ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
'HAYIR'SIZ EVLAT EMİN PAZARCI / Kadir Yıldız 513 okunma - 24 Ekim 2015

Akşam gazetesi yazarı Emin Pazarcı 22 Ekim tarihinde "Mister No" başlığı altında, akşamdan kalma bir üslupla MHP'nin geçmişten günümüze sürdürdüğü sözde "hayırcı" politikasını kaleme almış, 57. hükümetin kurulma aşamasından günümüze kadar MHP'nin nelere hayır dediğini yazmıştır. MHP'nin "hayır" dediği ve milletin hayır bulduğu o süreci, Emin Pazarcı kendisine yakışır bir üslüpla eleştirmiş ve milletimizin hayrına vesile olan siyasi ve milli duruşumuzu karalama hevesine düşmüştür.

***

MHP, 46 yıllık siyasi çizgisinin hiç bir döneminde kırılma yaşamamıştır. Bugün, "önce ülkem ve milletim" diyerek hareket eden MHP, 57. hükümet döneminde de aynı tavrı sergilemiştir. 57. hükümet kurulurken 28 Şubat'ın ayrılıkçı ve toplumsal yarılmalara yol açan kırıntılarından Türkiye'nin kurtulması için Sayın Devlet Bahçeli, Tansu Çiller ve Necmettin Erbakan'a "biraz dinlensinler" demiştir.

***

Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu toplumsal mutabakatın sağlanması için DSP-MHP-ANAP koalisyonu kurulmuştur. 1999 seçimlerinde DSP % 22,19, MHP ise % 17,98 oy almıştır. En çok oy alan iki siyasi parti koalisyon da yer almış ve toplumun büyük bir kesiminin hükümette temsil edilmesini sağlamışlardır. Sayın Bahçeli, AKP-CHP koalisyonu kurulsun derken de aynı düşüncelerle bunu dile getirmiştir. 13 yılda oluşan toplumsal ayrışmanın, tekrar bir mutabakat zemininde buluşması için toplum kesiminin en çok oyunu alan iki siyasi partinin, yani AKP ve CHP'nin koalisyon kurmasının faydalı olacağını ifade etmiştir.

***

57. hükümet kurulurken MHP yine ilkelerini ortaya koymuş ve bu ilkeleri DSP'nin kabul etmesini sağlamıştır. MHP'nin DSP ile koalisyon hükümetinde yer almasını eleştirenler Rahşan Ecevit'in MHP'ye yönelik "eli kanlı katiller" sözünü sürekli ön plana çıkarmaya çalışmışlar ve "bu sözü söyleyenlerle koalisyon kurdunuz" denilerek MHP eleştirilmek istenmiştir. Oysaki, MHP koalisyon kurmadan önce Rahşan Ecevit'in özür dilemesi gerektiğini söylemiş ve Rahşan Ecevitte ülkücülerden özür dilemiştir. Yani, MHP bu konuda da taviz vermemiştir.

***

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise yine siyasi iradenin ortak bir adayının olması ve Cumhurbaşkanı adayının her partiye eşit davranması gerektiği ilkeleri üzerinde durularak Ahmet Necdet Sezer Cumhurbaşkanlığına aday gösterilmiştir. O dönemin şartları dahilinde tüm siyasi görüşlere eşit mesafede olan ve toplumun tüm kesimi tarafından kabul görecek bir adayın belirlenmesi gerektiği kanatine varılmıştır. Sadi Somuncuoğlu'nun aday gösterilmeme sebebi de budur. Türkiye 28 Şubat'ın durgunluğunu, tedirginliğini ve yıpranmışlığını yaşarken toplumsal onarımın sağlanması için meşru sınırlar içerisinde her görüşün kabullenebileceği tarafsız bir aday belirlenmiştir. Sadi Somuncuoğlu ise kendisinin aldığı kararla adaylığını açıklamış, parti disiplin ve politikalarına aykırı hareket ederek sadece halt etmiştir.

* * *

Pazarcı, "Mesela, Alparslan Türkeş hayatı boyunca Başkanlık Sistemini savundu. Her fırsatta 'ülkenin kurtuluşu' olarak gösterdi. Yazdığı 'Temel Görüşler' isimli kitapta bu sisteme yer verdi. Bahçeli, ona da 'hayır' dedi" diyor. Sayın Bahçeli, Erdoğan'ın getirmek istediği başkanlık sistemine hayır derken onun tiranlaşmasından kaynaklanan bir durumun önüne geçmek istemiştir. Çünkü başkanlık sistemi birilerinin egolarını tatmin edeceği ve "dediğim dedik, çaldığım düdük" diyeceği bir sistem değildir. Bugün başkanlık sistemi altında getirilmek istenen budur.

***

Pazarcı, yazısının başka bir bölümünde ise "MHP tabanının ve ülkücü hareketin savunduğu 9 Işık'ta bir Hürriyetçilik ve Şahsiyetçilik bölümü vardı. Bahçeli'nin 'hayırcı' yaklaşımı onu da ortadan kaldırdı. Var mı bugün parti içinde hür bir şekilde konuşabilen? Sinan Ogan misali, konuşan kendisinin kapının önünde buluyor" diyor.  Kendi adının bile anlamını bildiğinden emin olmadığımız Pazarcı, şahsiyetçiliğin ne demek olduğunu bile bilmiyor. Bugüne kadar şahsiyetli bir duruş sergilememiş birisinden de zaten şahsiyetçiliğin manası bilmesini beklemiyoruz. Ama söyleyelim; MHP, bir şeye hayır diyorsa, onun sebebi zaten 9 ışık ile hareket ettiğindendir. Şahsiyetçilik, ülkenin ve milletin geleceği adına sergilenen dik bir duruştur. Ülkenin geleceğini karanlık bir müfrezeye hapsedenlerin gidişhatına hayır demek şahsiyetçiliğin can damarını oluşturur. Sayın Bahçeli bu bakımdan; çözüm sürecine, 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet olaylarının üzerinin örtülmesine, Cumhurbaşkanı'nın anayasal sınırları çiğnemesine ve anayasanın ilk 4 maddesinin tahrip edilmesine hayır demiştir. Pazarcı da dahil olmak üzere bunlara "evet" diyen herkes şahsiyetsizdir. MHP, 46 yıllık mazisinde bir an olsun demokrasiden sapmamıştır. Parti disiplin ve ilkelelerine aykırı hareket etmek de demokrasi demek değildir. Sinan Oğan'da bu çerçeve de değerlendirilmelidir.  

* * *

Pazarcı, 7 Haziran sonrası "herşeye hayır" dememizin MHP tabanında sıkıntı yarattığını ifade etmiştir. Sayın Bahçeli'nin 7 Haziran sonrası izlediği politika Pazarcı'nın dediğinin aksine MHP tabanında oldukça olumlu karşılanmıştır. Çünkü, MHP "herşeye hayır diyen" bir politika izlememiştir. Sayın Bahçeli'nin, Türkiye'nin geleceği adına ortaya koyduğu 4 ilkeye hayır diyenler MHP tabanında tepkiyle karşılanmıştır. Doğrudur! Çünkü MHP'ye oy veren vatandaşlarımız; çözüm sürecinden, 17-25 Aralık olaylarından, Cumhurbaşkanı'nın sınır tanımayışından ve Cumhuriyetin temellerine koyulmak istenen dinamitten rahatsızdır.  

***

Pazarcı, "Artık eskisi kadar kolay milliyetçilik ticareti yapılmıyor!" diyor. Emin Pazarcı'nın burada bilmesi gereken husus, milliyetçiliğin ticaretinin yapılamayacağıdır. Çünkü, Milliyetçilik alınıp satılan bir meta değildir. Milliyetçilik, Türk milletinin geçmişi ile geleceği arasında milli bir köprü kurulmasını sağlayan çelikten bir halattır. Emin Pazarcı gibi tiplemelere de bu pazarda yer yoktur.

Makaleyi Hemen Yorumla