ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
KIYIYA VURAN ÇOCUK ASLINDA BOP'UN NE OLDUĞUNU GÖSTERDİ / İsmail Özdemir 490 okunma - 07 Eylül 2015

Bodrum'da kıyıya cansız bedeni vuran 3 yaşındaki Aylan aslında başlı başına Ortadoğu ve İslam coğrafyası için hesap edilen geleceğin açık bir fotoğrafıydı.

Bununla beraber cansız bedeni tüm insanlığa da mesaj verir nitelikteydi.

Aslına bakarsanız sadece Suriyelilerin vatanlarını terk etmek zorunda kaldığını söylemek yanlış olur.

Bugün benzer sorun Kuzey Afrika'dan başlayıp Orta Asya'nın içlerine kadar uzanıyor.

5. yılını geride bırakan Suriye iç savaşından kaçanlar akın akın başka ülkelere ama özellikle Avrupa'ya doğru göç etmeye çalışırken yaşanan dramlarsa doğrusu herkesin yüreğini acıtıyor.

Peki, bunun sorumlusu kim?

Ülkelerinde mülteci istemeyen ve bunu tıpkı Macaristan Devlet Başkanı Victor Orban gibi Avrupa genelinde Müslüman nüfusun yayılmasından endişe duyan Avrupalılar mı?

Beşar Esad gibi iç savaşın bir tarafındaki zalim devlet başkanları mı yoksa insanlıktan nasibini almamış sözde muhalif gruplar mı?

Soruna çözüm bulup, ortak akıl geliştiremeyen uluslararası çevre mi?

Yoksa İslam coğrafyası üzerinde hesap yapan, plan ve proje üretenler mi?

Hemen hepsi bugünkü sorunun asli müsebbiplerindendir.

Ancak İslam ülkeleri üzerinde hesap yapanların günahının daha çok olduğu tartışmasız bir gerçektir.

Nedeni ve sonucu son derece açık.

Lütfen dikkat buyurun…

* * *

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin 2014 yılı için yayınladığı verilerde dünya genelinde 59,5 milyon kişinin evinde olmadığı yani kendi vatanından kopmuş halde yaşadığı tespit edilmiş.

Sadece 2014'te yaklaşık olarak 14 milyon kişinin evlerinden kaçmak zorunda kaldığı da aynı raporda ifade ediliyor.

Yaklaşık olarak 4 milyon Suriyelinin ülkelerinden ayrıldığı ve 2 milyona yakının sadece Türkiye'de bulunduğu da vurgulanıyor. 

Böylesine yüksek bir sayıya ulaşılmış olmasının tek sebebi ise ülkelerde yaşanan savaş ve çatışmalar.

Bu ülkelerin başında ise Suriye, Irak, Yemen, Libya, Afganistan, Mali, Nijerya, Fildişi Sahili ve Somali gibi ülkeler geliyor.

Dikkat ediyorsanız ismi anılan bu ülkelerin hemen hepsi nüfusunun ağırlıklı olarak Müslümanların oluşturduğu ülkelerdir yani bir başka deyişle İslam ülkelerinin ağırlıklı bir kısmını kapsıyor.

Böylesine acı bir tablo eminim herkeste aynı çağrışımı yapmıştır.

Gelinen noktada kuşku yok ki Müslümanların çoğu kendi vatanlarını terk etmek zorunda kalmışsa böylesine acı bir durum "22 İslam ülkesinin sınırlarını ve rejimlerini değiştireceğiz" sözü ile ABD tarafından başlatılan ve AKP'ye de kanlı hesapların güdüldüğü politikalarda eşbaşkanlık verilen BOP'un kesin bir sonucudur.

Dolayısıyla sorumluluk hanesine isimleri yazılacak olan on milyonlarca Müslümanın vebalini boynunda taşıyanlar ilk olarak BOP ve onun taşeronlarıdır demek kesinlikle yanlış olmayacaktır.

Hırsız elbet ki suçludur ancak böylesi acı bir durum karşısında ev sahiplerinin de kendilerini sorgulaması gerekir.

Bu sorgulama sadece iç çatışmaların taşındığı ülkelerde değil, tam aksine tüm İslam âlemini içerisine alan bir derinlikte olmalıdır.

* * *

Huzurun, adaletin ve barışın hüküm sürmesi gereken topraklarda neden vahşet, terör ve adaletsizlik yaşanıyor sorusu doğrudan doğruya tüm İslam âlemini ilgilendiriyor.

Zira dinimizde hiçbir koşulda yeri olmayan anlayışların ve terör dalgasının, yine sözde dini referanslar kullanılarak referanslaştırılması bugün olmasa bile yarın tüm İslam âlemini ve beşeri medeniyeti etkileyebilecek diğer olumsuzluklara kapı aralayabilir.

Türkiye'nin buna öncülük ederek tüm İslam ülkelerinin bir araya gelerek bu ortak soruna çözüm aranmasını sağlayacak mekanizmaları hayata geçirmesi gerekir.

MHP Lideri Devlet Bahçeli geride bıraktığımız Ramazan Bayramı'nda, MHP Genel Merkezinde düzenlenen bayramlaşmada bu duruma dikkat çekerek İslam ülkelerinin hükümet ve devlet başkanlarının, âlimlerinin mutlaka bir İslam coğrafyası şurası toplayarak İslam coğrafyasındaki olumsuz gidişatı önleyebilmenin, sorunları çözebilmenin yolunu araması gerektiğini belirttiği konuşmasında "Türkiye Cumhuriyeti devleti de İslam coğrafyasının en önemli, etkin ve güçlü bir devleti olarak bunda öncülük yapmalı, mutlaka bir çözüm yolunu, Türkiye'nin bulması gerektiğini, Müslümanlara anlatarak, onlar arasındaki dayanışmayı, güç birliğini sağlaması gerekmektedir. Bunun artık zamanı geçmektedir. İslam ülkelerinin ve Müslüman kardeşlerimizin, inanmış insanlarımızın bunlara tahammülü kalmamıştır." demiştir.

Evet, bu sorun tüm insanlığın sorunu ama öncelikle İslam ülkelerinin sorunudur.

Eminim bu sorunu İslam ülkeleri çözerse bu defa şu soruyu kendilerine sorma gereği hissedeceklerdir: Dünyanın en zengin ve küresel koşulları etkileyecek yer altı kaynakları bizde, önemli enerji nakil hatları da bizim kontrolümüzdeki alanlarda; o halde neden dünyayı şekillendiren hep İslam ülkeleri olmuyor da başkaları oluyor?

Kim bilir belki de asıl niyet, İslam coğrafyasının bu soruyu aklına getirmeyeceği çetinlikte şartlara maruz bırakılmasıdır!

Dediğimiz gibi hırsızın suçu olsa da önce ev sahibi nerede yanlış yaptım diye düşünmelidir…

Makaleyi Hemen Yorumla