ANASAYFA BİYOGRAFİ MAKALELER MANŞETLER ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
DAVUTOĞLU YOK HÜKMÜNDEDİR / Bahadır Çoban 546 okunma - 23 Ekim 2015

Ülke içinde nefes alıp veren cümle canlının padişah malı sayıldığı dönemlerde padişahlar ülke yönetimine pek karışmaz, devleti sadrazamlar idare ederdi.

Padişah son söz üzerinde mutlak karar verici olan tek hükümran, sadrazam padişahın yerine ülkeyi yöneten vekil-i mutlaktı.

Kimi sadrazamlar var ki isimleri çoğu padişahtan fazla bilinir. Çandarlı Halil, Köprülü Mehmet, Makbul İbrahim, Sokullu Mehmet Paşa tarihe birçok padişahtan daha fazla iz bırakan sadrazamlardır.

Mesela Emin Fahrettin Özdilek, Nihat Erim, Bülend Ulusu gibi isimler yakın tarihimizde başbakanlık yapmış olmalarına rağmen millet hafızasında yer edinememişlerdir.

Darbe ve muhtıra dönemlerinde ya vekâleten görev almışlar ya da iradeleri darbe despotizminin baskısı altında silik kalmıştır.

Başbakan Ahmet Davutoğlu da silik başbakanlar listesinde üst sıraları zorlayan bir siyasi mizaca sahiptir.

Devlet yönetiminde liyakat esastır, lakin Davutoğlu başbakanlığa getirilirken belirleyici kriter Recep Tayyip Erdoğan'ın hususi düşmanı olan Gülen Cemaati'ne karşı Davutoğlu'ndaki mücadele azmiydi. Millete değil Recep Tayyip Erdoğan'a hizmet için seçilmiş bir başbakan…

***

Davutoğlu başbakanlık koltuğunda hangi amiller esasında süreklilik sağlayabileceğini bildiği için Recep Tayyip Erdoğan'ın çizdiği hudut hattından dışarı taşamaz. Hudut ihlalinin intihara eş olduğunu iyi bilir.

Bu nedenle Davutoğlu'na bağımsız bir karar alıcı figür yerine uzun adamın kısa gölgesi nazarıyla bakmak daha adil ve gerçekçi olacaktır.

Yine de hakkını yemeyelim… Birkaç defa huruç hareketiyle Erdoğan'ın üzerine gitmeye yeltenmişti.

"Şeffaflık yasası çıkaracağım" dedi mesela, çıkaramadı.

"Yolsuzluk yapanın kolunu keseriz" dedi, kesilen kendi sesi oldu.

Mit Müsteşarını milletvekili yapmaya kalktı, başaramadı.

Kendi listesiyle seçime girmeye çalıştı, zılgıtı yedi.

CHP ile koalisyona niyetlendi, "intihar edersin" tehdidini işitince vazgeçti.

***

Ahmet Davutoğlu'nun Recep Tayyip Erdoğan'la yaşadığı zıtlaşmalar aslında bir şeyi gösteriyordu. Davutoğlu hür bir iradeyle hükmetmek istiyor, lakin her teşebbüsü Recep Tayyip Erdoğan'ın karşı hamleleriyle geri püskürtülüyordu.

Yazının başında bir örnek vermiştim. Mutlakıyetle idare olunan memlekette padişahtan çok iz bırakan sadrazamlar vardı. Şimdi Cumhuriyet rejimi altında anayasa gücüyle idare ediliyoruz fakat yetkileri anayasa tarafından belirli sınırda tutulan bir cumhurbaşkanına karşı yetkilerini kullanmakta acze düşen bir başbakan var.

Davutoğlu Erdoğan'la girdiği güç yarışında aldığı manevi yaraların neticesiyle teslim bayrağını çok çabuk açtı ve hür iradesiyle istifa etmek varken saraya ipotekli, saray gölgeli bir başbakanlığa razı oldu. Özgül ağırlığını kabul ettiremeyen Davutoğlu Erdoğan gibi konuşmaya, Erdoğan gibi davranmaya, muhalefet partilerine Erdoğan taktikleriyle hücum etmeye başladı.

MHP'nin 4 milli ilkesine Erdoğan engeline takılarak evet diyemeyen Davutoğlu devlet gücünün sağladığı bütün imkanları arkasına alıp MHP'yi koalisyondan kaçan parti olarak yaftaladı.

Erdoğanlaşma sürecinin her kademesinde karakter asimilasyonuna uğrayan Davutoğlu akademisyen sıfatının irticalen yarattığı dürüstlük algısını bol keseden yalanlar savurarak tüketmiştir.

O yüzden Van mitinginde "AKP giderse Beyaz Toroslar gelir" diyerek halka alenen şantaj uygulayan Davutoğlu'nu hiç garipsemedim. Zira rol model olarak kanıksadığı Tayyip Erdoğan da "400 vekil verin, bu iş huzur içinde çözülsün" sözleriyle milli iradeyi tehdit etmişti.

Makaleyi Hemen Yorumla