ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
İHANETİ YÖNETEN VE UYGULAYAN İKİLİ: AKP & HDP - Hüseyin Özkan / Konuk Yazar 1415 okunma - 13 Ekim 2015

Evettttt....
Ülkemizin geldiği bu nokta da birkaç karalama da ben yapayım dedim.
7 Haziran'dan bu yana istediğini alamayan (Başkanlık) bir AKP ve istediğini alamayan (Öcalan'a Özgürlük) bir HDP görüyoruz. İstediğini alamayan bu iki zihniyet, gözüne kan oturmuş cani gibi saldırganlaştı ve ülkemizi iç savaşın eşiğine el birliği ile getirdi.

Şimdi....
Bu iki partiyi ve gölge oyunlarını gözardı edenler, görmek istemeyenler ve hatta gönül verenler için hatırlatmakta fayda var.

AKP ve DTP yani bugün ki HDP 2009 yılında açılım-saçılım muhabbetini bugüne kadar beraber el ele kol kola getirdiler.

Önce TRT Kürtçe, sonra Kürtçe Fakülte derken dağda taşta yazılı gördüğümüzde gururlandığımız "Ne mutlu Türk'üm diyene" yazılarını bunlar birlikte kaldırdı. 
Yetmedi Bayrak Şairimiz Merhum Arif Nihat Asya'nın Bayrak şiiri ders kitaplardan kaldırıldı, Yetmedi "Andımız" yine bu iki partinin el birliği ile okullarımızdan kaldırıldı.
Yetmedi diye tonlarca şey sıralanabilir. Hatta şöyle bir örnekle de bunu kanıtlayabiliriz;

Şubat 2015 Yer: Atatürk Havaalanı Erdoğan: "Ne istediler de verilmedi" diyerek aslında herşeyi özetliyor.

Biz yine de örneklerimize devam edelim.
İçanadolu'nun çoğu köyünde kanalizasyon bile bulunmazken, Doğu ve Günaydoğu'da olan olanaksızlıklardan bahsedip bölgede yaşayan vatandaşlarımızın aklına bir fitne saçıp, bölge halkını bölücü örgütün ve HDP'nin kucağına itip Devletin varlığını ve birliğini hissettirmeyi bir kez aklından geçirmeyen, meclis kürsüsünde projeye hizmet eden ilgili bakanları; "Kürdüm diyene ne hakkı varsa vereceğiz, eğitim hakkı, kültür hakkı ne varsa vereceğiz..." diyerek fitneyi alevliyordu..

Öte yandan "yıkımdan sorumlu bakan" Beşir Atalay;
Doğu ve Güneydoğu'daki vatandaşlarımızı ötelemenin de bir adım önüne geçerek, kürtlere en büyük zulmü yapan bölgeye kan kusturan bir bebek katilinin kucağına bölge halkını adete itiyordu; "Öcalan Kürtlerin Lideridir" diyerek...

Yine aynı bakan; "Öcalan Süreç için çok önemli bir rol üstleniyor" diyerek sürecin kilit isminin "Öcalan" olduğunu fısıldıyordu. Sırrı Süreyya'da bu arada boş durmuyor; "Sürecin Mimarı Öcalan Müteahhiti Erdoğan'dır" diyerek yıkımdan sorumlu bakanı doğruluyordu.

Liderimiz Devlet BAHÇELİ ile girdiği "Şeref" polemiğinden bozguna uğrayanlar, haysiyetini de OSLO görüşmelerinde bırakıyordu.

2013 Nevruz'unda bebek katilini "Barış Elçisi" gibi pof poflayan havuz medyası ve kiralık kalemleri de anımsarsınız... Yıkımdan sorumlu bakan yine rol kaparcasına "Öcalan'ın mesajları bizimde düşüncemiz" ihanetin boyutlarını gözler önüne seriyordu.

Dolmabahçe deklerasyonu da hala zihinlerdeki tazeliğini koruyordur umarım.
AKP-HDP ittifakının en büyük kanıtı olarak kameralar karşısına geçen heyet İmralı'dan aldıkları talimatları büyük bir heyecanla devletin ajansı (AA) üzerinden milletimize takdim ediyorlardı.

Jandarma Genel Komutanlığını binbir bahane ile bünyesine katan ve "100-150 kişilik pkk'lı grubu görseniz bile kurşun sıkmayacaksınız" diyen bir İçişleri Bakanı ve bakanlığını da bu millet unutmamıştır(!), hatırlatmaya da lüzum yoktur herhalde....

S'akil' Adamlar heyeti yurdun muhtelif yerlerinde toplantılar düzenleyerek bölünmeye, ayrışmaya ve katıldıkları toplantılarda "bebek katili" apo güzellemesi yapmaya da son sürat devam etmişlerdi ve bölücü örgüt liderinin ev hapsini ve aslında o kadar da kötü olmadığını(!) zırvaladılar.

Bunun peşi-sıra Bekir Bozdağ'dan "Öcalan'ın ev hapsine yeşil ışık" haberleri manşetlerimizi süsledi.

"Öcalan bunları görse sopa ile kovalar" diyerek bölücü örgütün başına duyduğu özlemi ve hasreti dile getiren bakanları da biliyoruz.

Daha niceleri var da fazla başınızı şişirmeyelim...

Özetle;

Türkiye'nin ayağına pranga olan bu iki parti, 7 Haziran seçimlerini tekrarlatarak ve milleti sokağa çıkamayacak vaziyete getirerek en azından oylarını muhafaza etmek ve istedikleri iki şeyi almak istiyorlar bunun içinde her yol mübah...

AKP belki tarihinin adeta "varolma-yokolma" seçimine girerken meydan da bir tane aracının dolanmaması veyahut eskisi kadar olmamasının sebebini merak ettiniz mi ? Havuz ve Çamur Medyasını ardına alarak algı operasyonları ve iftiralarla MHP'yi yıpratmak ve milliyetçi oyları devşirmek...

Bundandır Tuğrul Erdoğan'ın bu çirkefliği, yüzsüzlüğü ve satılmışlığı...
Bundandır seçim hükümeti ile kapısını çaldıkları MHP'ye koalisyona "hayır" dedi iftirası...
Bundandır 1997 yılından bu yana neye dikkat çektiyse hangi konuda uyardıysa "Haklı" çıkan MHP Lideri Devlet BAHÇELİ'ye saldırmaları...

Bundandır 1 Kasım seçimini sokağa taşımamak ve insanlara yaka silktirip "lanet olsun" "bu kan dursun" dedirterek kendilerine olan nefreti oy olarak toplama çabası.

7 Haziran'dan bu yana bir tane bebek katilinin açıklamasını okuyan duyan gören var mıdır ?

Göremezsiniz çünkü plan tıkır tıkır işliyor. Adını açılım koydukları ihanetin son aşamasına gelindi,

Bundandır MHP'nin Çözüm Süreci bitsin talebinin reddi...
Bundandır MHP'nin Anayasanın ilk dört maddesine dokundurmam demesine tepkileri...

Siz bakmayın Demirtaş'ın yalandan efenlenmesine, "Seni başgan yaptırmayacağız" dediğine şu şartlarda belki en çok Demirtaş O'nun "Başgan" olması ve "Öcalan'ı serbest bırakma rüyası" için can hıraş çalışıyor.

Ama şurası unutulmasın ki MHP Lideri Sayın Devlet BAHÇELİ ve Türk Milliyetçileri varolduğu sürece;

SİZE BU ÜLKEYİ BÖLDÜRMEYECEĞİZ.
SİZE BU ÜLKEYİ BÖLDÜRMEYECEĞİZ.
SİZE BU ÜLKEYİ BÖLDÜRMEYECEĞİZ!

Ne mutlu Türk'üm diyene!

Makaleyi Hemen Yorumla