Apo'nun yanına gitmesine kim izin verdi?

Apo posterleri, PKK paçavraları hangi hükümet döneminde meydanlara indi?

Kuzey Iraktan gelen teröristlere Habur'da hoş geldin karşılanmasına müsaade eden hükümet hangisiydi?

Askerler yaka paça hapishanelere atıldığında, teröristler özerklik ilan ettiğinde, TC tabelalarını indirildiğinde, ülkenin tek resmi dili Türkçeye ihanet olarak medya Kürtçe yayınlar yaptığında yönetim kimdeydi?

Tüm bunlar 3 kere tek başına iktidara gelen, ayrımcılığı en üst noktaya vardırmak adına bu ülkede 13 yılını deviren AKP dönemine aittir.

Yani sizin görmek istediğiniz gibi PKK'ya bu tavizler Taş Devrinin Paleolitik döneminde verilmedi.

Sen bugün duble yolların derdine düşüyorsun ya, yarın senin çocuğun toprağa düşecek, farkında mısın?

Ve o şahsın “400 milletvekili alınsaydı durum bugün çok farklı olurdu” dediğini biliyorsun değil mi!

İşin ilginç bir taraf ise 400 vekil alamadığı için, yıllardır el üstünde tuttuğu, herkesten sakındığı, laf söyletmediği, koynunda beslediği ve el ele gezdiği terörü bitirecek (!).  En fazla milletvekilliğini 2002-2007 yıllarında almış olmasına rağmen, rahat durmayıp neden ''Kürt Sorunu var '' deyip vatan toprağına fitne ekip ortalığa  etnik ayrımcılık oyununu atıyordu da şimdi ne değişti diye sorgulayabiliyor musun?

Yani sen yaklaşık bin yıl kardeşçe Anadolu'da hüküm sür, tam ehliyetsiz bir akil gelsin 400 vekil uğruna seni, evladını, geleceğini harcasın!

Tam ehliyetsiz diyorum çünkü mantık yürütememiş, son yaptığı ile kardeşi PKK'ya ihanet etmiştir.

Lakin bu sirkin cambazı artık düşmüştür. Seyircisi şaşalı görüntü ile gerçeklik arasındaki farkı yakalamıştır.

Bir millet ki artık uyanışa geçmiştir. Olup bitenin farkına varmış, AKP'nin bu kirli oyunları üzerine çizgiyi çekmiştir. Bunun en iyi örneği ise devletin verebileceği 'GERİ DÖN' (vurma!) çağrısına uymayan şanlı bordo berelileride içerisinde bulunduran Türk ordusu, ocaklara ateş düşüren, açık düşman olan bu şeref fukaralarının köklerini kazımak adına çarpışmaktadır!

Ey sen ki Kürşad'ın çerisi, Alparslan'ın evladı şehit!

Düştüğün o toprak sana olmaz mı şahit!

Sen ki kanınla can verdin toprağa!

Toprağa sarıldığında, bırak anılmasın er adın,

Gerek kalmasın ne sevgili yanına ne de rahat bir yatağa! NBÇ

Gelecekte göğün mavisi, toprağın yeşili ile uyanacağız güne... Gelecek çok uzak değil, gelecek senin sandığa yürüdüğün mesafe kadar kısa. Ve umudun sana gelmesini beklemek ahmakların oyalanmasıdır. Sen ahmak değilsin! Sen hayal kuracaksın ki umudun yeşersin! O hayal ki, senin topraklarından ayrık otları temizlendiğinde, göğün mavisine birlikte bakabileceğin biri ile umut olmalıdır.

Ve biliyoruz ki; Kanımızla burda yarın güller açacak!

Makaleyi Hemen Yorumla