ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
TEHDİT VE ŞANTAJ SEÇİMİ / Bahadır Çoban 530 okunma - 19 Ekim 2015

Hollywood'un gerilim dizileri gibi…

Her sezon finali yaklaşırken gizemli bir düşman ortaya çıkıyor.

Bu gizemli düşman AKP'nin gelecek sezondaki reytingini yüksek tutmak için mağduriyet üstüne mağduriyet yaratıyor.

AKP hep mağdur, mazlum ve masum!

Zaten AKP'nin iktidara geliş öyküsü yine bir mağduriyet filmiyle; "minareler süngü, kubbeler miğfer" diyen Recep Tayyip Erdoğan'ın okuduğu şiir yüzünden hapse atılmasıyla başladı.

2007 Genel Seçimlerinden önce şapkadan tavşan çıkarır gibi e-muhtıra yayınlayan Yaşar Büyükanıt'ın hediye ettiği mağduriyet, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP öncülüğünde yürütülen 367 kriziyle birleştirilince AKP için yeni bir nimetin kapısı aralandı.

Sen misin dindar(!) cumhurbaşkanı seçtirmeyen!..

AKP'nin oy oranı 2002 seçimlerine kıyasla 12 puan birden yükseldi.

2009 Yerel Seçimlerinde Filistin davası imdada yetişiyor,  "One minute" mizanseniyle sahnelenen İsrail düşmanlığı AKP'nin kapatılma davasıyla paralel yürütülerek yeni bir mağduriyet atmosferi oluşturuluyordu.

2011 Genel Seçimlerinde muhalefet partileri üzerinden yürütülen kaset tuzağı AKP'nin sözümona ahlaki farkındalığını ön plana çıkardı ve "Herkes kötü, AKP iyi" tezini işledi.

Eğer 17/25 Aralık yolsuzluk olayları 2014 yerel seçimlerine az bir süre kala patlak vermeseydi 7 Haziran 2015 seçimlerinin AKP'de yarattığı sert düşüşü daha önce görebilirdik.

Çünkü seçime kısa bir zaman kala yapılan operasyonlar ile internete düşen ses kayıtlarının etkisi AKP'nin elinde bulunan medya ve devlet gücünün karşı propagandasıyla asgari düzeye indirgendi.

"Montaj, dublaj, paralel" anahtar kelimeleriyle AKP günü kurtarmayı başardı!

Fakat yeni bir gerçekle daha yüzleşmeye başladılar.

Millet artık AKP'nin mağdur ve mazlum rollerinden bir hayli sıkılmaya başlamış, "aldatıldık, kandırıldık, biz yapacaktık ama engel oldular" kabilinden zokaları yutmaz olmuştu!

7 Haziran 2015 seçimleri AKP'nin mağduriyetten yoksun, masumiyetten uzak girdiği tek seçimdir!

Onda da 9 puan birden kaybederek tek başına iktidarı yitirdiler.

Baktılar iş ciddi. Millet artık mağduriyet numaralarına aldanmıyor, o zaman milleti mağdur etmeye başladılar.

Önce "400 vekil verin bu iş huzur içerisinde çözülsün"  diyerek tehdit ve şantaj yöntemiyle milleti sindirmeye çalıştılar.

Millet 400'ü vermeyince bombalar patlamaya, vatan toprağı Mehmetçik kanıyla sulanmaya başladı.

Sonra 7 Haziran'dan beri süregelen kaos ortamının ve kan deryasına dönen memleketin bu hale gelmesinin sorumluluğunu 400 vekil vermeyen millete "400 vekil olsaydı bunlar olmazdı" sözleriyle yüklediler.

Açıkçası 100'ün üzerinde cana mal olan Ankara'daki canlı bomba saldırısından sonra aklıma ilk gelen senaryo PKK'nın HDP'ye seçim öncesi mağduriyet yaratmaya çalıştığıydı.

Ne de olsa AKP tarafından beslenip büyütülen HDP'liler beslendikleri yerden mağduriyet temalı oy avcılığını da öğrenmiş olabilirdi!

Fakat gördük ki patlayan bomba HDP kadar AKP'nin de işine yaradı.

HDP patlayan bombaların hedefine partisini koyarak, AKP ise istikrarsızlığın neticesini terör eylemlerine bağlayarak kan ve gözyaşı üzerinden siyaset devşirmeye başladı.

Bu nedenle, her ne kadar kamuoyunda IŞİD algısı yaratılsa da, bana göre patlayan bombaların perde gerisinde sıkı bir AKP-HDP işbirliği mevcuttur.

1 Kasım seçimleriyse erken seçim olma özelliğini çoktan yitirdi, tehdit ve şantaj dolu zorlama bir seçim hüviyetiyle tarihteki yerini alacaktır.

Makaleyi Hemen Yorumla