ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
AHMAK AVINDA SON PERDE / Bahadır Çoban 502 okunma - 07 Eylül 2015

"Eğitim seviyesi arttıkça AKP'nin hitap ettiği alan daralıyor"  diyen AKP'li Bakan Taner Yıldız'ın bu sözleri AKP'nin kendi seçmenine hangi gözle baktığının itirafıydı.

Kendi seçmen kitlesine hakaretamiz bir gözle bakan başka bir parti daha yoktur.

İyi hatırlıyorum. AKP'nin sivil darbe girişimi olan 12 Eylül 2010 Referandumu sürecinde "Hayır" kelimesi yasaklı ilan edilmişti.

O süreçte referandum pusulası halka Evet-Hayır seçenekleriyle sunulacağı için AKP'liler çok sevdikleri "Hayırlı olsun" sözünü bile kullanmaz olmuş, hatta bir genelgeyle "Hayırlı" sözcüğünü kullanmaktan men edilmişlerdi.

"Hayırlı" kelimesini referandumdaki "Hayır" seçeneğine çağrışım yapacağını öngörerek yasaklamaları seçmeni resmen aptal yerine koymaktı ve bu bakış açısı AKP'nin bilinçaltı kodlarını yansıtıyordu.

AKP'nin seçmen iradesine olan bakış açısı maalesef hep böyle olmuştur.

Tek bayrak, tek millet, tek dil diyerek milleti 36 etnik parçaya ayırmak;

"Teröristlerle görüştüğümüzü iddia edenler bunu kanıtlamazlarsa şerefsizdir" dedikten sonra "Biz değil, devlet görüştü" demek;

"Ben bu davanın savcısıyım" dedikten sonra "Gönlüm askerlerin tutuklanmasına el vermedi" demek;

"Aldananlardan ve aldatanlardan olmadık" deyip "Aldatıldık" beyanatını vermek;

Muhalefet partililerin kasetlerine "Genel ahlaksızlık" tanımlamasında bulunup kendi kasetleri için "Montaj" yalanının arkasına saklanmak;

Milleti tam anlamıyla aptal yerine koymaktır ve insanların hafızasıyla dalga geçmektir.

AKP'nin seçmen kitlesine alık muamelesi yapması 7 Haziran seçimlerinde duvara toslamış, millet "Aklımda" diyerek AKP'ye lades kemiğini iade etmişti.

Fakat AKP'nin milli iradeye olan aşağılayıcı bakışında herhangi bir değişiklik yaşanmadı.

Onlar kendilerini iktidardan uzaklaştıran seçmenin hata yaptığını ve bu hatadan döneceğini düşünerek millete pişmanlık şansı verir gibi ülkeyi yeniden seçime sürüklediler. 

Bunu yaparken de yine an ahlaksız, en sinsi ve üç kâğıtçı oyunlara başvurdular.

Koalisyon sürecinde çok istekli görünen bir CHP vardı. 14 ilkeyle yola çıkıp 5 ilkeye kadar indirime gitmiş, hatta "Görüşmelerde hiçbir kırmızıçizgimiz yoktu" sözüyle yelkenleri tamamen suya indirmişlerdi. Ne var ki iradesi Erdoğan'a ipotekli olan Davutoğlu sarayın "İntihar edersin" tehdidiyle CHP ile koalisyon kurmaya yanaşmadı.

MHP ile yapılacak koalisyon görüşmesinden bir gün önceyse Tayyip Erdoğan'ın eski metin yazarı sahneye çıktı ve koalisyonu olgunlaşmadan bitirebilmek için MHP lideri Sayın Bahçeli'ye ağza alınmayacak hakaretlerde bulundu.

Bunu kendi iradesi ve düşüncesiyle değil ruhunun avret yerlerini feda ettiği sarayın emriyle yapmıştı.

Çünkü kurulacak koalisyon Kaçak Saray'daki zat için felaketin başlangıcı olacaktı. 

Başbakan Ahmet Davutoğlu da partisinin Genişletilmiş İl Başkanları toplantısında "Ramazan bayramında hepiniz şunu söylediniz, aman sayın başbakanım koalisyon yapmayalım seçime gidelim biz hazırız." sözlerini kullanarak AKP'li yöneticilerdeki tekrar seçim isteğini açığa vurdu.

Hal böyleyken nasıl oluyor da ülkeyi tekrar seçime sürüklemek MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli'ye ihale ediliyor sorusunun cevabı AKP'nin seçmene reva gördüğü aptal muamelesiyle açıklanabilir.

Yanaşma basınının ve saray güdümlü vekillerin diline pelesenk ettiği "HDP'lilerin Bakan yapılması MHP'nin suçudur" sözleri de AKP'nin ahmak avındaki son kirli kozu olmuştur.

 "Öcalan Türkiye'nin önünü açıyor",  "Öcalan'ın mesajları bizim de düşüncemiz", "Öcalan'ın olayları okuma kabiliyeti ve tecrübesi var" ifadeleriyle İmralı'daki hainbaşına dalkavukluk sırasına girenler ülkücülermiş gibi MHP'yi HDP'nin güçlenmesinin mesulü olarak yaftalıyorlar.

Sanki Habur'dan PKK'lıları davul zurnayla indiren, Aynel Arap'ı işgal eden PKK'ya selam yollayan, "PYD bizim için meşrudur" diyen, Oslo'da Türk devletinin şerefini masada bırakan, Dolmabahçe'de PKK ile dünya evine giren, "HDP'yi biz güçlendirdik" sözlerinin sahipleri ülkücülermiş gibi amiyane tabirle salağa yatıyor ve milleti salak yerine koyuyorlar.

Bunu yaparken de Türk milletini görmeyen, görse de anlamayan, hafızası hipnozla boşaltılan bir köle tasavvuruyla hayal edip ayyuka çıkan şerefsizliklerini her zamanki usulle yutturabileceklerini sanıyorlar.

Fakat gaflet uykusundan uyananın bir daha gözlerini yummayacağını, Türk milletinin AKP tasallutuna artık geçit vermeyeceğini bir türlü anlayamadılar, anlamak da istemiyorlar.

Makaleyi Hemen Yorumla