ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
VAKİT, TÜRKÜN TÜRKÜSÜNÜ SÖYLEME VAKTİDİR SİNAN OĞAN / Kadir Yıldız 476 okunma - 29 Ağustos 2015

Ülkemizin yangın yerine döndüğü, şehitlerin birbiri ardına geldiği, terör eylemlerinin hız kazandığı ve Türkiye'nin var olma yok olma sürecini derinden hissetmeye başladığı bugünlerde halen şahsi ikbal ve kaygılarının derdine düşmüş insanlarla muhatap olmak insanın midesini bulandırıyor.

***

10 Haziran 2015 tarihinde Ortadoğu Gazetesi'ndeki köşemde kaleme aldığım "Sinan Oğan'ın Iğdır Güzellemesi" başlıklı yazıma avukatı aracılığıyla tekzip metni gönderen Sinan Oğan, kendisi için öne sürdüğüm iddiaları reddetmiş ve kendisinin "ülküsüne sadakatle bağlı bir akademisyen olduğunu" ifade etmiştir. Gazetemize gönderdiği tekzip metninde ise bahsi geçen yazımda "aile hayatını" zan altında bıraktığımı ifade etmiştir.

***

Sinan Oğan, "Sinan Oğan'ın Iğdır Güzellemesi" başlıklı yazımdaki yirmi iddianın sadece üç tanesine cevap vermeye çalışmış, bu cevaplar ile de yine kendisini övmekten öteye gidememiştir. Ayrıca kendisi hakkında kaleme aldığım iki yazıda da hiçbir şekilde ne hakarette bulunmuş, ne de aile hayatını mevzu bahis yapmışımdır. Sinan Oğan'ın aile hayatını irdeleyip yazılarımda bunu kullanacak bir kaleme şimdiye kadar sahip olmadım. Merak edenler Oğan ile ilgili yazdığım iki yazıyı da detaylı olarak inceleyebilirler. Bu bakımdan Sinan Oğan'ın savunma şekli mağduriyet planlarının bir parçası olmaktan öteye geçemez. 

***

Partimizde 4 yıl vekillik yapmış Sinan Oğan'ın aile hayatının sağlıklı olarak devam etmesi bizim arzuladığımız ve bundan sonra da arzulayacağımız bir durumdur. Bizim, Sinan Oğan'ın aile hayatına gösterdiğimiz özen ve titizliği keşke kendisi de bizim aile olarak gördüğümüz Milliyetçi Hareket Partisi için göstermiş olsaydı.  

***

Milliyetçi Hareket'in aile birliğine 7 Haziran akşamı yaptığı açıklamayla zarar vermeye çalışan Oğan, zararlı eylemlerine 7 Haziran sonrası da devam etmiştir. Partimizce disiplin kuruluna sevk edilmiş ve partiden ihracı talep edilerek Milliyetçi Hareket Partisi Iğdır İl Teşkilatına gerekli olan tebligat incelenmek üzere gönderilmiştir. Bu konu hakkında da kendisine yine birkaç soru yönelteceğim. Daha önceki yazılarımda olduğu gibi bu sorularda da "sadece işine geldiği kısımlarına" cevap vereceğinden şüphe duymuyorum.

***

Partiden ihraç talebinizin ardından iki danışmanınızla birlikte koştura koştura neden Iğdır'a gittiniz?

Iğdır'a gider gitmez Iğdır İl Başkanlığımızın Disiplin Kurulu üyeleriyle neden tek tek görüşme ihtiyacı hissetiniz?

"Partiden ihraç talebinin gerekli incelemelerden sonra reddedilmesi" şeklindeki yazılı metni kendiniz hazırladıktan sonra disiplin kurulu üyelerini metni imzalamaları için kimlerle ve neyle töhmet altında bırakmaya çalıştınız?

Yanınıza aldığınız molla ve sözde kanaat önderleri ile disiplin kurulu üyelerine "prosedür bir yazı… İmzalayın, merak etmeyin bir şey olmaz" diyerek nasıl bir baskı kurmaya çalıştınız?

Yine aynı molla ve sözde kanaat önderleri ile disiplin kurulunun bir üyesine babasıyla beraber giderek, babasına "ya imza atarsın ya da seni evlatlıktan reddederim" dedirterek, disiplin kurulu üyesinin üzerinde baba hakkını kullanmak gibi alçakça bir davranışı neden sergilediniz?

İstanbul'da ikamet eden ve Iğdır'da söz sahibi olan bir kaç "uzaktan kumandalı eski ülkücüyü" aracı kılıp, hangi disiplin kurulu üyesini araya hatır gönül koyarak imza atmaya zorladınız?

Onca parti disiplinine uygun olmayan davranışınız mevcutken, egolarınızın ülke menfaatlerinin önüne geçtiği aşikâr iken, ülkücülerin arasına nifak ve fitne sokarak "ülkücüyü ülkücüye kırdırmak istiyorlar" ifadelerini ne amaçla kullandınız?

Disiplin kurulu üyelerine molla ve ana-baba hakkını kullanarak şahsi ikbaliniz için kurmaya çalıştığınız baskı ve mertçe olmayan bu davranışın hala avukatınızla gönderdiğiniz tekzip metnindeki "ülküsüne sadakat ve muhabbetle bağlı" unsuru ile bağdaştığını düşünüyor musunuz?

***

Disiplin kurulu üyelerini tek tek gezerek aldığınız imzaların karar hükmünde olabilmesi için, alınan kararın İl Başkanlığı karar defterine işlenmiş olması gerekmez miydi? Amatör bir yaklaşımla "imzaları aldım" rahatlığıyla sosyal medya hesabınızdan "ihraç talebi reddedildi" diyerek açıklamalarda bulunmanız da hukuki açıdan yok hükmündedir. Gönül isterdi ki insanın midesini bulandıran davranış ve içten pazarlıklarınızı kamuoyunun önünde tartışmamış olsaydık. Bu yolu siz seçtiğiniz için bende darı ekmeye devam ediyorum. 

***

Görünen o ki, egolarınız ülkemizin içinde bulunduğu çalkantılı sürecin önüne geçmiştir. Bu süreçte bile "ben", "ben" diye bağırmak ancak kişilik vasıfları rüzgâra yön değiştiren şahısların meziyeti olabilir. "Beni rakip olarak görüyorlar" ifadeniz de kendinize yüklediğiniz anlamsız egonun dışa vurmuş halidir. Utanmasınız bu süreçte "MHP benim partiden ihracımı istedi diye Suruç'ta bomba patladı, şehit vermeye başladık" diye propaganda yapacaksınız. 

***

Biz, bu süreçte yangın yerine dönen ülkemiz için tasalanırken, şehitlerimiz için yüreğimiz kanarken, ülkemizin ve milletimizin geleceği için kaygılanırken; siz kendi kaygı ve beklentilerinizin derdine düşerek asılsız söylemlerle ilgi odağı haline gelmeye çalışıyorsunuz. Bunlardan en sonuncusu da "MHP'nin baraj altı kalacağı" gibi akla ziyan söyleminizdir. 7 Hazirandan bu yana olduğu gibi yine AKP ve HDP'nin ekmeğine yağ sürmeye devam ediyosunuz. Eminim ki, gazetemizde sizin için yazılan köşe yazılarının içeriğinin bir önemi yok. Önemli olan tek şey kendinizden bahsettirip nefsinizin okşanmasıdır. Bu yazı da şüphesiz sizin nefsinizi okşamaya devam edecek. Onun için sizin nefsinizi okşamak yerine, ayakaltında gezmeyi bırakın da gazete köşelerimize daha önemli meseleleri taşıyalım. 

***

Mavinin türküsü bizim her zaman dilimizdedir ama vakit Türk'ün Türküsünü söyleme vaktidir. Hani diyorsun ya; "4 yıldır yoğun çalışmalar sebebiyle çocuklarımla yeterince ilgilenememiştim. Bir süre çocuklarımla ilgileneceğim..." diye… 

Öyle yap Sinan Oğan…

Fitneni ülkücü camiadan uzak tut…

Makaleyi Hemen Yorumla