ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
Sosyal Yaşam Döngüsünde Ülkücü Duruşu / Gökay Düzay 1071 okunma - 20 Ekim 2015

Yaşımız kaç olursa olsun halkımızın büyük bir kısmı bilgisayardan olmasa da cep telefonlarından, tabletlerinden sosyal medya ile haşır neşir bir durumda.

 

Bu siber sosyalleşme ile ülkemizde ki siyaset, spor adamlarının artışı, belediyecilik konusunda oy vermekten öteye gitmeyen bireylerin atıp tuttukları, eğitimcilere işlerini yapamadıklarını sinkaflı sözlerle dile getirdikleri, bilgi kirliliği son derece fazla olan bir  tahtanın oluşumuna vesile olmuştur.

 

Doğum günlerimiz, özel günlerimiz, konserlerimiz, kurultaylarımız, toplu tepkilerimiz dahi sanal bir hale bürünüp, buradan işleyişine devam etmektedir.

 

Hal böyle olunca insan gruplarında sosyal hareketlilik gittikçe artmaktadır. Çeşitli nedenlerden dolayı tarih nezninde bir araya gelen topluluklar, birlik ve beraberliklerini meydanlarda dile getirmekten ziyade klavye başında tamamlamaktadır.

 

Sosyalleştikçe herşey değişir.

 

İmkanlar değişmese de –miş gibi yapılarak sosyal statüde bir üst tabakaya hitap etme yarışı son hızda surer.

 

Türk tarihi ve destanını sıradan bulanlar,Greko-Latin tarih ve destanlarına hayranlık duyarlar. Ceplerinde Hemeros’u, evlerinde Romüs ve Romülüsü emziren Roma’nın dişi kurt heykelini bulundurmaktan gurur duyarlar diger tarafta Türk’ün Bozkurt’una alerjik reaksiyon gösterirler.

 

Giyimleri kuşamları, yemeleri içmeler, dans ve müzikleri değişir. Komşumuza koktu diye bir tabakta onlara veren nesillerden, yediğini içtiğini fütursuzca herkese afişe eden sosyal nesile yelken açtığımız günlerdeyiz.

 

Hayatlarımız sosyal düzen ile farklı bir yöne doğru giderken tabakalaşmanın önüne geçilemez bir durumdur.

 

Aynı fikirde olmak, çevremizi genişletmek, kişisel çıkarlarımızı desteklemek için günlük olarak fikir ve ideoloji değiştirdiğimiz günlere “günaydın” diyoruz her sabah.

 

İdeolojik fırıldaklığın en büyük şahididir sosyal medya.

 

Olumsuz örnekleri ne kadar çokta olsa, birbirimizi tanımak ve davamızı olması gerektiği gibi yaşayanların varlığını meraklılarına kanıtlamak için büyük bir araçtır.

 

Böyle değilse bile biz kendimizi ve davamızı ifade etmek için en büyük araç olarak görmek zorundayız.

 

Tüm çalışma ve gayretlerimizi çağa uygun, bugünü ve yarını yakından takip eden, gerektiği zamanlarda doğru tepkileri yerinde ve zamanında veren bireyler olmak hepimizin boynunun borcudur.

 

Otururken kalkarken, ibadet ederken, yemek yerken, yolda yürürken, ders işlerken birer örnek teşkil etmemiz gereken biz Ülkücüler, sosyal medya üzerinde de aynı hassasiyet ve doğruluk ile hayatını idame ettirmek zorundadır.

 

Hergün, her olayda farklı bir maske takan, işine geldiğinde tepki veren, işine gelmediğinde duymamazlıktan ve görmemezlikten gelen tiplerin varlığına inat, bizlerin de bu arenada var olduğunu ve her ne olursa olsun dik duruşumuzdan ve dorularımızdan taviz vermeyeceğimizi cümle aleme göstermek zorundayız.

 

Ayrıca,

 

Sosyal şebeklerin unuttuğu birşey var;

 

Bozkurt; hiçbir zaman Türk’ün Totemi olmamıştır.

 

Bu anlayış ve düsturu kişisel görev ve sorumluluklarımız bilip, oy sandıklarında vicdanımızın ve ahlakımızın bizi işaret ettiği MHP’ye oyumuzu vererek, çocuklarımızın geleceğini garanti altına almak zorundayız.

 

Zira bizim hayalimizde sıfırladığımız paraları, villaları, lüks cipleri kaybetmek yerine mahsülümüzün nasibize düşüreceği hasat,  alın terimizin şükür sebebi, nasırlaşan ellerimizin bize sunacağı ekmek parasının boğazımızdan geçireceği helal lokma kaygısı vardır.

 

Bu vesile ile seçimlerin Yüce Türk Milletine hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ederim.

Makaleyi Hemen Yorumla